Ortaokuldaki depresyon sebebi. Bir de yeni taşınılan şehirde yalnız bir öğrenci olunca insan anlıyordu değerini. Allahtan çok güzel bir aile tarafından büyütüldüm.
"evinize koşun atariyle coşun" sloganıyla çıkılan komputer ve uzay teknolojisinin uzantısı bilgisayarların ebeveyn bünyede yarattığı etkinin dışa vurumudur.
internet öncesi dönemde eve alınması, muhtemelen it gibi oyun oynamak içindir, ki zaten o dönemde bilgisayarın vasıfları sınırlıdır. bu dönemde çocuğun "e başka ne için olcaktı yarrağım? demesi pek yerlidir efendim.
internet yaygınlaştıktan sonra ise aileleri güzel bir tuzak beklemektedir. ucuzladıkça ucuzlayan bilgisayarlar, gazetelerin ansiklopedi vermeyi bırakması, medenileştikçe medenileşen öğretmenlerin okyanuslar ve ansiklopediler ötesi güncel bilgilerle dolu ödevler istemesi apaçık bataklığa saplanmaktır.
fakat çocuk bu tabi, dersi mersi bırakıp oyunlarına devam edecek, sosyal ve derssel hayatını kısırlaştıracak, ve olay ailenin devamında çemkireceği bu cümleye gelecektir.
evlatlarının devamlı olarak yararlılığı konu komşuca* kesin olarak belirlenmiş aktivitelerde bulunması isteğinin öyle ya da böyle, yine yine yine ulaşılamamış olması halinde, "haah bu kez elimizde fırsat da var"** dercesine yaptıkları çıkışma sözü, soru amacı güdülmemiş soru cümlesi..*
oyun oynama durumu kesin olmasa dahi, ders çalışılmadığı** net olduğu için, her o çocuk/genç bilgisayar başında görüldüğünde, dile getirilen bu söz, genelde sessiz şekilde ama bazginliği hissedilir bakışlarla karşılanır.. bu da güçsüz yaklaşımdır, büyükleri o anki amacına ulaştırandır..
aslında, "bizi doğurdular*, bugünlere getirdiler.. bir de elalem ne der, hayırsız evlat diye yerden yere vuruluruz" saplantıları olmasa, saygılılık kendisini oradan buradan sokuşturmasa*, devamında olabilecek ters durumlarda "off" edilmeyecek olsa, çocuk/genç de gayet pişkin pişkin "nasıl kandırdım sizi, haha! şimdi bundan aldığım zevklen de bir ayrı cm atarım" diyebilir de.. demmemek, hatta tam aksine "ah annecim/babacım, sormayın.. istemeden yapıyorum ben bunu" tarzı yaklaşımlar sergilemek lazımdır, hayat bunu ister!
ancak, bu sözün temeli, yani "bilgisayarı oyun oynama dışında bir amaç için alma hatası" anne ve babaların ne kadar ders almaz olduklarının da bir örneğini daha ortaya sürendir, çünkü bu laf da, lafı sağlayan durum da sadece sizin ebeveynlerinizin yaşadığı, gördüğü, yaşadığını sandığı bir kavram değildir.. işte bu noktada da onlara "hep aynı şeyleri bilerek yapmamaları" yönünde, mümkünse çenesi düşük çocuklarca bir konferans verilebilir de.. yine yapmamak lazımdır, hem saygıdır, hem de o da boşunadır.. devamında "aynı lafı aynı şekilde et diye mi verdim ben size o konferansı" dedirtir, ne gerektir..
en güzeli, "aaaah ana, baba işte.." diyerek, hafif huzurlu, hafif kabullenmiş, "seni şeker şey" ifadeli bakışlarla gülümsemek, eli şöyle bir sallamak ve kalındığı yerden oyuna/çete/net aleminden evren kurtarmaya devam etmektir..
çok şık olur, dehşet de karizma yapar.. uygulayanın kendi iç dünyasında..
tuz, biberdir bunlar..
müshil olmaması da ayrıca umulur tabii..