ana rahmine düşüldüğü andan itibaren edinilen yaşantılar geleceği etkiler.
dışkısını yapması için baskılanan çocuk, dışkısını tutar, cimri olur der.
sağlıklı emzirilmemiş insanlarda "fiksasyon" dediğimiz takıntılardan biri olan oral fiksasyon baş gösterir. bu sürekli ağzınıza bir şey koyma ihtiyacınızı açıklar. örn: sigara içmek.
id - ego - süperego şemasını çizer.
ego'nun sanıldığı gibi "çok egolusun" tarzında kötülüğü yoktur tam tersine güçlü ego iyidir. çünkü ego id ve süperego nun istekleri arasında sıkışır. iki tarafı da idare edemediğinde savunma mekanizmaları üretir. üstteki diğer bilgilere yer yer katılsam da savunma mekanizmalarının oluşumu için mantıklı bulurum.
kurucusu freud'tur.
freud'un bazı sözleri vardır :
-bir insan bir yere bakmıyorsa orada ya bir şey vardır yada yoktur. bir yere hiç bakmıyorsa orada kesinlikle bir şey vardır.
freud, anneye bile mi cinsellik argümanıyla kötülenir. freud'un dayandırdığı şey ise erkeğin ilk olarak bir karşı cinsle tanışması, anneyle temasını oral yolla ve anne memesiyle kurması yüzündendir.
bu yaklaşım, davranışı, cinsel güdüler, toplumsal baskılar gibi bilinç dışı açısından ele alır. tedavi, her bireyin kendi geçmişini inceleyen vaka çalışması yöntemi kullanılır.
insanoğlunun doğuştan saldırgan olduğuna inanan freud'a göre insan cinsellik ve saldırganlık içgüdülerinin etkisinde davranmaktadır. toplum tarafından hoş karşılanmayan bu duygular bilinçaltına itilirler. bilinçaltına itilmiş isteklerin farkında olamayız, ancak onlar bizim davranışlarımızı etkilemeye devam ederler. zira, bilinçaltına itilmiş istekler orada kaybolup gitmezler, olumlu ya da olumsuz bir biçimde kendilerini ifade ederler.
psiko-analitik yaklaşım, dil sürçmesi, unutmalar , hatalar ve buna benzer davranışları bilinçaltındaki isteklerin ifadesi olarak kabul eder. freud, rüyaları da bilinçaltının uyrken bilinçüstüne çıkması olarak kabul eder.