kişiyi etki altında bırakan filmlerdendir bir tane daha vardır ''benim şaşkın sevgilim''ikiside kızlarda yoğun duygu depreşimi yatmakadır. sevgili ile izlenecek veya sevgili adayına tavsiye edilecek filmlerdir. film bittiminin ardından hatun kişinin tepkisi şoyle olur
-ay çok tatlı!!!
-bu filmi seçtiğine göre çok duygusal bu çocuk.
-bir şans versem mi acaba?
gibi cümleler hatun kişinin aklında gark etmeye başlar.
duygusal modda olmasan bile zorla o şekli almanı sağlayan filmdir. güzel bir film olmuş. özellikle filmde kız eşi öldükten sonra onu arayıp, adamın kendi sesiyle bıraktığı aradığınız numaraya ulaşılamıyor mesajını tekrar tekrar, ağlayarak dinlemesi iç burkuyor. bir durup düşündürüyor,ağlatıyor..
bir erkeğin hayatının aşkını bulduğunda yapabilecekleri anlatılan, fena acıtan süper bir film. bir kadınsa bu aşkı bulduğu zaman yine de mutsuz olup karşısındakini de mutsuz etmeye çalışabileceği gerçeği yine değişmemiştir. ilişkilerde yaşananlar tamamıyla çok gerçekçi anlatılmış. izlerken kendi hayatınızda kesitler bulabilir, kendinizi çok rahat onların yerinde koyabilirsiniz. kısacası izlenmesi gereken bir film, hele ki aşıksanız...
bu filmi sinemaya gidip bizzat izledim. ama nerde adını görsem aklıma film değil play station geliyo lan. play station seni seviyorum. filmin adı bu sanki.
gerard butler'ın o mükemmel görüntüsü ve varlığıyla değil bu sefer yokluğuyla izleyenin ayarlarını bozduğu filimdir. hatta şaheserdir. elde bir kutu dondurma ve paket paket kağıt mendil eşliğinde izlenmesi gereken filmlerdendir.
gerard butler'ın gitar çaldığı sahneden itibaren göz yaşları sel olur akar durduramassınız... bir hayalle sevişmektir, özlemdir, acıdır sahnenin özü. bir gidiş böyle acı vermemelidir ya.
her ortalama türk kızının facebook bilgilerinde "favori filmler" kısmında görebileceğiniz, overrated'ın babası 'romantik' film. bu kızların kulağına before sunrise diye fısıldayasım gelmiyor değil.
bayanların "ayyy çook güzeeel" diyerek üzüntüler içinde izlediği, erkeklerin ise sıkıldığı filmdir. eternal sunshine of the spotless mind için ise tam tersi geçerlidir. erkekler çok severken bayanlar o kadar sevmemektedir. yani etarnal ile ps: i love you tersineridir diyebiliriz. en orta yolu bulan ise, hem kızın hemde erkeğin gözünden ayrı ayrı anlatmasından kaynaklı, kutup çizgisi aşıklarıdır.
kendime izlemeyi yasakladığım filmdir, nereden bu başlığa yönlendiysem artık en can alıcı sahnelerinden birinin linkine tıklayarak gecemin içine etmiş bulunmaktayım. bunalıma sokar, kendi içinde bolca çelişen tipik bir amerikan romantik-komedisidir ama çok, çook güzeldir..
ölmeden önce elde avuçta ne varsa hepsini yemesi, gününü gün etmesi gerekirken zamanını aptal saptal mektuplar yazmak için harcayan bir koca ve onun koca ağızlı karısının bu mektupları bulup bulup ağlamasını konu edinen saçmalıklar daniskası bayıcı film.
yıllar önce bunu izlediğimde, odunsu ve duygusuz bir kişiliğe sahip olduğum için ne kadar şanslı bir insan olduğumu düşünmüştüm. bu 'şey'i izleyip ağlayabilen bir bünyeye sahip de olabilirdim mazallah.
--spoiler--
bazen hoşçakal demen gereken zamanlar vardır. acıtmasına rağmen denemeyi öğrenmelisin. biliyorum, gitmene izin vermeliyim. ama biliyorum ki nereye gidersen git asla uzakta olmayacaksın... çünkü parlak bir yıldızın ışığı gibisin. yaşamımda parlamaya devam edeceksin hiçbir mesafe bizi ayrı tutamaz. sen benim kalbimde olduğun sürece bu gözlerden hiçbir gözyaşı düşmeyecek.. çünkü aşkın gerçek sevgisi asla ölmez.. sonsuza dek canlı kalır zaman sahip olduklarımızı alamaz birlikte olduğumuz zamanları hatırlayacağım. zamanımızın bittiğini düşünebilirsin... ama sen hala benimsin
--spoiler--
--spoiler--
+ aşkım sen de öldükten sonra böyle şeyler yapar mısın bana?
- ölmüşüm aq, üç kulfü bir elham okuyayım diyeceğine notların peşinde koşacaksın öyle mi? sikeyim bu amerikan romantizmini. kötü örnek yaratıyorlar.
--spoiler--