hep sıkıcıydı pazar günleri... çocuktum trt nin sıkıcı pazar programları eşlik ederdi bana soğuk odamda. büyüdüm üniversiteli oldum evde yalnız başına kalır ve hayal ederdim bu sıkıcı pazarlar bitecek mi diye bitmedi ne yazık. şimdi koca şantiye de tek başına yine sıkılan ben yine sıkıcı bir pazar. galiba pazar günleri kimileri için bir kader kimileri için bir yalnızlık.
her ulkenin pazari ayri oluyormus bunu test ettim. onayladim. turkiye'de geeeel, gel abla domatese gel diye yirtarlar kendini. almassanda pisman olacakmissin gibi bak baskasini bulamassin mal guzel hormonsuz diye dizdirirler. simdi gelip gorelim ki avrupada bu boyle degil kimseden cit cikmiyor insan kendini kirtasiyede gibi hissediyor yahu musteri geliyor malimiz budur fiyati sudur para verilir alinir olay bu kadar. fazla pazarlik yapilmaz neyse odur. turkiye'de al abla bu bizden olsun 5 kilo alana 10 kilo bedava gibiler yok. ama ne yalan soyleyeyim turkiyede'ki pazarlarin tadi da keyfide bir baska oluyor. kaynasiyorsun, halktan biri oldugunu hissediyorsun. hos bir sey.
insanı saykoya bağlayan tek gündür.
nedense her pazar çocukluğa geçiş yaşanır. buruk lan! parlament sinema gecesini izlemek istersin, yasaktır. bizimkiler izlenir maaile, cıvık afedersin.
sonra illa haftaya temiz başlama psikolojisiyle anne tarafından çıplak bırakılırsın. kafan yanar, maşrapayı yersin kafaya. gözüne şampuan kaçar ağlarsın, bir maşrapa darbesi daha*... sonra kömür sobası önünde üstünde bir havlu, pipi önden gözükür göbek şişmiş ısınmaya çalışırsın, anne alalacele kurutur giydirir seni. ve asla yapman gereken pazartesi ödevleri hazır değildir. üstünde ayı veya tavşan desenli, pamuklu ve genellikle gri pijamanı giyip yatağa girersin. izleyemezsin parlament sinema gecesini ama uyumazsın da. televizyonda duyduğun seslerden kafanda senaryo yazıp çevirirsin filmi, yetinirsin be. sonra nasıl olduğunu anlamadan sızarsın işte.
sırf geçmişteki hatıraları yüzünden pazartesi uykusuz işe gitme sebebi olan gün.
bir ilkokul öğrencisinin tatil olduğu için sevdiğini sandığı, ama sevmediği gündür. akılda hep yarına yapılacak 10 sayfa ödev vardır haftasonu olduğu için fazladan verilen. anne genelde temizlik yapar, baba bütün gün evdedir ve tek kelime etmeden gazetesini okur.. gerilim dolu bir gün olur. sadece şahane pazar eğlenceli geçer. sonra zorla banyoya yollarlar ve yatırırlar. pazar günkeri böyle geçer. ***
günlerin en kıyağı.
her açıdan güzeldir pazarları, erken kalkmak gerekmez.
kahvaltı bile daha anlamlı daha özenlidir.
futbol ve kahve ikilisine doyulur.
rahatın tadına varılır.
ilkokuldan liseye kadar hüzünlü bir gündü.(malum yıkan-yat-okul var)
üniversitede herhangi bir gündü.
iş hayatında yorucu yada hüzünlü bir gündü.(malum yıkan-yat-iş var)
emeklilikte herhangi bir gün olucak sanırım.
Annenin "ne zaman banyoya gireceksin" bakışları atmaya başladığı, ertesi günü okulun başlayacak olması gerçeğinin insanın midesini düğümlediği, yapılacak işlerin bu güne yıkılması dolayısıyla bir yığın gereksiz ödev, test vesairenin beklediği ve yapılacak işlerin çokluğu ile sahip olunan enerjinin ters orantılı olarak değiştiği lanet gün. Ayrıca müthiş bir şekilde buruşmuş gazete kağıdını çağrıştırır bu gün. Başımızı yedin pazar.