kendinden alınan bilgilere göre, son zamanalarda "sıkça" keyfi olarak çaylaklık yapılması nedeniyle daha fazla oyuncak olmak istememiş ve ötenazi hakkını kullanmış yazardır. *
sözlükte yazdıklarını gerçek hayatta da telaffuz edebilecek ve arkasından atıp tutan birçok sözlük kullanıcısının aksine gerçek hayatta da iki kelimeyi bir araya getirip konuşabilen insanlardandır.
istediğince yazılsın arkasından.
klavye delikanlıları döktürün haydi.
kendisini sildirmediğini umduğum ex. çünkü bir yazara hakaret etmek zaten atılma nedeniydi sözlük kurallarına göre. yanına gitme arzusundaki kimi arkadaşlarının da onun yolunu izlemesi ilginç.
hayatımda bir kez zirveye gittim, o zaman tanışmıştım kendisiyle. takip etmeye çalıştım ondan sonra yazdıklarını, gerçek hayattaki esprili üslubunu yazılarına da aktardığını farkettim.
keşke bu "sözlük ortamı"nın bu kadar ciddiye alınacak bir yer olmadığını fark edip, eğlenmeye ve eğlendirmeye devam etseydi.
belki ileride başka bir nickle yapar bu dediklerimi, o zamana kadar "görüşmek üzere" diyorum kendisine.
1 ağustos'ta düzenleyeceği zirveye gitmek de şart oldu tabii şimdi, istanbul'da olursam hayatta kaçırmam.*
sözlükte ilk tanıştığım insandı. müthiş muhabbet biri on numara adamdı. gittiğini okuduğumda çok üzüldüm sözlük çok güçlü bir kalemini kaybetti.
kendisi bana aynen şu sözlerle hoş geldin demişti. ne garip ki aynı sözlerle ben kendisini uğurlamak zorundayım:
--spoiler--
kendisine now i will just say good bye eşlik ediyorum.
--spoiler--
ilk defa istenmeyen adam zirvesinde tanıştık, konuşurken onla beni s*klemedi - takmadı. kalbimi kırmadı ama, sakallarına baktım ben o an - konuştuklarını dinledim o kısıtlı zamanımda. boş konuşmuyordu; boş konuşmuyordu ama insanları da sıkmıyordu, dinleyenleri sanki bir öcü gibi kendine çekiyordu. konuştu, konuştu; çok değil ama dolu konuştu, sonra dinlemeye başladı. gerekli yerlerde bir iki yorum, iki güzel espri yaptı. sonra sustu. zirve sonrası; ben her şeyi unutmuşken ve belki arkamda bıraktıktan sonra, bir mesaj düştü genel kutuma - özür dilerim dostum dedi, takmadım seni - kasıt yok bak, kızma dedi. bir anda; o bilgili adam, gözümde biraz daha büyüttü kendisini - amacı o olmasa da hiç. konuştuk bir süre, sonra da bir nedenle durdu aramızda geyik.. ta ki düzenlediği zirveye kadar, aradım - birazcık kaybolmuştum. geliyim alayım dedi, bulamazsam olur dedim.. kapattım. aradım, biraz zaman geçtikten sonra elimle koymuş gibi buldum mekanı - çıktım yukarı, selamlaştık. oturdum, bir iki pasla ortama da soktu sağolsun tekrardan bizi. konuştuk, erken kalktık belki ama - olsun, onu daha çok sevdim lan ben.. sonra konuşurken onunla, öğrendim - arnavutluğa gideceğini, hakkını helal et dedi. dostum, hakkım sana helal olsun. ama gidecen, gelecen - nice zirveler yapacaz, her ne kadar silik olsan da.. kah gülecez, kah ağlayacaz. kah bütün sözlükle, kah bir akşam yemeğinde sen ve ben sadece.. bekliyorum, dön arnavutluktan.. seviyorum seni! * tanım-
adam gibi adam, iyi yazar, bilgili insan.
yolcudur zira... ilk yolculugu uludağ'dan oldu ama kalbimizdeki yeri sapasağlamdır. yazdıklarından kelli kendisini kucaktan inmeyen sevgi sarmalı olarak zannedenlerin sike sürülecek aklı olmadığı aşikardır. onun için seviyorum zirveleri. "o şöyle bu böyle" dediklerinizi görme fırsatı buluyorsunuz. boş beleş sikko yorumlara hiç de gerek kalmıyor. poison da böyle bir uşaktır. klavyede delikanlısı olmayan, sözlüğün görünen yüzlerinden birisidir.
nasıl ezik bir insansa gittiği başka bir sözlükte hakaret etme iradesini devam ettirebilmiştir. ilginç olansa itü'de uludağ sözlük'teki hakaret serbestliğinden şikayetçi olabilmiştir. kendisine ikiyüzlülük konusunda başarılar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden. devam zehirli.
gittiğini yeni farkettiğim yazardır. ya ben fazla takip etmiyorum sözlüğü, ya da pek dikkat çeken biri değilmiş.
gözüme çarptığı yerlerde edindiğim izlenim; sürekli birileriyle kanka olduğu, sevgi kelebeği tarzı tanımlar girdiği ve kendisinin kankalık samimiyetine inanmayanlara laf sokmaya çabaladığı yönünde. abberline tarzı yazarlık diyebiliriz. herkesle iyi geçinme, herkesin sevdiği adam olma, falan fişman... bana da pek samimi gelmedi açıkçası. bir insan, "kendisinin samimi olmadığını düşünenler" haricinde kimseyle mi tartışmaz, kimseyle mi fikri çatışmaz? tahminimce, tepki çekecek fikirlerini yazmaktan korkuyordu. ne de olsa sözlükte çizdiği belli bir profil, onu tanıyan insanlara gösterdiği belli bir resim var. bunun dışına çıkması demek, insanların gözünde çizdiği profilin değişmesi demek olacaktı. olabilir, böyle korkulara sahip insan çoktur, neticede hepimiz insanız. ve evet, ben de insanım, bu yüzden bu tip yapmacık samimiyet hoşuma gitmiyor. kendisine de iletmiştim bunu yegane mesajlaşmamızda.
bu tip sevgi kelebeği profilinde gözlemlediğim başka bir durum ise, fake hesap muhabbeti. yani, karizmasını, saygınlığını inşa etmek için aylarca kastıkları, türlü alliterasyonlarla, bin bir çabayla oluşturdukları sevgi çemberli profillerini bir kalemde silmemek için; tepkilerini, profillerine aykırı fikirlerini bu fake hesap altında beyan ediyor bu arkadaşlar. ha, posionx'te böyle bir durum var(dı) demiyorum, sadece bu arkadaşın tarzındaki bir kaç kişide gördüğüm durum buydu. kim bilir, belki kendisi de bu yola başvurmuştur?
bir kere de tartışmışlığımız vardır kendisiyle*, onda da başkasının avukatlığını yapmaya kalkışmıştı. hatta bu "başkası", kendi hatasını kabul ettiği halde bu arkadaş "başkası"nın hata yapmadığını savunmaya devam ediyordu. çok gülmüştüm.
sonuç olarak, gitmiş sözlükten. kendi isteğiyle mi silinmiş, yoksa hatası yüzünden mi silinmiş bilmiyorum. pek de umrumda değil açıkçası. ama fikrim şu ki; pek de samimi olduğuna inanmadım. zaten bu samimiyet tarzı, sözlük dünyasında eski olanlara aşina gelmeye başladı artık. görür görmez anlaşılıyor.
feleğin çemberinden öyle bir geçmiş olandır ki ayakta kalmasını her daim başarabilmiş izlenimini verir. içini ancak yaradan bilir lakin çok kısa bir süre zarfında tanımış olmama rağmen dirayetini takdir ettiğim insandır.
tanıyan tanımayan arkasından kim ne söylerse söylesin bu dirayeti fark eden herhangi birinin onun için atılıp tutulanlara cevap vermeye ihtiyacı bile yoktur.
özlenendir. eve dönme saati gelip çattığında sırf muhabbet edebilmek için yolu uzatmaya ihtiyaç duyulandır. sırtındaki yükün altında ezilmemiş ezilmeyecek olandır. nihayetinde candır canandır çabuk gitsin çabuk dönsündür.
fake hesap veya hesapları olmayan yazardır. "beşinci nesil çaylak" olması dahi kimi sözlük yazarları tarafından korku ile karşılanmıştır. ama anlayabiliyor kaygıları...
zihnindeki tutarsızlık, sol cebindeki hakaret ve sağ cebindeki küfürle dehşet saçıyor. itü sözlükte dikkat çekmek gibi bir amacı olmamıştır. saçmalamanın yegane dikkat çekme yöntemi olduğu bu ve bu gibi ortamlarda dikkat çekmemeyi yeğlemektedir.
bir de itiraf kıvamında not: iki sözlükte hesabı olması dolayısı ile sevgilisine sadakatini kaybetmiş hissiyatı hakimdir an itibari ile... bu anlamda pis bir çapkındır. vicdanı rahat bırakırsa bir şeyler karalar gayri.