sırf "emekçi"ye benzemiyor diye; elleri nasırsız, gözlüklü diye, sırf mimlediği kişilerin soyunu devam ettirme potansiyeli var diye(ki bu kundaktaki bir bebek dahi olsa) 1000000 masum kamboçyalıyı öldürmüş, kamboçyanın bütün bilimadamlarını, doktorlarını vs yok etmiş ve onu hızla gelişen bir ülkeyken içler acısı bir hale sokmuş aşşağılık bir köpek. mezarı ormanlık bir alanda, içler acısı bir haldedir. hakettiği gibi gebermiştir, yatıyordur.
kesinlikle komünist değildir. zaten komünist liderlerin hiçbirisi böyle şeyler yapmazlar.
kim jong il de komünist değildir zaten canım.
stalin de değildir.
1970 li yılların ortalarından sonuna kadar kamboçya' da kıyım yapmış diktatör. gözlüklü, eli nasırsız, saati olan insanları, okuma yazma bilenleri kurşun harcamaksızın, kesici aletlerle öldürten, herkesin pirinç tarlalarında çalışması gerektiğini düşünüp, insanları pirinç tarlalarına süren, öldürdüklerini büyük toplu mezarlara atan, ölen insanların çocuklarının kendinden intikam alma olasılığı karşısında, küçücük çocukların kafalarını ağaçlara vurup öldürten, pislik...
ülkesinde herkesin çiftçilik ile uğraşması hayaliyle yaşayan eski kamboçya lideri. liderliği dönemindeki en büyük arzusu halkının tamamını çeltik tarlalarında çalıştırıp, herkese eşitlik getirmekti. bunun için ülkedeki tüm okul ve kurumları kapatıp burdakileri çeltik tarlalarına gönderdi. karşı çıkanları ise idam ettirdir.
pol pot dönemi insanlık için tam bir karanlık dönemidir. baskı, şiddet, zulum ve ölümlerle dolu bir dönem. her şeyin suç olduğu bir dönem. serbest olan tek şey ise çeltik tarlasında çalışma ve lidere hizmet etmek. o dönem için en ufak farklılık bile ölüm cezası nedenidir, örneğin gözlüklü olmak bir ajanlık ve sisteme karşı gelme işareti olarak algılanıp idama sebebiyet vermektedir.
komünizme inanması ve bunu uygulamaya geçirmek istemesiyle, komünizme en fazla zarar veren insanlarda biri olmuştur. keşke köyünde kalsaydı, hiç komünist olmasaydı demek gelir insanın içinden. böylece abuk sabuk adamlar ikide bir çıkıp, pol potu örnek göstererek komünizmin ne kadar kötü bir şey olduğunu söyleyip durmazdılar.
kamboçyada 1970 li yılları kana bulayan diktatördür. rejiminin hiçbir siyasi ideolojisi yoktur hatta bu konu birçok siyasetçi tarafından "siyasi olmayan siyasi rejim" tanımı yapılmasına neden olmuştur.
iktidara gelmesinden itibaren ne mussolini gibi bir roma imparatorluğu, ne de hitler gibi ari ırktan oluşan bir dünya imparatorluğu vaad etmiştir. hala günümüzde ne istediği, ne vaad ettiği belli olmayan kanlı bir diktatör olarak tanımlanmaktadır.
burjuva halkının bebeklerinin toplatılıp, kafalarının ağaçlara vurularak öldürülmesi emretmiştir. böyle bir manyaktır. ayrıca şehir merkezlerini yakıp yıkmış, herkesin köy hayatına geçiş yapmasını ve tarlalar da çalışmasını istemiştir.
yapıp ettikleriyle kendisine bugün orospuçocuğu desek çok da konsept dışına taşmayacak manyak ötesi diktatördür. iktidarda olduğu 1975-1979 yılları arasında kamboçya da 3 milyona yakın kişiyi katletmiştir. Bunların çoğunun katledilme nedeni gözlüklü olmak ve okuma yazma bilmektir. nedendir bilinmez ama kendisinin eğitim, bilim ve kültüre karşı inanılmaz bir kini vardır. ona göre bir ülkenin insanları taş devri gibi tarım yaparak geçimini sağlamalıdır. kendisi dünyanın gördüğü ne ilk ne de son psikopat diktatördür ama bunların arasında en hayvan olma yolunda büyük işler yapmıştır. 1998 de kalp krizinden ölmüştür.
Demokratik Kamboçya' da cezaevi, mahkeme, üniversite, lise, para, posta, kitap, spor, eğlence yoktu... Yirmi dört saatlik iş gününde, ölüm bir an bile eksik değildi.
Günlük yaşam şu şekilde bölünüyordu: On iki saat bedensel çalışma, yemek için iki saat dinlenme ve eğitim için üç saat, yedi saat uyku. Devasa bir toplama kampında bulunuyorduk. Artık adalet de mevcut değildi. Yaşamımızın tüm eylemlerini kararlaştıran Angkar'dı (Kızıl Khmerlerin yeraltı örgütü)...
Kızıl Khmerler bireyi bir öküzle kıyaslıyorlardı: 'Şu sabanı çeken öküzü görüyorsunuz. Yemesi buyrulursa yer. Yeterli otun bulunmadığı bir tarlaya götürülse yine de otlar. Yer değiştiremez. Gözlem altındadır. Ona sabanı çekmesi söylenince, saban çeker. Asla karısını ve çocuklarını düşünmez."
(Pin Yathay, L'Utopie meurtriére:un rescapé du génocide cambodgien témoigne, Brüksel, complexe, 1989, s. 305)