49.
Bu serinin devamı yok mu, hikayeyi bitirmeden insanları merakta bırakmak olmaz.
48.
Arkadaşlar.....
Sanıyorum bu hikayeyi, olaylarıyla beraber 1 - 2 hafta daha sürdürme başarısına nail olabilirsem kısa ve heyecanlı bir öykü yazabileceğim..
Resmen kitap yazacağım arkadaşlar resmen..
Az önce sabahın bu soğuğunda bi köprüye çıktım ve avazım çıktıgı kadar bağırdım.
işçileri almaya hazırlanan servis şoförleri, bana deliymişim gibi baktı......
Halbuki deli değilim, aşığım..
47.
90 larla karakterize bir durumdur. O pastaneci kız bugün daha çok starbucks baristalarına evrilmiştir.
46.
zordur pastaneci kıza aşık olmak. aşkların en anlaşılmazıdır. yaratılıştan gelen açlığın damak tadına yansımasıdır. en imkansızı ise karadenizli fırıncının, pastaneci kızıyla yaşanandır.
45.
Maceranın sonu hayal kırıklığı.
42.
Aşık olmak bence çok keskin bir tanım çünkü aşık olmak bir süreç meselesi bana göre. Diğeri gördüm çok hoşuma gitti veya acayip etkilendim vs .
(bkz: libido )
41.
Bir kaç gün önce okurken insanlar aşık oluyor bee! Diye içimden vay beeler falan geçiriyordum.
Fakat sonrasında bunun ne kadar azap verici olduğunu bir kez daha gördüm.
insanın kafasının boş, kalbinin rahat olması ne güzel nimet.
Aksi halde bu acı da insanı yemeden içmeden uykudan kesecek noktaya gelebiliyor anlamsız bir şekilde.
Kalbini neye bağladığınla alakalı, Nasiple doğrudan ilgili diyebiliriz.
Ayrıca sevgi karşılıksız olmalı. Bi insanı sevdiğinizde onunda sizi sevmesini beklemek zorunda değilsiniz. iş bu noktada farklı yere gidiyor. Ardından gelsin acılar, gitsin uykusuz geceler.
Ve yukarıdaki arkadaşa katılıyorum, platonik bu. Ömür boyu ızdırap verecek bir sevda değil ki.
Yeniden karşına beğeneceğin biri çıkar unutulur tüm sıkıntılar..
-Bence-
41.
pastaneci, eczaneci, postaneci diye uzayacak liste ınsan boştaysa ya da ergenlikteyse gördüğü her güzel kıza aşık olabiliyor. Kendimden biliyorum.
40.
Nerden basıma geldi nerden bulastım arkadaş..
Ne yapacağımı bilmiyor gibiyim.
Bana yol gösterin.. Kendime akıl verecek aklım kalkmadı..
39.
Bu yakınlarda Bir gün bir pastaneye girdim. Poğaçalara bakınırken, Tezgahtar kız; "simitler yeni geldi çok taze ve sıcak. Bu saatte (öğlen 13:30) böylesi az bulunur, almaz mısınız?" Demesin mi? Aval aval bakınırken sadece "peki olur öyleyse alayım bari iki tane" diyebildim. Ama Kız bi yandan söylüyor bi yandan da mahcup tatlı tatlı gülümsüyor ve önüne bakıyor. Yumruk yemiş gibi oldum bir anda. Ulan utandım kaldım. Poşeti de iki eliyle uzatmasın mı? Manken gibi bir kız. Dolu olmasam yap girizgâhı al git kızı. Öyle bir içim su. Hemen toparlandım, alel acele parayı verip simitleri aldım kaçtım. Çok kafaya takmayın Böylesi de yaşanıyor yani. Umarım bir daha ki sefere size de denk gelir.
38.
Evet arkadaşlar, böylelikle 2. Bölümde final yapmış başarısız dizi tadındaki ilişkinin de sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Hepimize geçmiş olsun.
Üzülme dostum, bunlar olağan şeyler, sana mahallede esnaf mı yok.
37.
Evet arkadaşlar. Ahmak ıslatan yağmurlarının yağdığı hafifçe serin bir bursa sabahında, kızın geçtiği güzergahta bekledim.
Önüme geldi ve bi bakar mısın dedim.. Günaydın nasılsın dedim
Buyrun işe geç kalıyorum dedi. Benim sana söylemek isteyipte söyleyemediğim bazı seyler var dedim.
Dinliyorum dedi. Bu kağıdı alın,çantanızın bi köşesinde dursun.
Müsait bi zaman açıp okursunuz dedim.
Eee kusura bakmayın, işe geç kalıyorum böyle şeylere hiç gerek yok, kendinize iyi bakın dedi ve gitti.
Benim için ölüm gibi birşeydi..
Bu cesaretin onda birini bile toplarken kalbimin heyecandan çıkacağını zannetim.
Birilerine platonik bağlanmak ciddi manada çıldırtıcı birşey.
Gelirken mektubu yırttım.
O kıza karşı hiç böyle düşünceler içerisine girmemeliydim.
Derin bir hayal kırıklığı ve pişmanlık yaşıyorum.
Bir insanla ne kadar tatsız bir diyalog kurulabilir.
Az önce yaşamış olduğum diyalogta aynen böyleydi.....
Şuan uykusuz gözlerim, yorgun ayaklarım, ve derin bir hayal kırıklığımla yatağımda öylece oturuyorum.
En yıkık anlarımdan bir tanesi.
Bu saatten sonra yapılacak hiç bir Müdahale sanırım beni hayata döndüremeyecek....
Sözün bittiği yerdeyim..........
36.
Şu sıralar ben de bir tanesine takıldım, da olmayacak gibi herhalde.
Ulan istemiyorsam istemiyorum de ne diye haber gönderiyorsun.
35.
zararlıdır, kalori sebebidir. zira her gün o kalitesiz margarinlerden yapılan sıcak sıcak poğaçaları yemeden güne başlayamazsın.
34.
Pastaneye gitmek için çok güzel bir sebep. Hele bir de görebiliyorsan her gittiğinde o zaman işte tadından yenmez.
33.
Ekler ve davet.
- sinemalarda-
Şaka bir yana hoşlandıysan, geç karşısına efendi efendi durum bu de. Kaçak göçek işlerle uğraşma. Olur yada olmaz, kazan yada kaybet madara olma kafi.
33.
motoru bozana kadar pasta alıp yemeyle sonuçlanan vahim hadiselerden biridir. iyi geceler yatıyorum ben.
32.
Uyutmuyor beni.
Düşüncesi hafızamdan çıkmıyor. Yeni birşey değil. Sırf bu yüzden bugün iş çıkışı kendisini takip ettim.
Bir aralığa girdi, sonra sanki benim onu takip ettiğimi anlamışçasına aralığın başından geri döndü.
ifşa olmamak için kaçtım.
Ve hala biliyorum..
Beni cümle aleme rezil etmeyeceğinin bi garantisi yok.
Evini öğrenmek istedim oysa...
Fakat olmadı.
Umarım başıma bir iş gelmez. (amin)
30.
Ben fırıncıya aşıktım adını vereyim salacak mahallesi Başak fırını.
34.
Bugün bir insana bahşedilen tüm duyguları bir arada yaşama şerefine nail oldum..
Bunun şekli her ne olursa olsun, bir insana kendi duygularını, kendi iç dünyanı açamamak, insanı geceler boyu derin bir muallakta bırakıyor.
Bir kaç gündür şanssızdım. Hatta öyle ki verilmiş sadakam varmış dahi diyebilirim.
Zira dün 16:10 civarı paydos ettiğinde, onu yanındaki arkadaşıyla takip ettim.
ilerideki trafik lambalarının orada tokalaşıp ayrılmaları gerekiyordu.
Ve böylece yalnız kalıyordu.
Ona mektubu verebilmek için uygun bir zamandı bu...
Fakat böyle olmadı. Trafik lambaları boyunca yürümeye devam edip, marketin önünde ayrıldılar.
Tüm cesaretimi toplamıştım. Markette uygun bir anı kollayıp mektubu verecek hızlı adımlarla dışarı çıkacaktım.
Tam yaklaşıyordum ki yanındaki orta boylu adama " baba" diye seslendiğini fark ettim..
Sanırım ölümün eşiğinden dönmüştüm..
Kendimi koşar ayak dışarı attım..
Kendimi hala koşarken buluyordum ki kalbim hızla atıyordu.
Böylesine şanssız bir deneyimden sonra içime bir soğukluk girmedi de değil hani.
Fakat yılmayacaktım..
Ve bugün...
Berkay isminde 18 yasında kendini bilen bir arkadaşıma durumu baştan sona anlattım.
- benim için böyle bir iyilik yapar mısın?
- korkuyorum.
- beni tanımadığını söyleyeceksin. Ve mektubu verir vermez arkanı dön git. Sonra dile benden ne dilersen.
- sen niye vermiyorsun?
- çalıştığı pastanenin patronu beni tanıyor. Ya söylerse Beni patronuna? Mehmet ağabey de gidip babama yetiştirirse? Ne bok yiyecem sonra?
Berkayı öyle ya da böyle ikna etmiştim..
Çıkışa 10 dakika kalmıştı.
Pastaneyi cepheden gören, bi kahvehanede çaylarımızı yudumluyorduk..
Derken o büyük an gelmişti..
Açık mavi bir kot Pantolonun üzerine pembe bir mont giymişti.
Başında da beyaz bir şapka vardı..
içimde bir umutsuzluk, belli belirsiz bir korku, tuhaf bir heyecan..
Berkay ile kahvehaneden apar topar çıkmış, 60 metre arkalarından takibe başlamıştık.
Derken trafik lambalarının oraya vardık.
- şimdi burada tokalaşıp ayrılmaları gerek.
- ağabey başımıza bir iş gelmesin?
- eğer böyle bir şey olursa bütün suçu benim üzerime yık. Sen zan altında kalma anlaştık mı?
- hayır.
- işte ayrılıyorlar berkay. Söz sende. Göster kendini.
Günlerdir arka cebimde katlı halde duran, ona verilmeyi bekleyen o kağıt nihayet cebimden çıkmıştı.
Ellerim tarafından yazılmış o satırlar, nihayet onun elleriyle buluşacaktı..
Yüzümde hiç bir mimik durmuyordu..
Bir arada yaşadığım, o duyguların içinde en ağır basanı korkuydu..
Sanırım korkuyordum.
Derken 5 dakika geçti.. Berkay yok.
Başına bir iş mi geldi acaba.
Derken karşıdan bana doğru koştuğunu gördüm.
Beraber aşağı sokakta tenha bir yere doğru koştuk.
- oğlum naptın lan. Aldı mı mektubu? Oğlum acayip şeyler hissediyorum rahatlat beni lan...
- verdim ağabey verdim ağabey. Arkasından abla diye seslendim " söyle ablacım" dedi. Tanımadığım bir çocuk sana bu mektubu gönderdi, çok ısrar etti deyip arkama bakmadan kaçtım. Arkamdan " çocuk bi bakar mısın?" diye sesleniyordu..
Bu sözlerden sonra günlerdir göğüs kafesime oturup kalan öküzün biraz olsun kımıldadığını fark ettim..
Çocuklar gibi gülüyordum. Korku yerini sevince bırakmıştı...
Bu güzel zaferi, kızın çalıştığı pastahane de tatlı yiyerek kutladık..
Şimdi o düşünsün.
33.
Pastaneye gitmek için çok güzel bir sebep. Hele bir de görebiliyorsan her gittiğinde o zaman işte tadından yenmez.
32.
Ben geçen yıl Üsküdar salacak mahallesinde fırında çalışana aşıktım.
31.
fırıcının kızı muhabbetinin devamı niteliğinde görünen bir ilişkidir.