günümüzdeki bilimsel anlayıştan mütevellit çizilmesi olanaksız doğal sınırlardır. zira konu çağımız anlayışı ile nesnel temellere dayandırılmaya çalışılmış fakat elle tutulur makul kanıtlar henüz sunulamamıştır.
toplum bir çok olguda neticeye varmak için konjonktür sınırları içinde anlamlandırma ve mümkün ise halkın genel fikrini yansıtan yasalaştırma döngüsünü izler. fakat kimsenin uzlaşmaya varamadığı daha doğrusu kimsenin objektif bir yargısının bulunamadığı bu gibi durumlarda, rastlantısal konstelasyonlar mevzuya hakim olup iç dinamikler neticesinde gizli bir karar mekanizması işler. yapısından ötürü bu mekanizma elbette muğlak ve subjektif olmak durumundadır.
konuya en basitinden bir kaç örnek verirsek; günümüzden 50 yıl önce kadınların çoğu 18 yaşına varmadan evleniyordu. bu rakam coğrafi ve sosyolojik faktörler ile çoğu zaman 12-13 yaşlarına kadar inebiliyordu. elbette çok daha uç noktalar da ihtimal dahilinde. o zamanki fikri yargı bir kadın ile bir erkeğin evlenmesi için 15-16 yaşını ideal bulabiliyordu ve hiç çatlak sesler çıkmıyordu. bu düşünceyi biraz zorlarsak pek çoğumuzun eski kuşaklarının günümüz anlayışı ile pedofiliye yakın durduğu gerçeğini kabullenmek durumunda kalırız.
eski uygarlıklarda bazen kız çocukları doğduğu gibi, bazende bizim ''beşik kertmesi'' deiğimiz usul ile gelecekte evleneceği müstakbel kocası ile ''kısmen'' evlendiriliyordu. bu durumun kollektif bilinçaltı irdelendiğinde kadının daha küçük bir çocuk ya da bebekken bile kadın olarak görüldüğü sonucuna ulaşabiliriz. tabi bu durum erkek için de benzerdir. zira soyun devam ettirilmesi asli derecede önem arz eder ve bu nedenle bir an önce evlilik kurumuna başvurulur.
konunun içinde bolca evlilik kavramının geçmesi de bizi yanıltmamalı. çünkü evlilik ile çocuk yaşta birleştirilen bireylerden cinsel birleşmede bulunmaları ve neticede çocuk sahibi olmaları beklenmiştir. bir çok kişide o zaman isimlendirilemeyen psikolojik çöküntü ve kompleksler gelişmiş, daha da önemlisi bebek ve anne ölümleri çok yüksek seviyelerde seyretmiştir.
yöneltilmesi gereken sorulardan biri de erkek ya da kadının cinsel ilişkide bulunabilmesi için yeterli olgunluğa ne zaman ulaştığıdır.
bir çok kadın 13-15 yaşları arasında regl olmaya başlar. yumurtaların olgunlaşmaya başladığını gösteren bu değişim doğurganlığın da başlangıcı sayılır. daha sıcak iklimlerde bu yaş 9-10 a kadar düşebilir. peki bizim bugün pedofili sınırları içinde yorumladığımız bu yaşlarda doğa ya da tanrı (hangi değere inanıyor iseniz) bu yetiyi neden vermiştir? zira aynı değişim süreci erkek için de benzer yaşlara tekabül eder.
tabi dini düşüncenin hakim olduğu yerlerde yukarıda bahsedilen kadar olmasa bile erken evlilik (dolayısı ile erken cinsellik) hor görülmez. bilimsel sistemin ya da sosyolojik koşulların farklı olduğu yerlerde ise bu durum genelde kabul bulmaz.
birçok kişiye göre de sanıyorum ki dişi ya da erkeğin cinsel vasfını kazanması vücut şekillerindeki değişim ve olgunlaşma ile bağdaştırılır. fakat bu da resmi olarak reşit kabul edilen yaştan (çeşitli ülkelere göre genellikle 17-21 arasında değişen aralık) aşağıdadır.
bu sınırın kişinin zihinsel olgunlaşması ile ilintili olduğu önermesini kabul etmek ise bu sınırın izafi yapısı dolayısıyla çözüm sunmaz.
kesin olan tek olgu pedofilinin sınırını toplum normlarının kalın konturlarla çizdiğidir. ve bu kalın çizgi içerisinde belirgin kaymalar gözlenir. bugün 18 kabul ettiğimiz bir bireyin cinsel olgunluğuna eriştiği ve cinsel özgürlüğünü kazandığı fikri birkaç yüzyıl önce çok farklı seviyelerde olduğu gibi, bir kaç yüzyıl sonra da çok farklı seviyelerde olabilir. üstelik bu gelişimin ya da geri kalmışlığın göstergesi olamaz.
psikolojide zaman içerisinde olacak gelişim umarım ki bu konuyu öznel konumdan nesnel ve genel geçer bir konuma aktarmayı başarır. buna mukabil pedofilinin toplumsal ya da kanuni sınırı da meşruluk kazanabilir. içgüdüsel olarak kabul etmediğimiz, midemizi bulandıran suç unsurlu durumlarda bile diyalektik düşünce geçerli olmalıdır.
dipnot: bu yazıda pedofiliye dair bir görüş savunulmamış, sadece bu konunun sınırlarının muğlak olduğu ve bu belirsizliğin aşılması gerektiği anlatılmıştır.
kısaca, regl olmak, yumurtlamak bir ölçüt değildir.
fiziksel gelişim nereden baksanız, 22-25 civarında tamamlanır. ayrıca, beynin iletişim ve ilişkilerden sorumlu bölümleri de en son ve nihai olarak bu yaşlarda olgunlaşır.
16 yaşında bir kız regl oluyor diye tepinirseniz üzerinde, leğen kemiği henüz tam gelişmemiş olduğu için, anlık sorun olmasa da, kronik sorun hemen hemen yaşaması kesin gibidir gelecekte.
daha çoğaltılabilir örnekler bunlar.
velhasıl, değil 15, 23 bile erkendir bana kalırsa.
muğlak olması hasebiyle uzak durulması gerekir. bir tane bile istismar söz konusu olacaksa tamamından uzak durmak insanlık onuru ve ekini adına borçtur. bu konularda açık kapı bırakmayın herkesten önce siz girmek isteyebilirsiniz. ve istismar kalıcı izler bırakır.