geçen akşam tnt de yayınlanan kırmızı halımagazin programını izliyorum erkan petekkayaçarkıfeleğe bağlanıp petek dinçöz'e övgüler yağdırıyor şöyle muhteşemsin, böyle şahanesin, on numarasın falan.
dedim noluyo ulen sonlara doğru anladım ki petek ablamız reklamını yakın arkadaşlarından birine yaptırıyor.
belliki erkan petekkaya kıramamış can tanrıyarı bağlanmış telefona.
meğersem ablamız belçikada bir müzik şirketiyle anlaşıp klip falan çıkarmış lakin daha türkiye de yayınlanamıyormuş müzik şirketinin izni yokmuş-muş-muş-muş ta muş
eee kız o kadar avrupalara açıldı elbetteki vatanında bunu dillendirmek gövde gösterisi yapmak ister ama artık taktikler değişti eskiden çıkardığın albümü kendi programında bangır bangır söylerdin şimdi yakınındaki insanlar senin yerine dillendiriyor.hem böylece daha asil daha alçak gönüllü görünüyor insan.
ama unutulan bir şey var ki erkan petekkaya gerçekte klibi izleyip şarkıyı dinlememiş yoksa bir insan bu kadar rezil bir şarkıya bu kadar övgüler yağdırmaz.
tamam tek şarkılık cdlere alıştık ama tek cümlelik şarkılara alışamayız.
baktı sesi olmuyor vucudunu ön plana attı. e baktı vucut güzel oda bir müddet sonra tutmadı. farklı farklı programlar yaparak gündemde kalmaya çalıştı. böyle giderse dünya ona dar gelecek.
kusursuz fiziğiyle insanı büyüleyen uzun ve sütun bacaklı çok hoş bir bayan. çarkıfelek sunucusu, şarkıcı. giyipte kendisine yakışmayan birşey görmedim şuana dek.
ramazan'da denize girerken mayo giyilir mi giyilmez mi sorusuna aklındaki cevabı alamayınca bir din bilimciyle kavga eden tipi tip.
sanki okulda 2 vize 1 final yapan hocasının kuralına kızıyor yahu! allah'ın koyduğu kurala kızıyor farkında bile değil. ya da farkında.
eyvah ki ne eyvah dostlar. bir çoğumuz çocukluk dönemimize denk gelip ingilizceyle aramıza set çektiren o foolish casanova nın etkisinden çıkmamışken yeni bir ingilizce şarkı çıkartmış bir de klip çekmiştir. işte bu da linki başınıza gözünüze dikkat edin.*
geçenlerde kral tv de sanırım ilk ve tek burada sloganıyla, voç mihh voç mihh deyip durduğu klibi yayınlanırken denk gelenlerin ruh ve sinir hastalıkları hastahanelerine kendi istekleriyle başvurduğu ortaya çıkmış.
serdar ortaç hande yener den dert yanarken gelen büyük tehlikeyi unutmuşuz a dostlar!
bir ara albüm malbüm çıkarmadan öyle kendi halinde yuvarlanıp gidiyordu bu insan. nereden gelmiş aklına ingilizce falan... töbe yarabbim!
bir aralar kendisi bir sabah programı yapardı. can bey ile yeni evlendikleri dönemler olsa gerek. o endamına seksapelitesine rağmen, hem de ekran karşısında olmasına karşın, öylesi bir dikkatsizlik yaptı ki, hala unutulmaz. birkaç saat olmuş program başlamıştı, dinci bir babalığı konuşturuyordu, o sırada canlı yayına bağladığı izleyici için kolunu kaldırdığı esnada, mavi uzun kollu kıyafetinden, koltuk altının fena halde terlediği görülüyordu. iç kol kısmından, tam koltuk altına kadar leş gibi ter içerisindeydi. ne kendisi, ne ekibinden birisi bunun farkında değildi. reklamlar girdi falan, hala kıyafetini değişmedi.. hiç mi deodorant kullanmaz?
onca bakıma karşın bu pislik neden? herkes de ter olabilir, hele öyle uzun süren bir yanında, anlaşılabilir.. fakat, görselliği üzerinden para kazanan insanlarla, 200 kişilik otobüste tıklım-tıkış yolculuk etmesinden sebep terleyenler arasında bir fark olmalı. o fark bu kadında yoktu..
bunla beraber, dinci herifin yorumlarında sık sık vurguladığı: "taharet" sözcüğünü ise her defasında yeniden tanımlattırmıştı. sanırım, o aralarda neden bezi olduğu anlaşılıyor.
zekası için aynı şeyi söyleyemeyemem belki ama türkiyenin en güzel kadınlarından biridir. tahminimce göçmen kızı olabilir çünkü burnu ve diğer hatları göçmen kızlarını çok andırıyor. tabi estetik değilse.