bildiğin temizlik günü. dip köşe ne varsa silinir, en kuytu yerler parmakla deşilir, ovulur. sanki anneler bu ulvi görev için dünyaya gönderilmiş. doğuştan mental yorgun olan ben, an itibariyle fiziksel olarak da iflas ettim, beynim pelte kıvamında. en iyisi gidip uyuyayım da unutayım tüm bu sefaleti. fazla uçmadan gençler.
15 sene önce ertesi gün okul, 15 sene sonra ertesi gün iş olduğundan dolayı sanırım birçok kişi için hayatları boyunca sevimsiz kalacak.
o kadar kasvetli ve sıkıcı ki ölmek için en ideal gündür.
haftanın en boktan günü.
çocukluğumdan beri ben de hep baş ağrısı anlamına geldiği için.. ayrıca sokakların boş oluşu, arabaların seyrek geçişi, insanların üstündeki o rahatlık hali ziyadesiyle sıkıcı. yok arkadaş sokarım sendromuna pazartesi gibisi yok.
bu pazarda yine şanına yakışır şekilde bir hava var, bok gibi. mütemadiyen pazar günleri sabaha doğru yatarım. öğleden sonra kalktığımda günün yarısı geçmiş olsunda kurtulayım diye. fakat mütemadiyen bu imkansızdır. olmuyor bir sebepten dolayı uyanıyorum ve bu dandik günü çekiyorum arkadaş!
aile ile geçirilmeyen, aile ile geçmeyen her pazar günü, boş bir pazar günüdür, tek başına yaşayan insanlar için, hiç bir anlamı olmayan, pazar günü dür. ha kişi buna üzülür mü evet üzülebilir, ama özlemidir nihayetinde, yoksa geçer, gülersin eğlenirsin boş boş oturursun her türlü geçer ama boşa geçer, boş geçer kayda değer bir şey vermez, hatırlanacak bir şey vermez de geçer. pazar kahvaltısı pazar gününde sadece aile ile önem kazanır. ve son olarak pazar günü aile ile anlamlanır, diğer türlü kişi için bir anlam ifade etmez.
hiç bitmesin istediğimiz fakat saatleri dakika gibi hızlı ilerleyen gündür. uyanıp güzel bi pazar kahvaltısı yapmak istersiniz kahvaltı masasında yarının pazartesi olduğu düşer aklınıza moraliniz bozulur. güzel bir gün geçiriyor bile olsanız yarını düşünür durursunuz. pazartesi gelmeden sendromunu getiren gündür anlayacağınız.