stadyumlarda huzuru sağlamaya daha güvenli bir maç seyretme amacı için çıkarılmış uygulama. bunun sonucunda taraftar sayısını azltmış olması ama maça gitmek için başka çaremizin olmaması.
Bursapor - fenerbahçe maçında çirkin ve kötü tezahurattan dolayı bursaspor taraftarlarının passolig kartları bloke edildi.
yaa anasını avradını s*keyim böyle sisteminde, cezanında, cezayı vereninde..
ulan hem bas bas bagırıyorsunuz taraftar maça gelmiyor passolig yüzünden diye bizde gidip alıyoruz ama yapmadıgımız birşey için kartımızı bloke ediyorsunuz..
şu an lig tv'de trabzonspor-konyaspor maçını izliyorum. tribünlerde 3-5 bin taraftar var belki de yok. aynı esnada lig tv 3'te tottenham-stoke city maçı var, tribünler full+full. ne desek boş.
ptt 1. lig'in bu hafta cuma ve cumartesi günlerinde oynanan 6 maçına toplam 2000 kişi gelmedi...
6 maç...
6222 sayılı yasayı çıkarttıklarında statları cennet yapacaklarını iddia edenler şimdi her şeyi plastik bir karta indirgediler. o kart her şeyin çözümüymüş yersen tabi...
6222 sayılı sporda şiddetle mücadele yasası gereğince statların tamamına kamera sistemi kuruldu. yandaşlar güzel cukkalar kaptı, paralar kulüplere dolayısıyla vatandaşa ödettirildi...
sonra ne oldu?
kasımpaşa beşiktaş maçında sahaya inip, beşiktaşlı oyuncuya dalan eleman bir sonraki iç saha maçında gene tribündeydi. geçen sezon oynanan trabzon - fenerbahçe maçında neredeyse insanlar ölecekti bir allahın kuluna takip yapılmadı, trabzon'un göstermelik verilen cezasında indirime gidildi ve bir sezon sonraki iç saha fenerbahçe maçını shasında oynaması sağlandı. "geçen maç işi bitiremediniz bu maç bitirin" demeye getirdiler ama allahtan sağduyu galip geldi olaylar kontrolden çıkmadı. tabi 90 dakika yapılan analı bacıl tezahüratlara gene ceza gelmedi.
sırf trabzon değil galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş'ın iç saha maçlarında küfrün tillahı oluyor ceza meza verilmiyor. rakip teknik kadro ve yedeklerine yağan su, çakmak, vesairenin haddi hesabı yok onlara dokunulmuyor.
6222 sayılı yasaya göre statlarda cumhuriyet savcısı olması gerekiyor (bkz: oha), gene bu yasaya göre ceza kurullarının haricinde polis ve savcıların müdahale yetkisi var ama bütün bu faşizan tedbirlerin işe yaramadığı yerde çare plastik, skindirik bir kartmış...
başbakanın damadının bankasına müşteri portföyü yazılacak, üstüne kesilen paralardan yatırımın parası da vatandaştan alınacak, yetmedi bir de herkes fişlenecek...
bir de pişkin pişkin "korkacak bir şeyiniz yoksa fişlenmekten neden çekiniyürsünüz" diyor kiralık akitler...
balyoz düzmecesinde, ergenekon yutturmacasında haklarında delil uydurulup içeri alınan, yıllarca hapis yatıp sonra "pardon" diye serbest bırakılan insanların da çekinecek bir şeyi yoktu. israil emretti pkklılar yalancı tanıklık etti tıktılar adamları içeri...
bu ülkede tribünlerden toplanan beşiktaşlılar "darbe teşebbüsü" suçlamasıyla ömür boyu hapisle yargılanıyorlar...
o değil de bu ak itler passolig güzellemesi yazmak için ekstra prim alıyorlar mı onu merak ediyorum.
tamam rant var, fişlenme var, o var bu var eyvallah da kimse kusura bakmasın ama bu millet bu uygulamayı hak etti arkadaş. türk taraftarı eğer götünün üstüne oturup, adam gibi tezahüratını yapıp, maçını izleyip evine siktir olup gitseydi böyle bir uygulama kimsenin aklına gelmezdi. en azından şimdilik. ha efendi taraftara oldu olan. bana kalsa bu ülkede futbol komple yasaklansın ama bu sefer de ünlü bir siyasetçinin lafına geleceğiz.
dolayısıyla bu millet yaptığı taşkınlıkların ve hayvanlıkların cezasını çekmektedir bu uygulamayla. artık öyle taşkınlık yapmak göt ister. yaparsan bir daha nah girersin stada.
öyle popoya böyle pipi hadi bakalım.* bu ne lan çocuk entrysi gibi oldu sonu küfür yazmayayım derken.*
günler sonra gelen edit: eksi oy verenler tribünde adam bıçaklayıp sahaya viski şişesi atanlar herhalde. beter olun hee.
hayata geçmesiyle ülke futbolunu silkip atan sistemdir. statlar dsp mitingine döndü anasını satim. küfür etmesek tüm bunlara gerek kalmayacaktı amına koyim. kurunun yanında yaşta yanıyo nerde adalet?
türkiyede zaten ite kaka giden tribün kültürünü, stad seyircisi geleneğini bitirmiştir.
son 5- 6 yıldır sadece parası olanın - ister tv'den, ister stadyumlardan - maç seyredeceği bir oluşumu organize etmeye çalışan kulüpleri ele geçiren rant çeteleri, satılık spor medyası ve devlet bu sefer baltayı fena halde taşa vurdu....
memlekette 76 milyon insan var bunun 10'da biri maça gidip, digitürk alsa, yarısına kart, yarısına forma satsak diye girişilen bakkal hesabı patladı...
neden?
gelir dağılımın hindistandan beter beybiliboyum da ondan.
aç dünya sağlık teşkilatı istatistiklerine bir bak. nüfusun yüzde 60'dan fazlası fert başına günde 2 dolardan daha az gıda harcaması yapabiliyor. afrika ve hindistanla yarışıyoruz... sen bu adamların gene fert başına yıllık 1000 dolar ve üzeri taraftarlık harcaması yapmasını istiyorsun bu ortamda... boykot olmasa bile tutmazdı o iş yetmezmiş gibi beşiktaş ve karşıyaka gibi çok taşaklı taraftar oluşumları başta olmak üzere her camiadan prensipli insanlar "nah" çektiler...
6222 sayılı yasayla stadları nazi almanyasına döndüren çete şimdi bu kartı "stad güvenliği" bahanesiyle kakalamaya çalışıyor.
her maçta stadlarda cumhuriyet savcısı bulunması gerekiyor o yasayla. olay çıkaranın bir daha stada girmemesi için gerekli düzenleme var. kimbilir hangi yandaşa ihale edilen düzenlemeyle bütün stadlara - maliyeti kulüplere yani taraftara ödettirilerek - kamera döşendi... yani passolig olmadan da nefes aldırmazsın eğer istersen.
ama kasımpaşa maçında beşiktaşlı oyuncuya dalan herif bir sonraki iç saha maçında tribündeydi. geçen yıl trabzon fenerbahçe maçında çıkan olaylardan dolayı hapis yada tribün cezası almış kimse yok. trabzonun kulüp olarak da cezası indirilip, iç sahada oynayacağı fenerbahçe maçını gene trabzonda oynaması sağlandı. "geçen sefer öldüremediniz bu sefer yapın!" dercesine. allahtan trabzon camiası bu maçta nispeten sağduyulu davranabildi de kimseye bir şey olmadı (mesele kulüp meselesi değil geçen yıl o maçta insanlar ölebilirdi anlatmaya çalıştığımız bu).
takım tutmayı paralı insanlara has bir imtiyaz yapmanın peşindeki çete bir şekilde yenilecek.
uçuk bir örnek belki ama malcolm glazer'a illet olan manu taraftarı gitti kendi manchester united'ını kurdu. fahiş fiyata uzakdoğulu şirketlere satılan promosyon amaçlı biletler yüzünden united taraftarını oluşturan yoksul sınıflar maça gidemez olmuştu çünkü. korede burger king'de çekilişle dağıtılacak biletler yüzünden manu taraftarı, arsenal taraftarı astronomik paralar ödemektense sağmal inek olmayı reddedip taraftar olarak kalmaya ve başka oluşumlarda yeralmaya karar verdiler. yılların wimbledon fc takımı milton keynes dons diye yeni oluşturulan bir zengin gettosuna yamanmaya çalışılınca taraftarı gitti kulübü aynı isimle gene kurdu...
türkiyede işler bu raddeye gelmese de bu çöküş sürecinde gerçekten futbol seyretmeyi seven insanlar gidip ilçe takımlarından, köklü semt kulüplerine dek çok geniş yelpazede ve çok keyifli motifler barındıran yerel rekabetin peşine düşecektir.
ingiltere yada amerika olaydık passolig boykot dahi edilse "sike sike" yerleşirdi. ingiltere merkezli bakarsak adam bileti sana satamasa japona, koreliye, hong kongluya satıyor. ligin tüm dünyada müşterisi var. amerika için düşünürsek nfl biletini nebraskalı almasa floridalı alır, seattle'lı almasa georgialı alır. senin süper liginden en alt ligine dek devlet dışında (spor toto) sponsorun yok. naklen yayını düzenli yapılan 2 ligini de devletten başka yayınlamaya yanaşan yok (digitürk ve trt)...
bindiğiniz dalı kestiniz...
her maç öncesi link arayan, ayda yılda bir kahvede derbi seyreden, 3 dakkalık özet seyredip 3 sayfa yazılar döşenen tipleri taraftar zannedip gerçek tribüncüyü sikmeye kalktınız...
türkiye'deki futbol izleyicisinin turnusol kartıdır. zeka ölçerdir. futbolu yakından takip edenler arasında passolig'e sahip olmamak ne yazık ki günümüzde ayrıcalıktır. çok dil döktük ''almayın'' dedik ama adamlar gözümüzün içine soka soka ''yedik bi nane, al işte bu da kanıtı'' dercesine kartını bizimle paylaşıyor, gözümüzün içine sokuyor.
götünüze sokun.
ekleme: gördüğünüz üzere kimden bahsettiğim bilinmemekte ama neyden bahsettiğim bilinmekte.