insanların özellikle de bağyan arkadaşların ayıla bayıla izledikleri ve hatta utanmayıp eternal sunshine of the spottless mind ile aynı kefeye koyma cüretini gösterebildikleri; insanı, hiç bir açıdan tatmin etmeyen tırt romantik-komedimsi film. gerard butler ve hilary swank a rağmen oyunculuklar bile çok şahane değil. ne aşkı ne yalnızlığı ne de ölümü gerçekten hissettiriyor. kitabı on, you've got mail filmi ise bin ps: i love you filmi gücündedir.
Bazen hoşçakal demen gereken zamanlar vardır.
Acıtmasına rağmen denemeyi öğrenmelisin.....
Biliyorum, gitmene izin vermeliyim
Ama biliyorum ki nereye gidersen git
Asla uzakta olmayacaksın..
Çünkü parlak bir yıldızın ışığı gibisin.
Yaşamımda parlamaya devam edeceksin...
Hiçbir mesafe bizi ayrı tutamaz,
Sen benim kalbimde olduğun sürece
Bu gözlerden hiçbir gözyaşı düşmeyecek.
Çünkü aşkın gerçek sevgisi asla ölmez
Sonsuza dek canlı kalır...
Zaman sahip olduklarımızı alamaz...
Birlikte olduğumuz zamanları hatırlayacağım
Zamanımızın bittiğini düşünebilirsin
ancak filmlerde olur dedirtecek konuya sahip film.
ayrıca böyle filmlerde erkekleri çok romantik çok duygusal ve her şeyin en iyisi gibi göstermeleri de kadınlarımızın beklentilerini yükseltiyor. yükselen beklentilere cevap vermekte bize zor geliyor.
insanda irlanda ya gidip bir tane gerry bulma isteği uyandıran film. genel olarak çok iyi diyemeyeceğim çünkü mantık hataları vardı birkaç yerde ama holly nin yaşadığı acı ve yalnızlık iyi anlatılmıştı. filmin başında holly ve gerry nin yaşadığı tartışma herkesin yaşadığı çok tanıdık kadın-erkek çatışmasıydı.
Hayatınız boyunca çok az film izlemişseniz, hollywood filmlerini hep favoriniz olmuşsa, aşk filmlerine özel bir ilginiz varsa, şeker şurup tadındaki filmleri beğeniyor ve her fırsatta hayatımın filmi diyerek eşe dosta tavsiye ediyorsanız işte bu sizin filminiz, hayatınızın filmi. izleyin ve ne romantik, ne aşk be diye iç geçirin. Ama sinema konusunda yüzlerce film devirmiş, hollywood klişelerini tespit etmiş, birbirine benzer senaryolardan sıkılmışsanız uzak durunuz. adamlar işi biliyor, en kötü yemeği bile muazzam soslarla nefif bir yemek haline getirme yetisine sahipler.
önce filmi izlenip hayran olunmuştur. daha sonra kitabı okunup yine hayran olunmuştur. aşkın ölümsüzlüğünü vurgulamaktadır. böylesi olur mu gerçek yaşamda? neden olmasın? umut fakirin ekmeği diyelim. *
çok güzel bir film. romantik komedi sanıp, kafa dağıtmaya gidenlerin şişmiş gözlerle ayrılacağı bir film. hikayesi, kurgusu çok güzel. hilary swank ın oyunculuğu yine çok başarılı. konu farklı olsa da ghost tadında bir aşk hikayesi. es geçmediğime memnun olduğum bir film.
filmde tek beğendiğim kızın kadınlar hakkındaki çözümlemesiydi .Kadınların ne istediğini anlamıyorum diyen çocuğa esas kız aslında biz de ne istediğimizi bilmiyoruz der.Filmin özeti aslında bu cümleden ibarettir.
bu kadar insanın beğendiğini görünce 'ben kesin filmden anlamıyorum' dediğim filmlerden biri. diğeri için (bkz: no country for old men)
eyvallah güzel başladı, romantikmişler, birbirlerini pek severmişler falan da, ee ne diyor yani neticede bu film? ölenle ölünmez, hayat devam ediyor mu. bu mudur?