Konforlu değil. Hele hele işin içine mangal girince daha da külfet haline geliyor. Şu yemek işini bu kadar abartmasak mı ya? Dinlenmeye gidiyoruz neticede.
en son bir piknik organizasyonuna katıldığımda o kadar sarhoş olmuştum ki evin yolunu zor bulmuştum. hatta gelirken yarıyolda metroya kusmuştum. kim bilir kim temizledi. neyse, eve vardığımda ise tuvalet ve yatak arasını yerde sürünerek husule getirmiştim. çok kötüydü. o yüzden bana piknik demeyin. evd.
giderken herkes şahane gider
dönerken pantulları çim boyamış, paçalara pıtırık yapışmış, ayakkabının içinde karınca dolu
açık hava çarpmış millet sersem gibi dayak yemiş gibi olmuş, arabanın kesin bir yerine bir şey olmuş dönülür böyle yerlerden
10 paşabahçe çay bardağı gider eve sağlam 3 tane döner, top patlar minder çamur olur,
ertesi sabah bi de araba yıkanacak.
mangalcı. bildiğin mangalın başında bekleyen tip işte isim verip rencide etmeyeceğim şimdilik.
piknik = mangal %95 oranında malum. o mangal yeşilliğin olmadığı toprak alana yerleştirilince mangalcı hemen tezgahın başına geçer. siz anlamazsınız lan der orada kan ter içerisinde ( bilerek terler ibiş ben hak ettim bu işi kimse görevi devralmasın diye ) o mangalı yakar. sizler yeşilliğin üzerinde yayılır ne içiyorsanız artık o içeceği içer hayat üzerine muhabbetler çevirirken o gebeş mangalın başında etin %20-25 ini yalamadan yutar.
yaptığımız son 2 sefer tavuk-kırmızı etler alınırken yarımşar kilo fazla istedik kasaptan. isterkende sesli söyledik "mangalcının payı" şeklinde üstüne basa basa belki utanır diye *
Babamın ve eniştemin mutlaka arıza çıkarıp herkesin tadını kaçırması, ve bu her zaman normal bir insanın hiç problem etmeyeceği bir şey yüzünden oluyor. Mümkün mertebe gitmiyorum artık, gönül koymasınlar diye gidiyorum gidersem de.
Nedense lise deki sınıfça gidilen piknikler geliyor benim aklıma. Hezayandir benim için aslında.
Herkes bir şeyler getirecekti.
Benin payıma tüp getirmek kalmıştı.
Elimde piknik tüpü sallana sallana gitmiştim pikniğe. Pikniğe de sanayi tüpü götürecek değilim ya.
-bağlama çalan bir arkadaştır,
-bin bir emekle içinde çay demlenip, devrilen semaverdir*,
-taptaze, tuptuzlu ekşi eriklerdir,
-kumsalda çekinilmiş tuhaf fotoğraflardır,
-pikniğe gelmiş başka insanların etrafta oynayan veletlerinin topuna ipine el koymaktır.
-deniz kabuğu toplamaktır,
-papatyalardan taç yapmaktır,
-gözlerden yaş gelesiye kadar gülmektir.