duygulu enstrüman. tek başına bir dünyayken kemanla birlikte bir güneş sistemi olurlar. bu güneş sistemindeki gezegenler de buna ayak uydurur. ayrıca (bkz: piyano ve keman).
Güzel anlatmışsınız piyanoyu.
Ben de küçükken piyano çok severdim ama sonra fikrim değişti keman çalmaya başlamamla beraber. Aynı şeyleri keman için düşünüyor olsam da müzik evrenseldir ve nota da öyle.
Düşünsenize duymak istediğiniz sesi canlı olarak çalabiliyorsunuz bu bir mucize.
Teknoloji tasarım dersinde karton ve elişi kâğıtları ile kocaman bir piyano yapmıştım. Hayrandım piyanolara hep uzun parmaklarım olsun ve ben de mükemmel bir şekilde çalabileyim. Çok uşraştım lâkin fiziksel olarak uygun olmadığımı söylediler. Ben hâlâ seviyorum sesi ve tutkusu beni rahatlatıyor.
Yaptığım piyano sergiden sonra hocanın evine gitti bir daha onu da görmedim.pis.
Halkı askerlikten soğutmak ve tsk aleyhine propaganda yapmak suçtur.
Evet senin uğruna savaşacak bir şeyin yok, bunu zaten biliyoruz.
Ama bizim uğrunda savaşacağımız bayrağımız, vatanımız var.
Bizim var senin yok.
Fistanını giy ses çıkarmadan izle.
Not: kürt olduğu kendi beyanıdır.
Yoksa tanımam etmem bu kürdü.
en büyük aşkımdır. Senelerdir bir piyanoya sahip olamadım. ilk olarak pazarda satılan minicik, telefon melodisi gibi sesler çıkaran bir oyuncak aldım, kesmedi. Sonra paraya kıyıp bir org aldım, olmadı.
15 sene önce, edirne.
Memleketim olmasına rağmen çok fazla gidip dolaştığımız bir yer değildir edirne. Madem gittik, eşi, dostu akrabayı tanımamız gerekti. Babam bir o köy evine bir bu köy evine gezdirdi bizi. sıkıntıdan patlıyorum, sonra bir köy evine daha gittik. Ben "girmiyorum siz oturun, dışarıda duracağım" dedim. Babam "peki" diyerek onayladı beni. Ardından babamın güler yüzünü gördüm koca koca sineklerin içeri girmek için mücadele ettiği eski kapının, sarı tül perdesinde.
"gel"
Omuzumu silkeledim.
"gel bak, ne göstereceğim sana"
"ne?"
"gel sen gel"
sıkıla sıkıla girdim içeri, üzeri dantelle örtülmüş duvar tipi bir piyano. Hemen oturdum yanına. Dün gibi hatırlıyorum, her yerini okşadım. Babamın yanına gidip "bize versinler" dedim sessizce. Babam ya, "ben hallederim" tavrıyla göz kırpıp, muhabbetine devam etti.
seneler geçti ama ben onu hiç unutmadım. her defasında babamı gaza getirip "versinler, parası neyse vereceğim" dedim, olmadı. Aşkım...
yıllar geçti, tekrar dürttüm babamı, piyanonun sahibinin durumu biraz kötüymüş "tamam" demiş. bu ne güzel bir mutluluk allahım. Arkadaşın minibüsünü alıp hemen yola çıktım. Sevgilime kavuşacaktım. gündöndü tarlalarında mola verip, soluklandım, öyle mutluydum ki, oturup köy kahvesine çayımı içtim, insanlarla muhabbet ettim, leylek yuvalarının fotoğraflarını çektim. Ve geldim sana sevgilim, geldim!
bir hurdacının köşesine atmışlar seni, asırlık şamdanların kırılmış, biraz rakı kokuyor üstün, biraz da nikotin sarısı tuşların, dayan sevgilim. Usulca dokunarak, zaten kırılmış kalbine zarar vermek istemeden koydum seni hemen yanıma, yol boyunca okşadım akmış makyajına vurulan lanet yağlı boyayı.
Az kaldı sevgilim, birazdan evine geleceksin. Hastalık gibi içini kemiren böceklerden, rutubetten, kötü sözlerden, ucuz sofraların mezesi olmaktan kurtaracağım seni ve inan bana sevgilim hiçbir çocuğun oyuncağı olmayacak kadar değerli bu kan kaybetmiş halin.
Ben karanlıkta kalsam da seni aydınlatacak bir mumun hüzünlü titreyişi, çektiğim en güzel fotoğrafla sevişeceksin sırtını yasladığın o duvarda. az kaldı, dayan sevgilim.