hatırlarım efendim o günleri, sabahtan kalkılır çizgi film vs izlenir sonra da bornozumu giyerek bizim eski evin banyosuna girerdim çok ufakken annem yıkardı sonra büyüdükçe kendim yıkanır oldum. zevkli gelirdi o yaşlarda suları döker döker küvette oynar oynar çıkardım. yahu o değilde akşamları bizimkiler dizisi var diye sevine sevine ekran başına otururduk gece star1'de parliament sinema kulübünün göstereceği filmi beklerdik gece olunca bir hüzün çökerdi neden mi? çünkü yarın okul vardı, ödevler vardı. hiç unutamam o günleri.....
özetle hayat doksanlarda güzeldi, o dönemin banyoları bile bir başkaydı.
halen yapmakta olduğum etkinlik. evet gayet de etkinlik.
soba kalmadı ama sererim atletimi donumu kalorifere, yaparım banyomu hacı şakirle, foşur foşur çitilerim kendimi, oooooh çıkarım hiç öyle head and shoulders reklamlarındaki triplere girmeden, saçlarım kabarır koyun yünü gibi.
amanıııın kokarım mis mis. sonra da yatarım ki deme keyfime.
eskiden uyuz olunsa da şimdi özlenilendir. ardından sobanın yanına oturulurdu, televizyon izlenirdi, sonra anneniz yatmanızı söylerdi, yatmak zorunda kalırdınız. ya da anneniz yatmanızı söylediğinde aklınıza yarına yetişmesi gereken ödev gelirdi... bir yandan ödevi yaparken bir daha asla ödevi son ana bırakmayacağınızı söylerdiniz, en azından düşünürdünüz. ama yine son ana bırakırdınız, yine, yine...
havaların soğumasıyla anne yapmasam olmaz mı? dediğim anları hatırlatan, yapmamak için her türlü cinliğin yapıldığı lakin kaçmanın imkansız olduğu banyo çeşididir. iyi ki annem zorla yaptırırdı. yoksa o mis gibi kokan saçlarla ömrümün en güzel uykularını nasıl uyuyabilirdim ki?
Kyk Yurdunda kalıyorsanız eğer her pazar karşılaşacağınız manzaradır. Pıtırcık öğrenciler cıbı cıbı yaparken tüm banyolar dolar bu yüzden elimden geldiğince pazar banyolarından kaçınırım.
bir de salonun ortasında yıkanırdım ben. sobanın yanında. altında o eski klasik yeşil yer örtüsü. bir de leğen. annem de beni yıkarken en az benim kadar ıslanırdı. bense eğlenceye vururdum.