tam olarak yorucu bir film diyebilirim. bir yerden sonra kısır döngü gibi gözüküyor. beklentiyi yüksek tutarak izlediğim filmlerin hemen hemen yarısı böyle oluyor. kötü film değil ama sanki önemli bir şeyler eksik gibi.
jim jarmusch'un kendi filmlerine benzemeyen, fakat frances ha, inside Llewyn Davis, frank, manchesther by the sea gibi sade basit ama etkileyici konusuyla muazzam kareler sunan ve bugüne kadar açıkçası jim jarmusch'un en beğendiğim film oldu.
Beklentiyi yüksekte tutmadan izlenmesi gereken, oldukça sade, hoş bir film. izlediğim en durağan filmlerden birisidir.
Bu filmin gösterim afişini gördüm Fransız kültür merkezinde, istiklal'de yürürken. Haftasonunun boş geçeceğine, değerlendireyim bari diyip gittim öyle, tek başıma. Beklentiyi de öyle yukarda tutmadım pek. Bu yüzden bana hoş geldi film. Özellikle, paterson'un küçük bir kızla iletişime geçtiği sahne, küçük kızın yazdığı şiir çok hoştu. Ve bir de kadının yaptığı tasarımlar.
ABD New Jersey eyaletinde bulunan Türk mahallesi. Kreuzberg'in Abd versiyonu. Döner kebapçı, baklavacısıTürk berberi hatta Türk kahvehanesi. Ne ararsanız mevcut. Mahallenin sokakları ise abd'de alışık olmadık şekilde kirli sağda solda çöpler malesef dolanıyor. Bir de vizyonsuz dayılar var. Fırsatlar ülkesinde ikinci okeye dönme fırsatını yakalamak istiyor. Macera dolu amerika'ya gidenlerin daha büyük bir macera yaşaması için ziyaret etmesi gereken semlerden biri.