çok değil, yarım saat önce kalktım. laura carswell*'ın yeni rolünün tanıtım videosundaki yorumunu gördüm. "bir perception vardı, sahi ona ne oldu?" dedim. ve az önce yeni bölümünün yayınlandığını fark ettim.
Bitirdiğim için üzüldüğüm dizi. Tabii ki fbi'nin yer aldığı ve vaka çözme olaylarında bir (bkz: fringe) olamaz ama izledikten sonra insanı tatlı bi paranoyak yapıyor. Bence insanın gerçek algısını değiştiriyor. En azından rüyalarda.
kesinlikle özgün bir karakteri televizyon tarihine sunmuş dizidir. farklı yöntemlerle çalışan iki farklı insanın aynı amaç uğruna çalışmasını anlatmaktadır.
sadece doktor pierce' nin halüsinasyonlarıyla yaptığı konuşmalardan sonra çözüm bulması ve '' lewicki '' diye bağırması için bile izlenebilecek renkli, türünde farklı bir yere sahip kaliteli dizi.
Tüm bölümleri izlemedim ama guzel dizidir sadece ilk ve son 5-6 dk icin izlenir emin olun.
Hadi aşktan bahsedelim. Aşk, beyni nasıl şekillendirir? Heyecan verici birileriyle tanışınca, o kişiler sinapslarımızı bir virüs gibi işgal ederler. Etkilenme, uyarılma ve hatta takıntılarımızı besleyen nörokimyasalları tetiklerler. Dikkatimiz dağılır. Sürekli o özel kişiyi düşünürüz. Ufuk açıcı bir dersin ortasında bile. Ama sadece düşünmekle kalmayız. içsel bir model yaratırız Ne düşüneceklerini veya nasıl hissedeceklerini öngörmemizi sağlayan bir simülasyon. Tabii, simülasyon gerçeklikle karşılaşınca ilişkiler zora girer. Bu da akla şu soruyu getiriyor: Gerçekten birine aşık olur muyuz? Yoksa o birinin düşüncelerimizdeki haline mi aşık oluruz?