paulo coelho

entry251 galeri24
    151.
  1. "Kadin psikolojisi uzerine 35 yil okumama ragmen, bir soruya cevap bulamadim: Bu kadinlar gercekten ne istiyor?"
    1 ...
  2. 152.
  3. --spoiler--
    kapının koluna uzanacak yaşa geldiğinde gitmeyi öğrenir insan.
    --spoiler--

    insan, ancak bu kadar sade ve gerçek anlatabilir gitmelerin coğrafyasını.
    1 ...
  4. 153.
  5. --spoiler--
    ''seni kendimden bile daha çok seviyorum.'' bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı.
    --spoiler--

    1947'de brezilya'nın rio de janerio kentinde doğan yazar. asıl ününü 1988'de yayımlanan ''simyacı'' kitabıyla kazanmıştır.
    diğer kitapları ise;
    zahir, brida, on bir dakika, şeytan ve genç kadın, veronika ölmek istiyor, beşinci dağ, hac, piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım, ışığın savaşçısının el kitabı ve elif'tir.
    coelho pek çok ödüle de layık görülmüştür. bazıları, dünya ekonomik forumu'nun verdiği crystal award ve fransız legion d'honneur nişanıdır. ayrıca coelho 2002 yılında brezilya edebiyat akademisine kabul edilmiştir. günümüzde ise bir çok basın kuruluşu için haftalık köşe yazıları yazmaktadır.
    0 ...
  6. 154.
  7. "En kusursuz cinayet, yaşama sevincini öldürmektir."
    0 ...
  8. 155.
  9. dünyanın en overrated yazarı.

    edit: ve maalesef sözlükte de bu boş adamı sevenler oldukça fazla.
    0 ...
  10. 156.
  11. simyacı ve elif kitabını okumamış ergenlerce ovverrated diye sıfatlandırılan yazar.
    1 ...
  12. 157.
  13. akra da bulunan el yazması kitabında; yapmamız gereken şeyleri ama bir türlü yapmadığımız ya da yapamadığımız şeyleri unuttuğumuz değerleri tekrar anımsatıyor.
    işte onlardan bir kaç tanesi;

    --spoiler--
    başkalarına faydalı olduğun zamanların tam olarak hangileri olduğunu asla bilemezsin.
    hiç bir yaşam gereksiz değildir. hepsinin bir nedeni vardır.

    birileri, tadı kötü, dedi diye hiç tatmadığım çayın tadına bakacağım. birileri, hiç ilginç değil, dedi diye hiç geçmediğim bir sokaktan geçeceğim ve oradan tekrar tekrar geçmek istemediğimi kendi başıma keşfedeceğim.

    gerçek dostların, dikkatleri üzerine çeken ve herkesin "dünya tatlısıdır, çok da cömerttir, ondan iyisi bulunmaz" dedikleri insanlar değildir.
    gerçek dostlar, nasıl davranmaları gerektiğine karar vermek için olayların sonlanmasını beklemez; kararlarını çok daha riskli olmasına rağmen henüz olaylar meydana gelmekteyken verirler. yeniliklerden çekinmezler. yanlış yola sapsalarda "sakın benim saptığım yola sapma" demezler, ben yanlışlıkla tehlikeli bir yola saptım derler. sen onların özgürlüğüne saygı duyuyorsan onlarda senin özgürlüğüne saygı duyar. kötü günlerinde yanında seni teselli edenlerden kaçın, aslında onlar kendi kendilerine" ben daha güçlüyüm, ben daha akıllıyım, ben olsaydım yapmazdım" derler.
    açmak istedikleri tek kapı, yüreğinin kapısı olan insanlarla dostluk kur. onlar asla içeriye zehirli oklar atmazlar.

    şeytan tatlı sesiyle ; bu kayayı her gün dağın tepesine çıkaracaksın ve tepeye çıktığıda
    kaya yeniden aşağı yuvarlanacak.
    şeytanın sözüne inananlar şöyle demiş; hayat meğerse hep aynı şeyleri tekrar etmekten ibaretmiş.
    şeytanın sözüne inanmayanlar ise; madem öyle ben de dağın tepesine çıkaracağım kayayı sevmeyi
    öğreneceğim. böylece kayayla geçirdiğim her annı sevdiğim bir şeyle geçirmiş olacağım.
    her ne olursa olsun işimizi severek yaparsak, hayallerinin peşinden koşanların yaşadığı
    mutluluğu çalıştığımız günlerde duyabiliriz.

    çiftçi tarlayı sürer ama bugün biraz daha parlayıver diyemez, beklentilerine ulaşmak için
    sabretmeyi öğrenir.

    çoban olmasaydı, şair açlıktan ölürdü. şairin dizelerini okumasaydı çoban, üzüntüden ölürdü.
    --spoiler--
    2 ...
  14. 158.
  15. "kimi insanların başkalarıyla arası bozuktur, kedisiyle arası bozuktur, yaşamla arası bozuktur. Bu kişiler tiyatro oynar ve oynadıkları oyunun metnini, yoksun bıraktıkları seye göre yazarlar" piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım.

    "tek başıma konuşmayı sürdürdükçe, daha bilge bir sesin benim yerime konuşmaya başladığının yavaş yavaş farkına vardır." pıkoa
    0 ...
  16. 159.
  17. kitap okuduğunu zannedenlerin bayıldığı, gerçekten kitap okuyanların sevmediği yazardır. yahudi mistizminden başka hiçbir numarası yoktur kendisinin. kendisi hakkında 2 de taşlama yazılmıştır. biri altıkırkbeş yayınlarından çıkan veronica pompa istiyor' dur ama diğerinin adını unuttum. ırmağın kıyısında yedim içtim sıçtım gibi bir şeydi.

    kendisi kişisel gelişim kitaplarında sürekli tekrarlanan boş vaatleri daha güzel ve süslü cümlelerle tekrar eder sadece. oysaki gerçekten kitap okuyan insanların bu süslü cümlelerle verilen tavsiyelere ihtiyacı yoktur. o insanlar, zaten o öğütlerin hepsinin farkına varmış olan ve dolayısıyla o öğütlere ihtiyaç duymayan insanlardır.
    1 ...
  18. 160.
  19. --spoiler--
    Gideceğin yoldan eminsen, engeller 'dinlenme noktan' olmaktan öteye gidemez.
    --spoiler--

    --spoiler--
    ilk bakışta güvendiği şeylere, birkez daha bakılması gerektiğini mutluyken değil, hep mutsuzken anlar insan.
    --spoiler--
    1 ...
  20. 161.
  21. Kadın sevgi uğruna her şeye hazırdır.
    Hatta sevişmeye de...!
    Erkek ise sevişmek için
    Her şeyi feda etmeye hazırdır.
    Sevmeyi bile...!
    3 ...
  22. 162.
  23. soyadı "çello" olarak akıllarda kalmış kişi.
    1 ...
  24. 163.
  25. genelde ayni konulari ele aliyor. su ana kadar okudugum kitaplarinda "hayallerinin pesinden git" ya da "istersen olur" tarzinda seyler yaziyor fakat onlari öyle güzel süslüyor ki normalde bilinen seyler size cok farkli gelebiliyor.

    sanirim cok seviyorum bu adami. en güzeli de onze minutos adli kitabini bir okuruna ithaf etmesi hangi yazar yapar yahu.
    1 ...
  26. 164.
  27. simyazı adlı basş yapıtını mesneviden esinlenerek yazan brezilyalı kalem.
    http://altinisikmurat.blo...imyac-paulo-coelho_7.html
    2 ...
  28. 165.
  29. Bir aralar tüm kitapları okunmaktan harap olmışken şimdilerde yazdıklarını okumaya üşeniyorum değişsen o mu ben mi bilemedim ya da hep konulara aynı şekilde yaklaşılması.
    0 ...
  30. 166.
  31. elif kitabında ve zahir'de beni oldukça etkilemiştir.
    1 ...
  32. 167.
  33. yaşadığı ülkenin edebi birikimi küçümsenmeyecek kadar önemli ve değerli. ismi bilinmeyen ama muhteşem yazarların ev sahipliğini yaptığı bu yerde yazar gerçekten çok iyi bir dikkatle her yazarın her mitin kaymağını yemeyi bilmiş. bizim elif şafak gibi. özeniyor, öykünüyor ama doğru hamleyle edindiği bilgileri orijinal düşünürlerden daha romantik göstererek bütün alkışları topluyor. bu açıdan başarılı bir yazar ama benzettiğim kişi elif şafak, bu da eksik yönlerinin üstü kapalı açıklaması olsun.
    2 ...
  34. 168.
  35. çoğu kitabını okumuş biri olarak aynı konuları farklı kişilerin ağzından okumaktan sıkıldığım, kitaptaki küçük hikayelerini sevdiğim, popülerliğin sırrını çözmüş görünen yazardır. okuyucularıyla sıkı bir diyalog içindedir ve sosyal medyayı bu yönde kullanmasını bilir.
    3 ...
  36. 169.
  37. simyacı dan sonra aynı kaliteyi yakalayamayan cadılarla bozan yazar. simyacı da evrenin dilini anlatımı muhteşemdir .
    1 ...
  38. 170.
  39. simyacıyla kendi sınırlarını çizmiş olan, sonrasında tekrarı andıran kitapları olan yazar. aslında bütün yazdıklarının özetini "ışığın savaşçısının el kitabı" kitabında bulabilirsiniz.

    sosyal medyada takip etmekteyim kendisini. her ne kadar tekrar gibi gözükse de bazen bir an bir cümlecik yazısıyla karşınıza çıkıyor ve o an her şey farklı görünebiliyor gözünüze.
    1 ...
  40. 171.
  41. simyacı adlı kitabı birçok kişi tarafından okunmuş/okunması gereken kitaptır.
    2 ...
  42. 171.
  43. paulo çelo diye okunmaz. paulo quelo diye okunur. her gördüğümüz şeyi ingilzce okumaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Brezilyalı yazar olan paulo coelho hayatımda okuduğum en iyi yazarlardan bir tanesidir. sıradışıdır.

    Not: simyacı en iyi kitabıdır. fazla abartılmıştır gibi şeyler yazan arkadaşlarım simyacı 50 milyon mu satmıştı ? (hemde sadece 6 yılda ) kaç dile çevrilmişti ? sanırım 30 a yakın. Bırakında bu başarıyı tekrarlaması kolay olmasın.
    4 ...
  44. 172.
  45. Simyacı, Paulo Coelho’nun 1988 yılında çıkardığı kitaptır.
    Yani kişisel takvimime göre ben doğmadan tam 2 yıl önce çıkmış ve ortalığı kasıp kavuran bir kitap haline gelmiştir.
    Bunların hepsini kendinden emin bir şekilde yazıyor gibi görünsem de, fenomen haline dönüşmüş kitaplara karşı bir büyük antipatim vardı.
    Hatta bu kitapları (şeker portalı, simyacı vb) toplu taşıma araçlarında, kafelerde dahi okumaya utanırdım.
    Tabi yıllar önce, zavallı bir ergenken.
    Şeker Portakalı’na daha başlamamış olsam da Simyacı’yı bugün bitirdim.
    Üzerinde 25 yıl geçmiş bir kitabı, şimdi, şuan da, şu yüzyılda okursan sana çok sıradan gelir, yani gelirmiş.
    Hala basılan, Türkiye’deki basım sayısı üç haneli sayılara ulaşmış bir kitap için sıradan demek haksızlık olabilir ve kabul ediyorum ki, suç tamamen benim.
    Kitapta yazılan hikayelere benzer çok hikaye okuduk, duyduk.
    Secret’lar okuduk, Kayıp Gül diye kitaplar çıktı, onlara bir göz gezdirdik.
    Evrenin gücü adına filmler yaptılar, kitaplar yazdılar, hatta dünyaları dolaştılar, hepsini tanıdık, anlamaya çalıştık.
    Her tarafımız Doğu felsefesi oldu. Ceplerimizden felsefe taşları fırlıyor artık hatta yaşamlarımız felsefe taşı oldu.
    Bütün bunları yaşayıp gördükten sonra Simyacı okursan her şey çok yavan gelir, anlayın beni.
    Ve bir fenomen böylece paramparça olur ellerimde.
    Yani benim durumumun çözümü ya da durum değerlendirmesi şöyle olmalı sanırım; ilk yapacağın işi sona bırakma, hadi bıraktın diyelim o zaman hiç yapma.
    Hiç dokunmamalıydım Simyacı’yı, okumadığım ve merak ettiğim kitaplar arasında kalmalıydı, ama olmadı.
    Kitap iyidir, öğretiler hayatımızı değiştirir nitelikte olabilir ama benim için tam bir klişeydi. Tam bir zamanlama hatası, üzgünüm.
    1 ...
  46. 173.
  47. Adam mutluluğun sırrının peşinde koşar kitaplarda. Yeni umutlar, yeni bakış açıları kazandırır...
    0 ...
  48. 174.
  49. "Tanrı varsa, ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa, bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizleri burda vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir."
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük