perfect sense

entry32 galeri2
    24.
  1. apokaliptik geleceğe özgü, insanların yine azılı bir virüs tarafından yavaşça yok edilipte, birbirlerini ya da buldukları et parçalarını yiyen bir zombiye dönüşmeden de, nasıl duyuları olmadan yaşayabileceği üzerine yazılmış, çizilmiş, yönetilmiş, kurgulanmış mükemmel film.

    arkadaşımın önerisiyle izledim filmi, ki o kadar da film gurusu diye geçinmeme rağmen filmden haberim olmamıştı açıkçası. ewan mcgregor ayrı, eva green ayrı dağladı yüreğimi.

    --spoiler--
    çoğunlukla malum çiftimizin gözünden gibi görünse de, onların tuttuğu aynada, hastanedeki insanlar, restorantta çalışanlar, araya giren siyahi kardeşlerimiz, uzakdoğulular; kısacası insan... acaba duyuları olmadan ne yapabilirdi diye düşündürmesi bile, insanın en büyük kayıplarının aslında duyularıyla bağlantılı olduğunu da gözler önüne serebiliyor. diğer taraftan da, işitme kaybına yenildikten sonra, körlük için kendilerini yavaş yavaş hazırlamaları da, içerisinde bulunduğu duruma alışma ve daha büyük felaketlere kendini hazırlama açısından, iyi düşünülmüş sahnelerdi. bir de şu var, kız arkadaşın olabilir, sevişebilirsin, tenin tenine değdiğinde, ya da dudaklarından dökülen sözler sana iletilemediğinde; - ki filmdeki sahnelerden çıkarım yapıyorum - , onu da geçtim en sevdiğin insanların, en sevdiğin yemeğin, en çok içtiğin içkinin, en sevdiğin kokunun, en sevdiğin resmin, en sevdiğin filmin; kısacası sevdiklerinin çekildiği fotoğrafın birer birer makaslanması. blindness ne kadar mükemmel bir film olursa olsun, yanında melodram dizisi gibi kalıyor zannımca. son sahnede ekran karardıktan sonra, bir sonraki durakta hangi duyumuzu ya da insani muhakeme yeteneğimizi yitirirdik diye düşündüm.

    --spoiler--

    bir de arkadaş tamamen filmin ana teması ile alakasız olarak, yine doğsam, kulak üstü kalemle, elimde tabağımın münasip yerlerini temizlediğim havlum ve, hazırladığım onlarca çocuğum olan o tabaklarla mutlu mes'ut olan bir şef olurdum herhalde.
    0 ...
  2. 25.
  3. Herkes bu filmi izledikten sonra duyusuz yaşamak ne zormuş diyebilir evet zormuş ama imkansız değilmiş bunu filmi izledikten sonra göreceksiniz.
    0 ...
  4. 26.
  5. türkçeye 'yeryüzündeki son aşk' diye çevrilip, yazık edilmiş film.. öyle aşk filmi falan beklemeyin
    onun dışında canım sıkılınca açar sardırarak izlerim, tam sonbahar filmidir.
    e geriye sadece hissetmek kaldı.
    0 ...
  6. 27.
  7. izleyene bol bol empati yaptırtan güzel film.
    0 ...
  8. 28.
  9. bir anathema şarkısı sayesinde* tanıştığım, klipteki güzel sahnelerden ve imdb puanından sonra duygulu bir aşk filmidir heralde diye düşünerek izlenecekler listeme aldığım filmdi. geçen gün yine aynı şarkıyı dinlerken ya neymiş bunun tam olarak konusu dedim ve konunun orijinalliğine vurulup hemen açtım filmi. zaten bir buçuk saatlik kısa bir film su gibi aktı geçti. son zamanlarda izleyip de etkisinde kaldığım ender filmlerden. psikolojimi ciddi anlamda altüst eden izlerken düşündüren ve kıyametin böyle gelmemesi için dua ettiren bir film.

    --ufak tefek spoiler içerebilir--

    konuyu çok orijinal buldum. bir distopya mı demeli kıyamet senaryosu mu yoksa sadece insanlığın genelini etkileyen bir dram mı bilemiyorum ama daha önce hiç görmediğimiz bir şey olduğu kesin. bu orijinal konunun üzerine klişe sayılabilecek ama kahramanları gönlümüzü fetheden bir aşk yerleştirilmiş. duyuyu kaybetmeden önce anlatıcıyla birlikte verilen görüntüler ve duyuların kayıpları arasındaki geçişler gerçekten mükemmel. böyle derin derin hissediyosunuz. ekşi'de yazılanları da burada yazılanları da okudum bazı arkadaşlar senaryoyu tatsız tuzsuz bulmuş, yönetmeni beğenmemiş falan ben hiç katılmıyorum o denyolara. senaryo gayet iyiydi verilmesi gereken duyguyu klişelerden ve abartıdan uzak içten bi anlatımla vermişti. yönetmen de işini gayet iyi yapmış çekimler, planlar, renkler falan çok iyiydi. ewan mcgregor'ın bisiklet sahnesi ve vapurdan indiği sahneyi özellikle çok beğendim.

    --ufak tefek spoiler içerebilir--

    daha uzun uzun yazılır ve konuşulur bu film hakkında ama yorgunluktan göz kapaklarım kendi kendine kapanmaya başladı, o yüzden bu kadar yazabildim. zaten kafam da pek yerinde değil yoksa daha neler neler vardı filmle ilgili yazacağım ama üç gündür erteleye erteleye bi çoğunu unuttum ve ortaya böyle boktan bi entry çıktı.
    uzun lafın kısası izleyin ve kendinizin farkına varın. koklayabiliyosanız, tat alabiliyosanız, duyabiliyosanız, görebiliyosanız ve özellikle dokunabiliyosanız kıymetini bilin. filmi izledikten sonra bu duyulara bakışınız değişecek emin olun buna.
    3 ...
  10. 29.
  11. 2011 yapımı 92 dakikalık dram/romantik/bilim-kurgu filmi, 7.1 imdb puanına sahip. baş rolleri ewan mcgregor ve eva green paylaşıyor. Türkçeye yine çok alakasız bir şekilde, "yer yüzündeki son aşk" diye tercüme edilmiştir https://galeri.uludagsozluk.com/r/1240363/+

    Yıllar önce ewan mcgregor için izlemiştim, insana bir çok duygunun kıymetini hatırlatması bakımından etkileyici bir yanı var, fakat izlemeyen de bişey kaybetmez. Kısaca ortalama bir film.
    3 ...
  12. 30.
  13. Moralim bozuk psikolojim altüst canım sıkkın. Kafa dağıtmak için bi film izleyeyim dedim. Şöyle en güzelinden bi romantik film açıp duygusallaşmak istedim. adına kanıp bu filmi seçme gafletinde bulundum. Sonuç sabaha kadar uykusuz bir gece beni bekliyor.

    Aslında daha bi dramatize edilse güzelleşebilecek bir film. Filmde iki aşık var ama aşktan yana hiç bir his yok. Tamamen hayvanlar gibi cinsel ihtiyaçlarını gideriyorlar. Bu yüzden insanların duyularını kaybetmeleri daha ilgi çekici geldi bana.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük