Dünya üzerindeki ülkelerin hepsinin yalnızca bir resmî dili yoktur. Dünyadaki pekçok ülkenin birden fazla resmî dili olduğunu da müşahade edebiliyoruz.
Pakistan islam Cumhuriyeti, 2 resmi dili olan bir devlettir. Bu diller, Urduca ve ingilizcedir.
ingilizce, hem bu toprakların yıllarca ingiliz sömürgeciliği altında olması, hem yurt dışına okumak veya çalışmak için giden Pakistanlıların uğradığı yerin ingiltere olması, ingilizcenin yazı dili olarak kullanılması gibi sebeplerden dolayı bu dilin ülkede yerleşmiş olmasından ötürü, ülkede resmî dildir.
Ülkedeki ikinci dilin de yerli dil olması gerekiyordu. Bunun için, ülkenin ikinci resmî dili, Urduca.
Peki, ülke dil yönünden oldukça zengin olmasına rağmen, seçilen dil neden Urduca? Ülke nüfûsunun % 66, 4ü, yani yarısından fazlası Pencabî konuşurken, % 12.6sı Sindce konuşurken, neden ülkenin ancak ve ancak % 7,6 lık küçük bir kesiminin konuştuğu Urduca resmî dil yapılıyor? Çok tuhaf, değil mi?
Bunu anlayabilmek için, Pakistanın demografik yapısına bir göz atmamız gerekiyor.
Pakistan halkı, zengin kavim gruplarından ve çeşitli etnik kökenlerden oluşuyor. Çoğunluğunun dilleri Hind Avrupa dil ailesine aittir. Ülkenin % 66,4ü Pencabî dilini konuşur ve bunlar Pencab eyâletinde yaşar. Sind eyâletinde konuşulan Sindcenin oranı % 12,6, Afgan bölgesinde (Serhat) konuşulan Peştucanın oranı ise % 8,5tir. Peştuca konuşan halka Afganistanda Peştu denmesine karşılık, Pakistanda Patandenir.
Urduca konuşanların oranı % 7,6 dır. Bunlar, Pakistan yerlilerinin değil, 1947de Pakistan kurulduğunda, Hindistandan Pakistana göç eden Hindistanlı Müslümanların konuştuğu dildir. Muhacir halk olan Urdular, ülkenin hemen her tarafına yayılmış olmakla beraber, 8 milyon gibi büyük bir çoğunluğu Pencab eyâletinde ve Sind eyâletinin başkenti Karaçi ve çevresinde yaşar. Bugün Hindistandaki Müslümanların konuştuğu dil de Urducadır.
Belucistanda konuşulan Beluccanın oranı ise ancak % 2,5tir. Belucistanda yaşayan başka bir etnik kesim ise Brahuî halkıdır. Brahuîlerin sayısı yarım milyon kadardır.
Karakorum Dağları etekleri, Hunzakutların memleketi olan Hunzadır. Hunza Nehrinin suladığı topraklarda yaşayan ve sayıları 50 bin civarında olan bu halk, ismailî mezhebine mensuptur. Hunzakutlar, hastalık bilmeyen halk nâmıyla tanınır. Bunun sebebi, doğal ortamlarda yaşamaları ve taze sebze ve meyvelerle beslenmelerinden dolayı çok sağlıklı bir halk oluşudur. Bir Hunza erkeği veya Hunza kadını, hayatı boyunca doktora gitmez, çünkü hiç hastalanmaz. Hunzakutlar, Hunza Nehrinin güneş gören tarafında yaşarlar. Hunzanın öbür yakasında ise, Hunzakutlara akraba olan başka bir etnik grup olan Nagar halkı yaşar. Nagarlar, Şiîdirler. Ayrıca Afganistan sınırında, sayıları 5 bin kadar olan ve ismi Kâfir olan bir halk yaşar. Kâfirler, Dehrî dilini konuşur ki bu dil, Farsçanın bir lehçesidir. Kâfirler, 19. yüzyılda Müslüman olmuş bir halktır. Yani islamî geçmişleri yüz sene kadardır. Bunun dışında ülkede bir de Kalaş halkı vardır.
1947 yılında kurulan ülkenin resmî dili seçilince öyle hassas davranılmış ki, gerçekten övgüye değer. Eğer Pencab eyâletinde konuşulan Pencabî dili resmî dil yapılsaydı, bu, o kavme bir üstünlük sağlayacağından, ülkedeki öbür etnik kökenler ayrımcılığa tabi tutulmuş olacaktı. Yani öbürlerinin kul hakkına tecavüz edilmiş, islam kardeşliği zedelenmiş olacaktı. Sindce veya Beluccanın resmî dil olması durumunda da aynı adaletsizlik sergilenecekti.
Peki ne yapılmalıydı? Ülkede konuşulan bu kadar dil içinde hangi dili resmî dil yapmalıydı ki, hiçbir eyâlet arasında kayırmacılık, hiçbir etnik köken ve kavim arasında ayrımcılık olmasındı?
Düşünebiliyor musunuz? insanlar Allâh&tan korktukları ve kalplerinde islam kardeşliği yer ettiği zaman, bu hususlarda nasıl da hassas davranıyorlar! Bizim 90 senedir çözemediğimiz sorunları onlar daha devletlerini kurarken çözmüşler. Çünkü halkların kardeşliği temelinde hareket ettikleri için, bu problemler başından beri hiç var olmamış.
Hangi dili resmî dil yapmalıydılar? Buldular, Urducayı resmî dil yapacaklardı. Ülkede yalnızca % 7,6lık küçük bir azınlığın konuştuğu Urducayı. Farsçaya akraba olan Urdu dilini.
Peki neden? Bunun sebebi şuydu: Urducayı Pakistanlı herhangi bir etnik kesim değil, Hindistandan Pakistan hîcret eden göçmenler konuştuğu için, bu dili konuşanların yaşadığı belli bir mıntıka olmadığı için, bu insanlar tüm ülkeye yayıldıkları için, bu dilin resmî dil yapılması, ülkedeki hiçbir eyâlet veya bölgeye ayrıcalık tanımaz, hiçbir kavim, ulus veya etnik kesime üstünlük veya egemen ulus statüsü vermezdi. Nitekim Urduca Pakistanî bir dil değil, Hindistanî bir dil idi.