adının hikayesi çok ilginçtir. izmitliler kastamonu çekme helvasını çok beğenmişler ve kendileri de yapmak istemişler. ama kıvamı tutturamamışlar ve ortaya çıkan tatlıya da pişmaniye demişler.
çocukluğumda eskişehir'e teyzemleri ziyarete gittiğimizde eskişehir'in ayazında aile büyüklerinin hep beraber yapmayı tören haline dönüştürdükleri tatlıdır.
önce büyük bir tepsi un kavrulur,
bir o kadar büyüklükte de ağda yapılır (evet şu bildiğimiz kuafördekilerden)
halka haline getirilen ağda kavrulmuş unlu tepsinin içinde en az 4-5 kişi etrafında halka halinde oturarak çekmeye başlar, büyüdükçe ikiye katlanıp tekrar, tekrar... her seferinde unlanarak yedirilir, çekildikçe tel tel olmaya başlar.
ayazda yapılmasının nedeni ise, sıcakta işlenmesi zor olacak olan ağdayı ara ara dışarı çıkararak soğutma yapılırdı.
her seferinde hep aynı espirilerle...
kadınlar, ağdayı yaparken kikirdeşerek...
erkekler, bir yiyen bir yemeyen pişman diyerek.
(bkz: çocukluğa dönüp terapi olmak)
nasıl yapıldığını merak ettiğim bir tatlı çeşidi.
çocukken pamuğu şekerli suya bandırıp yemenin, aynı hazzı vereceğine dair bir düşüncem vardı.. keza eyleme de dökmüşlüğüm vardır. çocuk işte naparsın..
yerken nefes alınmaması ve de konuşulmaması tavsiyemdir. ama yine de lezizdir..
izmit'in en meşhur yiyeceğidir.ayrıca her tadımda (bursa kestane şekeri kadar olmasada)inanılmaz haz veren yedikçe insanın daha da yiyesi gelen tatlı çeşidi
isminin nerden geldiğine dair küçük bir hikaye vardır ama kimseyi inandıramadığım tatlıdır.*
Şimdi bu pişmaniye böyle dolgun görülür, sert görülür. Sonra da böyle ya allah! deyü ağzınıza atarsınız. Ancak bu tatlımız ağza girdiğinde hemen erir. işte insan da o kadar heveslendiğine pişman olur.
işte burdan gelmektedir ama kim inanır ki.
edit: eksileyen arkadaş bu yazdığımdan daha büyük bir hevesle yemiş galiba.