kaka denen pezevengin inanılmaz özellikleri ile abartıldığı oyun kaka olmasas oynardım kaka var diye kimseye real madrid denen karı takımını aldırtmıyorum evet efendim doğrudur bu oyunun 2010 sürümünde r.madrid karı takımıdır zannımca zira R1 tap koş x bas top çal başka numara yok içine ettiğimin oyununda bilende oynuyor realle bilmeyende oynuyor.
Her yıl yenilenen (PES5-2005 , PES6-2006 .... PES10-2010) , Japon "Konami" firmasının çıkardığı, erkeklerin çok sevdiği aynı oranda kızların sevmediği , hem PC hem PS versiyonu bulunabilen, yeri geldiğinde aynı anda 8 kişiyle bile oynanabilen , Fifayı unutturan, Cips ve kola satışlarını arttıran , tabi birde gamepad satışlarını da arttıran yegane Futbol Oyunudur...
en iyi arkadaşlarımdan biridir. hatta kendisiyle fazla iyi olan münasebetimiz, diğer arkadaşlarım ile aramın açılmasına da neden olmuştur. ama olsundur. her takımla her rakip itinayla yenilir. dost düşman ağlatılır. "abi elim ağrıdı bırakalım artık" dedirtilir. bazen hevesini alsın yumurcak deyi her seçilen oyuncu taca doğru koşturulur ki rahat rahat gol yenile. "bilerek mi atmadın lan" sorularını yalan yere vallalatır bu pes şeysi.
ayrıcana o kadar basit bir mevzu da değildir kendisi. öyle 'pes' deyip geçmeyin. zira kimse pes etmeyi istemez. bunu görür-öğrenir, alır-kabul edersiniz. az evvel hümanizm, insan hakları ihlalleri, nesli tükenen hayanlar, 'i'd rather go naked than wear fur' falan feşmekan, ver eline kolu iki dakikada ağzından salyalar akar-fatih terim zanneder kendini. tabi ilk 30 saniye. sonra ilk golü yer usulca. bir hayıflanır belli belirsiz. sonra golleri yedikçe delirir. 'formation settings' aranır bulunur 4-4-2 denenir önce sonra 3-5-2 sonra 4-3-3. önce aptal, salak ile başlanır sonra ebeveynleriyle ilgilenilir bütün futbolcuların. önce hakem işin içine katılır, zamanla joystick ve klavye...
saha içinde agresif hareketler başlar. yuvarlak yahut a tuşu yavaş yavaş kendinden geçer. 'slide' 'slide' üstüne gelir. ten beyazsa surat kızarır. terlemiş eller pantolona sürülür ama nafile. bilmem kaç yabancı dil de bilsen, millet sana bey-paşa da dese iş yerinde, karın carmen metresin pamela mekanın cennet de olsa
pes oynanan bu kutsal mekanda herkes bu tecrübeyi yaşar. bir nevi musalla gibidir ve daha kötüsü; kimse sekiz yediği ilk maçtan sonra daha kötüsü olabileceğini düşünmez. hiç kimse yapamayacağını-oynayamayacağını kabul etmek istemez. ama bir yerden sonra da tokatlanmanın verdiği uyuşukluk geçer. beyne ulaşmayı başarmış az miktardaki oksijenin sayesinde, ısrarla 'play another match' a bırakılan rakibi yenme ümidi eve gidip çalışıp dönmeye bırakır yerini. 'güzel oyunmuş ya' denir hafif titrek-ağlak ses tonuyla yahut 'bir ara yine oynarız'. kalkmış kıçım, kabaran koltuklarım, zeplin olmuş egom ve ben içimizden şöyle deriz: 'ben oynamıyorum, yeniyorum cigerim'...
bütün zihinsel sermayeyi pes e yatırdım ve her sosyal sınıftan ve gelir grubundan ve cinsiyetten ve memleketten insan yendim. lütfen izin ver sözlük iki çıkıp sallayayım şurda ağız tadıyla. hem hiç mi yenilmedim sözlük? ben de yenildim tabi- arada yenmekten sıkılınca.****
tek başına pek bir esprisi olmayan, oyun motorunun mükemmel olmasının yanı sıra, seçeneklerinin azlığıyla da kişiyi multiplayer oynamaya iten süper icat. oynanabilirlik konusunda fifa'nın amına koymuştur, ama şöyle fifa'daki gibi bir kariyer mod oynama imkanı vermemektedir, bir yerden sonra sıkar. arkadaşlar arası turnuvalara bire birdir, tek başınıza oynayacaksanız bir yerden sonra yalnız kaldığınız için bunalıma sokar adamı.
dengesizdir ayrıca. regular'da 10 dakikalık oynuyorum, şampiyonlar liginde galatasaray'ı aldım; gruptan göte bala çıktım, bütün maçlar 1-0, 1-1, 2-1 falan. bir tane vardı 2-2. ikinci turda chelsea ile eşleştim, ilk maç ingiltere'de 3-3 bitti, istanbul'da 0-5 kaybedip elendim.
çoğu kez bilgisayar başında sabahlamamıza sebep olan gerçek bir futbol oyunu. ayrıca saipsiz'e kaç kez ve kaç farkla yenildiğimi hatırlamıyorum bir kere 10 gol yemiştim...