günümüz toplumlarında tüketimin arz, talep, fiyat gibi parametrelerden bağımsız olarak (hadi kısmen bağımlı olsun.) mevcut normlar çerçevisinde gerçekleştiğinin ve yine bu normlarla paralel olarak değişim gösterdiğinin güzel bir örneğidir.
madem olaya maliyet gözüyle bakıyoruz; toplu taşıma toplu olmanın getirdiği ucuzlukta olmaması önemli bir etkendir. 2 kişinin 3-5 km bir mesafeye gidip-dönmenin toplu-özel araç maliyeti farkı toplu taşıma aleyhinedir. işin içine zaman-konfor etkenini koymadık. asıl soru toplu taşıma araçlarının bilet fiyatları yada lüks-sadece şehir içinde arazi araçlarına neden bu kadar talep olduğu olmalıdır.
la napalım amk? benzine zam geldi diye binmeyelim mi? ekmeğe zam geldi diye ekmek mi yemeyelim? adamların yapmak istediği de tam olarak bu iken neden bu punduna gelelim ki? adam seni köşeye sıkıştırmaya çalışıyor ve bunu büyük ölçüde yaptı belki de. yeme istiyor içme istiyor gezme istiyor, evinde otur acun vs izle istiyor. kafanda ki tek düşüncenin geçim derdi olmasını istiyor. binip eyvallah demiyoruz ki, yine yapıyoruz muhalefetimizi '' klavye'' başında, hepimizin yaptığı gibi. ben arabaya biniyorum diye bana kızan insan, otobüs metrobüs metro dolmuş fiyatlarına zam gelince bunlara binmekten vazgeçiyor mu? başka seçeneğim yok diyecek sorsam belki ama benim de yok işte, sike sike binecem o arabaya ama sövmektende vazgeçmiycem..
esasında bizim ne kadar yapmacık sözde bir kafa yapımızın olduğunu gösteriyor. her şeyi eleştiriyoruz fakat o işten geri kalmıyoruz bugün baksan muhteşem yüzyıla herkes söver ama herkes izler. halil sezai her gencin alay konusudur ama her gece dinler.
tuzu kuru iktidar yalakalarının habire dillendirdikleri iddia.
asgari ücret açlık sınırının yarısının bile altında, 30 milyon insan sefalet içinde sürünüyor, bazı angutlar hala refahtan dem vuruyor.
benzin sensin, otomobil de...
Hayat pahaliligi bahane hukumete giydirmek sahane durumudur. bazi kesimin dedigi olduk bittik edebiyati gercek olsaydi bu kadar araba nasil satilirdi. ama olsun sonucta basbakanin gozunun uzerinde kas var netekim.
bankaların dilenciye bile kredi açmasından mütevellit herkesin araba alma duygularının depreşmesine sebep olmuştur. buda araç satışında patlamaya zemin hazırlamıştır.
gelirin azalmasına rağmen insanların tüketimlerini bir anda kısamamalarından kaynaklı durum.
bu azalma azar azar ve hissettirmeden olduğu için insanlar azcık külfete katlanma ile kendi refah seviyelerinden vazgeçmelerine gerek olmadıklarına inanırlar. ama bişi unuturlar;