araştırdıkça ve içine girdikçe korktuğum bilim. mesela kişilik bölünmesi diye bir şey, beyninde ikinci bir kişi oluşuyor. ve eğer o ikinci kişi dolabının içinde bir yaratık olduğuna inanıyorsa dolabı açtığında bir yaratık görüp kafayı yiyorsun. abi çok fena ya.
toplumsal şartların insanlar üzerindeki etkisini araştıran psikiloji dalıdır.
Belli başlı konuları;
Yardım*
Sosyal uyum*
itaat*
Toplum ve birey etkileşimi
Ön yargı
Hiddet
*Deneysel psikoloji
Bireylerin duyusal uyaranlara nasıl tepki verdiklerini, dünyayı nasıl algıladıklarını, nasıl öğrenip hatırladıklarını, duygusal olarak nasıl davrandıklarını, başarma arzusu, açlık güdüsüyle nasıl eylemde bulunduklarını anlamak, açıklamak ve kontrol etmek için araştırma yapmak, deneysel psikolojinin alanına girer.
(#2873204)
*Fizyolojik psikoloji
Psikilojiyi fiziksel şartlarda inceleyen dal.
Örneğin; dik oturmanın kişinin kendisini daha iyi hissetirmesi.
*Eğitim psikolojisi
Eğitim süreci içinde insanların nasıl öğrendiğini, eğitsel müdahalelerin etkinliğini, öğretimin psikolojisini ve sosyal psikolojisini araştıran ve konu edinen psikoloji içindeki bir alandır.
bir zamanlar eşcinselliği bile hastalık sayan psikoloji bilimi çevreden gelen baskılar sonucu bunu kutsal kitapları olan dsm'den çıkarmıştı. bu da demek oluyor ki psikoloji dönek bir bilim dalı. bunu sakın bana bilimin değişebilirliği ile açıklamaya çalışmayın. evet otoriteye bağımlı hareket eden ve onun kuralı dışına çıkamayan boktan psikoloji kendisini tanrı yerine koyarak insanlara sen hastasın sen değilsin diyerek bir hiyerarşi oluşturmakta ve toplumu katmanlara bölmektedir. ve çoğunlukla çoğunlukta olanlardan taraf tutmaktadır. son 200 yıldır ortaya çıkan bir eğitim!!! dalı nasıl da hemen en vazgeçilmez ve farkında olmadan sömürü aracı haline geliyor. inanılır gibi değil. kendisini insan ve hayvanları araştıran bilim dalı olarak tanımlayarak göz boyayan psikoloji perde arkasında inceleme dışında, deli damgasını koyma yetkisini farkında olmadan halk üzerinde çok güzel uyguluyor. ve bunu gibi bir çok bilim dalımız var malesef. aslında çok basit olan yaşantımızın içine edip onu kendi oluşturduğu paradigma ile anlaşılmaz kılmaya mahkum ediyor. psikoloji okuyan biri olarak hayata karşı cesur olun yeter. psikoloji daha askerliğin etik olmadığını söylemekten aciz bir anabilim dalı. insanlara faydalı olacağını nasıl düşünebiliriz. ki bir çok araştırmasını da otoriteyi nasıl ayakta tutabiliriz yönünde yapar psikoloji. bireyi nasıl susturabiliriz. gezi olaylarında halkın ayaklanması psikolojiyi feci korkuttu. bir sonraki sistemde yerini alabilsin diye hemen gezideki yerini aldı son günlerde. madem halkın yanında olduğunu söylüyorsun, o zaman neden ceza sistemi ile ilgili hiç bir araştırma sayın iki elin parmağını geçmiyor diye sorguladığım yalanı nesnellik üzerine kurulu bilim!!!! art bir de dalı!!! yok yani belki önemseyen yok ama eğer önemseyen varsa bunları da göz önünde bulundursun derim. beyaz yalan makinesi psikoloji.
ne hoş bir bölümdür o. senelerdir ilgi duyduğum bu mesleğe sahip olmalıyım diyorum her seferinde.
psikoloji cidden çok güzel bir meslek. insanların bilinmeyenlerini, sırlarını çözmek farklı mevzularla karşılaşmak, bilmecelerle dolu olan tıp olarak da geçen ama temiz iş olan, hele ki kendi ofisinizi kurup çevre de yaptıysanız yok artık sizin keyfinize.
kötü olan kısmı önceden TS den gidiliyordu oysa şimdi TM den giriliyor, hukuk bölümüne de yaptıkları gibi. zira bu bölümlerin matematikle herhangi bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum.
hayırlısı inşallah bakalım...
herkesin çat pat da olsa bir şekilde anlaması gereken bilim dalı. özellikle insanın toplum içindeki davranışları söz konusu olduğunda sosyal psikolojinin önemi artmaktadır.
Bu bölümü okuyorum dediğim zaman ayy ilk hastan benim o zaman derler. (kaç tane ilk hastam olacak bılmyorum bolümumu bilen herkes ilk hastam) bındık bı alamete gıdıyozz kıyamete.
artık bende kalmadığına emin olduğum şey. onlarca saçma sapan rüyanın üstüne böyle üçüncü uyanmam bu hafta. can sıkıcı bir boyut aldı artık ne yapıcam bilmiyorum.
"saçma sapan şeyleri kafanıza takmayın. küçük dertlerinizi büyütüp, aklınızı bulandırmayın. bu bir ''şükret'' mesajı değildir, sadece ''psikolojinizi güçlü tutun'' mesajıdır.
psikolojisine hakim olamayan birey, sistemin dayattığı psikoloji-psikiatri sektöründe tedaviye ve ilaçlara yönelebilir aptal gibi, en ufak sıkıntısında. mutlu olabilmek için, kendi kendinizi şartlamayın, bence düşünüp, üretebilmeniz başlı başına bir mutluluk kaynağıdır.
psikolojisini güçlü tutamayan birey, konformistliğe ve demogojiye-hem de ilk önce kendi kendine- kayar. sağlam adımlar atamaz, demoralize olur. isyan da edemez, üretim de yapamaz. psikolojisini güçlü tutamayan birey, fiziksel bağımlılık yapan maddelere kayabilir.
son olarak Max Stirner'dan bitireyim;
''Dünyaya gelmek bir şans meselesidir, bu şans herkesin yüzüne gülmez. Çok çekici, büyüleyici, kazanmadan elde edilen bu şans neredeyse hoş bir mucize kadar caziptir. ''"