amca çocuklarıdır. 15 yaşındaki "kahraman a.b." ile 16 yaşındaki amcaoğlusu "kahraman v.b." polise taş attıkları için tutuklanmış ve yasadaki değişiklik ile serbest bırakılmış. davaları çocuk mahkemesi'nde görülecekmiş sonraki kısımda falan.
aslında kabul etmeli ki güzel bir gelişme bu. en azından çocukları, böyle bir pisliğe bulaştırma eylemi de artık iyiden iyiye tek taraflı bir hâl almış olacak böylece. ama gene de bu noktada "pişman değilim" ayrımı iyi yapılmalı derim ben. ne anlama gelir pişman olmamak? tanımlayacak olursak yapılan bir eylemin tekrar yapılmasından herhangi bir rahatsızlık duyulmaması durumudur. yani daha kaba tabirle "ben, bunu yaparım arkadaş" raconu kesmektir. elbette ki bu noktada "çocuk lan onlar" diyerek çıkışmak mümkün. ama bu çocukların maruz kaldığı bu özürlü düşünce yapısını neremize sokacağız canlar?
bugün hatay'dan 3 polisin şehit olduğu haberi de geldi. hemen bu "pişman olmama" durumundan sonra ve eminim ki bunu yapanlar da "pişman değil". gene çocuklara gelecek olursak da bu çocukların, ilerleyen yıllarda terör faaliyetlerine katılması mı daha olası, yoksa terör faaliyetlerine katılmaması mı? katılacaklar dersem faşist olacağım, katılmayacaklar dersem bölücü, hain. ama akli davranırsak ve "pişman olmama" durumunu tekrar gözümüzün önüne alırsak cevabı sözlü telaffuza veya kabul ettirmeye gerek yok gibi.
şimdi buradan, ilgili yasadaki değişikliğin altına imza atanlara birşeyler derdim ama "jet hızıyla açılan" bir "manevi tazminat davası" ile uğraşmayı istemiyorum açıkçası. hem tazminat ödeyecek durumum olsa gidip de satılık şeref ve haysiyetlerden satın alırdım. yanlış anlaşılma ve başarısız çırpınışları engellemek adına bu satınalmanın sebebini de belirtmek icabeder sanırım: ihtiyaç sahiplerine hibe edebilmek için yapardım bunu.
hee çocuk dedik di mi, ne anlar ki çocuk yasal haktan? böyle söylemesi gerekir şimdi büyük bir kesimin. çünkü bu ülkede reşit olma yaşı 18 olunca, insanların beyinleri ve fiziklerinin de o yaşta kendine geldiği zannediliyor. öyle bir şey yok!
ben "ama o daha çocuk" dediğimde "senin çocuk dediğin çocuk yapıyor" diye cevap alırdım bir dönem. milletçe aklımız uçkurumuzda olduğundan, o yaşlarda başka bir şey yapılamaz sanırdık. oysa çocuk zaten sesleri duymaya, kelimeleri anlamaya başladığında "askere ve polise taş ya da molotof atılmalı" cümleleriyle büyüyor. 5-6 yaşına geldiğinde bunu gördüğü askere ve polise sözlü olarak ifade ediyor. çünkü o gerçekten çocuk ve kalabalık ailesinde büyükler ne konuşursa onu tekrarlıyor. polis ve asker gördüğünde "hadi hemen gidip evden molotof alıp atalım" diye birbirlerini itekliyorlar. yapacaklarından da değil, öyle yapmaları gerektiğini beyinlerine oya gibi işlenmiş. çocuk işte, onlar gerçekten çocuk.
biraz daha büyüyünce işlenen beyin harekete yansıtıyor düşünceyi. polisi taşlıyor, molotof atıyor. sonrası belli zaten, bu beyin yıkamasından kurtulabilen çok az. sorsan soylarını devam ettirmeye çalışıyorlar taş atarak, sanki kontrol edilemez bir hızla çoğalmıyorlarmış gibi. sonra pat bir yasa, pişman olmasan da suçlu değilsin deniyor. tıpkı davul-zurnayla, çiçeklerle, şenlikle karşılanan teröristler gibi. bu şekilde büyütülüp, doğru denen bir şeyi yaptığı için neden pişman olsunlar ki?
demoğğrasi böyle bir şey mi? suçu öveceksin, suçu suç olmaktan çıkarıp devleti bitirmeye sebep olacak yasalar çıkaracaksın ve sonunda demokratik bir devlet olduğunu söyleyeceksin. demoğğrasi böyle bir şeyse, ben böyle demoğğrasi istemiyorum. daha önce söylemiştim de yine tekrarlıyorum.
ortada olmayan bir savaşı varmış gibi gösterip, ülke içinde insanları birbirine düşüren siyasetçilerden ve onlara oy veren insanların olduğu bir ülkenin vatandaşı olduğum için utanıyorum.
hay amınakoyim kendimden utanmama sebep olan amca çocuklarıdır. kollarını kıran polislere hadlerini bildiriyorlardı alt tarafı yavrucaklar. ama belli ki hırslarını alamamışlar ve bundan dolayı pişman olmuyorlar.
böyle düşündüğüm için kendimden tiksindim amınakoyim. alt tarfı 15-16 yaşlarında çocuk lan onlar. ne zararları olabilir ki? ver ellerine keleşi, tutamazlar bile yavrucaklar.
inegöl'de polis arabalarını yakanların, karakol basanların, Hatay'da esnafın dükkanlarını ateşe verenlerin, yağmalayanların pişman olmaması ile alakalı yorum yapamayan süper milliyetçilerin pek bir üzerinde durduğu çocuklardır.