her ne kadar laik devlet, dini, 'tanrı ile birey arasındaki ikili bir ilişki' olarak görse de dinsel etkinlik ve ritüeller bunun gerçekte böyle olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. islamın dinsel etkinliklerinden, kandilleri, oruç ayı ramazan'ı ve kadir gecesini, ramazan ve kurban bayramlarını toplumsal etkinlikler kategorisinde değerlendirmeyip tanrı ile kul arasında ikili bir ilişki olarak görmek düpe-düz körlüktür. üstelik, bu etkinliklerin amacı, toplumsal kaynaşmayı sağlamak, kardeşlik ve yardımlaşma duygularını kuvvetlendirmek iken.
sosyolojik tespitlerin bizlere kesin bir dille söylediği; toplumların yaşam biçimleri, dünya görüşleri, hukuki ve ahlaki değer yargılarının zamana bağlı olarak hızla değiştikleridir. bu gerçek doğrultusunda, yüzyıllar önce ve o dönemin yaşam biçimi, dünya görüşü, hukuki ve ahlaki değer yargılarına bakılırsa, belki de zamanının çok çok ötesinde hatta neredeyse, devrim niteliğindeki kurumlar ve kurallar, zamanın yıpratıcı etkisi karşısında değişmeye ve çağın gereklerine uygun olarak yeniden biçimlenmeye mahkumdurlar. bu durum, insan eli ve beyniyle kurgulanmış kurum ve kurallar için böyledir de kutsal olanlar için çok mu farklıdır? üzerlerindeki koruma perdesinin daha sağlam olduğu kesindir ancak bu, 'hiç bir şekilde aşınmayacaktır' anlamına gelmez.
hristiyanlık ve musevilik ile birlikte semavi dinler kategorisi içerisinde yer alan islam dini, insan yaşamını; diğer mevkidaşlarından çok daha fazla hatta en ince detaylarına varıncaya kadar yönlendirici ve düzenleyici kurallar içerir. o kadar ki erkeğin-karısıyla gireceği cinsel ilişkisinin ritüellerine varıncaya değin. insanların, zaman içerisinde değişecek değer yargılarına bu denli sıkı-sıkıya bağlı ve hassas detayların, yüzyıllar boyu değişmeden kalabilmesi beklenemez. işte! o vakit, bir çeşit dogma olan dinin, ilkeleri itibarı ile asla kabullenemeyeceği değişim, dönüşüm ve yenilenme süreçleri ortaya çıkar. aslına bakarsanız bu, onun, değer verilen bir kurum olarak yaşaması için de gereklidir.
kaldı ki,
islam uleması da islam dininin; muskacılar, üfürükçüler ve cinci hocalar gibi cahil halk kitlelerince itibar gören kimi soytarıların elinde oyuncak edilmesinin önüne geçilmesini ve bu doğrultuda gerekli koruma tedbirlerinin alınmasını istemekte, hatta, kimi surelerin anlamları ile ilgili, din alimlerince oluşturulacak bir kurulca fetvalar verilerek bu tür istismarların önlenmesi yönünde görüş bildirmektedirler. kuşkusuz, buna direnen ve olmadık engeller koyan bir diğer grup da derin ve tehlikeli faliyetlerini sürdürmektedir.
- durumlar, tespitler, gereklilikler derken zavallı mümin ne yapacaktır?
islam ilahiyatçılarının kafa-kafaya verip uluslararası bir uzlaşı oluşturarak, islamı yeniden ve çağın koşullarına uygun olarak yorumladıkları güne kadar kendisi ve yakın çevresinin görüş-düşüncelerini harmanlayarak bir orta-yol bulacak, tepki çekmemek için araziye uyum yöntemiyle vaziyeti idare edecek, 'cuma günleri ve ramazanlarda içki içmemek' gibi hiç bir yerde yazılı olmayan fakat ciddi bir destekçi kitlesine sahip teamüllere bağlı kalarak islamı postmodern müslüman bir anlayışla yaşayacaktır.