günümüzün yeniçeri ocağıdır. 17. yüzyıldan 1826'da kaldırılışına kadar yeniçeriler o zamanki meslek odaları olan loncalarla yani gündelik hayatla bütünleşmiş silahlı bir güçtü. osmanlı kayıtlarının, kadı sicillerinin on yedinci yüzyıldan itibaren gösterdiği gibi, bu ordu giderek asli görevi olan savaşa gitmeye isteksizlik göstermiş; kendi dışındaki nüfus üzerinde keyfi ve düzensiz bir baskı gücü haline gelmişti. Osmanlı esnafının, esnaflaşan yeniçerilerin zulmüne karşı şikayetleri, kadı mahkemelerini giderek daha çok meşgul eder olmuştu. Bu bakımdan, yeniçeriler bir nevi mafyalaşmış bir silahlı güçtü.
ikincisi, Yeniçeri, aynı zamanda dinsel bir silahlı örgüttür. Yeniçeri'nin o dönem Bektaşi tarikatı üyesi olduğu Türk tarihçiliğinin malumudur. Bu nedenle, 2. Mahmut "Hayırlı Vaka" ile Yeniçeriler'i ortadan kaldırdığında, mensup oldukları tarikatı da yasaklamak durumunda kalmıştı.
Üçüncüsü, yeniçeri kumandanları, pek çok olayda kendi başına hareket etmiyor, siyaseten saraydaki din adamları (ulema) tarafından yönlendiriliyordu. Dış düşmanla savaşta hep kaçanlar, iç düşmanla savaşta son derece atılgandı; ulemanın bir çağrısıyla, kendi çıkarlarına dokunan en ufak bir padişah kararında ayaklanabiliyordu.
Demek; tarihten silinmeden önce, Yeniçeri bir ordu olmaktan çok, gündelik yaşamın her gözeneğine sızmış, dinsel ve siyasal olarak örgütlenmiş olan bir sokak gücüydü.
şimdi polise bakarsak mensupları arasında silahsız insan vuranların, suçlamalar karşısında mahkemelere gelmeyenlerin, toplumsal olaylarda amirlerinin denetiminden kolayca çıkanların, basından öğrendiğimize göre haraç ve mafya çetelerinde kurucu düzeyde yer alanların azımsanmayacak sayıda bulunduğu, eğitimsizliği ve keyfi davrananların çokluğu raporlarla sabittir. Hatta bu durum öylesine kanıksanmıştır ki Avcılar'da bir bardan bir kadını saçlarından sürükleyerek çıkaran bir takım zorbalar, daha rahat suç işleyebilmek için polis kılığına girebilmekte, halkımız polisin keyfi ve tutarsız davranışları nedeniyle olaya müdahale etmemektedir.
Üstelik, yurttaşlarımızın günlük yaşamında etkin biçimde yer alan bu teşkilat içinde, belli bir dinsel ideolojinin ne denli etkili olduğu artık herkesçe tartışılmaktadır. polisler yeniçerilerin 17. yüzyıl-1826 arasındaki davranışlarına tıpatıp uymaktadır. bu yüzden polisler günümüzün yeniçerileridir. kanımca bu teşkilatın ya elden geçirilmesi yada toptan kaldırılması gerekir.
imajlarıını acilen düzeltmesi gereken kişiler. artık insanlar çok ta güven duymuyor polislere. ama bu zor gibi. zira hep iktidar bakış açısına göre asayiş sağlamakta gibiler.
5 yıl önce sonbahar mevsiminde maçka parkında geçen iki polisle diyoloğumuz
p: gençler amirimiz devriye atarken sizi burda uygunsuz vaziyette görmüş bize fırça attı
m: nasıl yani uygunsuz vaziyet geleli 5 dakka oldu oturuyoruz burda
p: ben anlamam bizim maaşlarımızdan kesilecek burdan sorumlu olduğumuz için amir yalanmı söylüyor
m:haydiii ne alaka abi ya koca parkta bizimi buldun
p: o zaman bizle karakola kadar gelin ifadenizi alalım yada;
m:yada ne ?
p: kesilen yevmiyelerimizi verin
m: ne kadarmış
p:10 milyon verseniz yeter
m:iyi hadi verelim bakalım
polisler size karışan olursa biz buralardayız der ve gider her şeye tamamda sayın memurum yanımdaki arkadaş erkekti be hem sapık hem ibne muamelesi niye yaptınki bize.
allah allah kimsenin gözüne ne hikmetse takılmamış.
yaklaşık bir dolmadan 2. kez mersin'deki bir karakol basılmış, adana, mersin, sultanbeyli cenahlarında da bildiğin taş, sopa ve molotoflarla saldırıya uğramalarına rağmen yapabildikleri yegane şey onlara tazyikli su ve biber gazı atmak olan türkiye cumhuriyeti'nin resmi asayiş birimi.
ne hikmetse bu başlık altında 1 mayısta polisi yerle yeksan edenler polise pkk mensup ve sempatizanlarının taarruzda bulunmasına hiç ses çıkarmıyor.
tam düşündüğüm gibi.
türkiye cumhuriyeti mi muz cumhuriyeti mi sorusunu sordurtan birimdir kendileri. ula israil'de polise değil molotof yanlışlıkla taş atsan en iyi ihtimalle plastik, yüksek ihtimalle de gerçek mermi yersin götüne.
lakin burası türkiye cumhuriyeti. bir de amerika için özgürlükler ülkesi derlerdi. siktirsinler ordan, 4 gündür olan eylemleri amerika'da yapsınlar götleri yiyorsa o götverenlerin. taş attıktan sonra 1 saat ömürleri kalmaz hiç birinin.
ama ne diyorduk, burası türkiye. vatandaşı daha benimsemiyorken polisi, terör sempatizanı polise molotof sallamış çok mu(soru işareti)
öğrenci, işçi, memuru iyi döven ama serseri kavgası, kapkaç, bıçaklama gibi olayları sadece seyretmekle kalan, tam olarak ne işe yaradığını kendi de bilmeyen meslek grubu.
dağdan şehre inmiş, ortalığı darmadağın eden köpeklere sadece tazzikli su sıkarlar. ama hakkını arayan gariban işçilerinse tabiri caizse amına koyarlar.
y: kırmızı ışıkta geçtiği için şoförü hemen 50 mt ötedeki polise şikayet eden yaya.
ş: hemen ötede duran polislerin varlığına aldırmadan kırmızı ışıkta geçerek yayayla arabasının tamponunu burun buruna getiren bayan şoför.
o diyalog:
y: napıosunuz siz bayan yaa, kırmızı ışıkta geçiyosunuz yaa, şikayetçiyim memur bey!
ş: ...
yaya tabii gaza gelir, sesi daha da yükselir:
y: nasıl geçersin yaa, görmüyomusu kırmızı ışığı, davacıyım senden!
memur bey hemen araya girer, ortamı sakinleştirmeye çalışır :
- beyefendi bi dakka sakin olurmusunuz. beyfendi, beyefendi; napıyosun lan senn!!
görev talimatnamesinde yazmamasına rağmen asli vazifesi vatandaşı rahatsız etmek olan meslek grubu.
çoluk çocuk hiçkimsenin sevmediği bu kadar insan nasıl olur bir araya getirilir gerçek bir başarı öyküsüdür bu helal olsun...
--spoiler--
çocuk çamurdan heykel yapmakta oyun oynamaktadır, oradan geçen bir polisin dikkatini çeker, polis çocuğa yaklaşır ve sorar.
-ne heykeli bu?
+polis heykeli amca.
-hmm, nasıl yapıyorsun peki?
+çamur katıyorum, su katıyorum, kaka katıyorum polis oluyor...
-neee? kaka mı?
bunun üzerine polis çocuğu bir güzel döver ve uzaklaşır.
ertesi gün yine aynı çocuk yine aynı şekilde oynamaktadır. polis çocuğa doğru yaklaşır ve sorar.
-akıllanmadın mı sen gene mi polis yapıyorsun?
+yok amca asker yapıyorum.
-nasıl?
+çamur katıyorum, su katıyorum asker oluyor.
-kaka katmıyormusun?
+yok.
-neden?
+kaka katınca polis oluyor...
--spoiler--
polis teşkilatı ilk olarak amerika'da mafya ile başetmek amaçlı kurulmuştur. daha sonra sivil hayatı düzene sokmak için dünyaya yayılan bir kurum olmuştur. polisler yaşadığımız düzenin koruyucuları, kaos savarlarıdır.
kaos savar polislerden bir tanesi alexandros grigropoulos adlı yunan kardeşimize kurşun açmış ve ölümüne sebep olmuştur. ve o polis alexandros'un ensesine 2 kere ateş etmiştir.
kaos savar polisler 1 mayıs gününde genç yaşlı dinlemeden taksim meydanındakileri coplamaktadır. o meydanda bulunan eylemci ve sivillere vurmaktadır.
polis daima iktidarın kuklası olmuştur. her zaman güçlünün yanında yer almış, işkenceyi çözüm olarak bilmiştir.
polisler hani sivilleri koruyordu. bunlar alexandros kardeşimizi öldürerek mi bizi korudu? güçlünün yanında olmak çok mu adildi? yaptıkları işkenceler bir çözüm yolumuydu? amerika'da kendisine kar topu atıldı diye kartopu oynayan çocuklara silah doğrultmak mıydı polislik?
sanırım bu durumda polislere teşekkürlerimizi borçluyuz. biz öğrencilere değer verdiği ve kurunun yanında yaşıda yaktıkları için.
not: entry giren bazı arkadaşların yorumlarından etkilenilmiştir. bu yazı öğretmenim tarafından 10 nisan polis bayramı için istenen kompozisyondur.
bir çoğu aslında iyi insanlar olmasına rağmen yaşadıkları hayat ve karşılaştıkları olaylar sebebiyle ruh hastası * olurlar. polis çeker bir insan olarak, bir polisin şüphesine maruz kaldığınızda en iyi karşılığın "bir sorun mu var memur bey?" ya da "bir rahatsızlık mı verdik?" olduğunu düşünmekteyim.
devletlerde kurulma maksatları, iç huzuru, vatandaşların fazileti ve suç teşebbüslerinde caydırıcılık olan teşkilatın ön adıdır. pekala lüzumu olan, toplum düzeninde büyük bir pay sahibi olan bu teşkilatın şimdilerdeki vazifesi ise bizim hükümetimizin kokuşturduğu devletimizin ilk sıralarda olduğu üzere, askeri, başka devletlerden, polisi kendi hakkını talep eden milletinden korumaktır. Eskiden bir kep, bir üniformaları vardı, huzur teşkil ediyordu personeliyle, binalarıyla. şimdi robot gibi geziyorlar ellerinde kanlı, tereddütsüz coplarıyla, insanları ne hale getirdiklerini bildikleri için taşıdıkları kalkanlarıyla. bir de biber gazı efsaneleri vardır ki, insan gavura sıkmaz o illeti. öte yandan, türk polis teşkilatı konusunda akıldan çıkartılmaması gereken bir husus; bahsi geçen polis teşkilatı, hatay'da gösteri yapan pkaka yandaşı göstericilerden kaçmış, herhangi bir panzer, biber gazı, cop kullanımına tenezzül etmemişlerdir. fakat aynı teşkilatın istanbul şubesi çalışanları, türk-iş binası önünde gösteri yapan tekel işçilerine, metrobüs zamnlarından ötürü tepki gösterme haklarını kullanan öğrencilere, 1 mayıs'ta adet halini almış hak görme maksatlı gösteri buyuran işçilere, allah ne verdiyse çekinmeksizin, tasdikli su, biber gazı, cop, tekme, tokat, kask vb.. kullanmışlardır, üstelik tereddütsüz ve büyük keyif ile. nevruz bayramında, abdullah öcalanın fotoğraflarıyla, pkaka yandaşı pankartlar ve sloganlarla "eğlenen" binlerce insanı, kutlama sırasında dış tehlikelerden koruyan ve böylece "olay" çıkmasını önleyenin yine bu göz nuru teşkilat olduğunu unutmamak gerek.
sınav sistemine karşı çıkan 16-17 yaşında liselileri hiçbir uyarı yapmadan feci şekilde döverek kendilerine güvenilmemesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir !
ulan senin çocuğun da sınava girecek bir gün ! senin çocuğun da açıkta kalacak ! sınav sistemi yüzünden hayalindeki mesleğe kavuşamayacak ! kaldı ki orada gösteri yapanlar liseli ! gücün ona mı yetiyor ey polis ?
toplum olarak birarada ve huzur içinde yaşama erdemine sahip olamadığımız için, görevleri bizi birbirimize zarar vermekten korumak olan ve bu görevi yerine getirirken anormal bir şekilde yıpranan insanların yaptığı, anlaşılması ve takdir edilmesi gereken meslek insanı.
tuhaf insanlardır şöyleki üzerlerindeki forma gereği akciğer vital kapasiteleri artmış gereğinden fazla şişen insanlardır.dayak atarlar dayak yerler.demirel zamanı fruko olarak ünvana sahiplerdi..etten duvar vazifeleri vardır...
garip insanlardır. bunların ego sorunu olanları hiç çekilmezdir ki birçoğununda böyle bir problemi vardır. bunların sivil diye adlandırılanları vardır. sosyal hayatında kimsenin bir yerlerine takmadığı yolda görenlerin yüzüne bakılmadığı ve bu yüzden de ona verilen yetki ve kısmi yaptırım gücünü de sonuna kadar kullanmayı hatta abartmayı da çok severler. bunları gördükçe de kendilerinden şahsım adına haz almıyorum ve allah kimseyi ellerine düşürmesin diyorum.