sözlüğün yaş ortalamasının 20-25 arasında olduğunu düşünürsek, bir abiniz olarak bu yaş döneminin bendeki tek farkını şöyle örnekleyebilirim:
20-25 li yaşlarda aldığım maaşı 4 günde bitirebiliyordum.
Dün yemek yemeye gittiğimizde alacağımızı alıp ortadaki genel masalarda otururken, ayran alınması gerekti ve McDonalds a gittim. Fiyatını sordum 3 TL dediler.
Üstelik küçük ayrandı. işim gereği toptan fiyatını biliyorum (42 kuruş civarı), o vereceğim 3 tl içime oturdu.
Üşenmedim en alt kattaki carrefour'a inip 60 kuruşa büyük boy aldım.
Yine hiç üşenmeden, yediğimiz yere kadar asansörsüz 4 kat daha çıktım.
içimi çocuksu bir mutluluk kapladı, evi ve düzgün bir arabası olmayan biri olarak 3TL ye ayran neyime dedim.
işte böyle gençler, omzunuzdaki yükler arttıkça daha önce önemsiz gelen ayrıntılar gün ışığına çıkıyor.
başlangıcına daha 3 senem olduğu yaşların başlangıcıdır. bilgi edindiklerime göre 20'li yaşlardan çok daha mutlu olan ve hayatını yaşayan da var. sıradanlığa dönüşmüşleri de var. tam bir aile kurma yaşları aslında. abim olsun, büyük kuzenlerim olsun, eş dost olsun hep 30'una gelirken veya 30'ların içinde evlendiler. maşallah geneli de mutlu gözüküyorlar gibi. bize de nasip olur inşallah.
Bir erkek için en karizmatik olunacak yaştır . Kadinlarsa -ben de dahil - azcik tedirginlik yaşadığı yaştır . O yaşa gelmeden nasıl olduğunu anlayamayacağım yaş dilimidir.
o tuz'lu yaş'lar
annem haklıydı sevgilim en başından beri..
sen kalbimi çalan organ mafyası,
ben edepsiz öpüşme meraklısı..
ve o kadar çok dert etmiştik özlemeyi,
söylemek yersiz yurtsuz kalıyordu,
kaçıyordu dudaklarımızdan içeriye.
o sabah otel odasında mum yanarken
hayır karanlık olmasa bile tüketirken biz
tenin elimde ben rengi bir şehvetle
sanki gezmeye çıkmış yıllardır bildiği
yine de her sabah özlediğini fark ettiği
o ince iz'li patikaları gezme hevesinde
geziniyordu parmakların avucumda..
haklısın dikkatini cekmemesi normaldi
çünkü annemin avcuna yüzü kadar uzaktın
ve anlamamıştın
fark etmemiştin belki de..
bak şimdi anlatıyorum sana, iyi dinle..
annemin avcunda da varmış aynı ömür çizgisi
el falında yazarmış o çatlağın ömüre ezgisi
ve uzun ince çizginin ortası kopuk olursa,
iki ayrı çizgi gibi durursaymış avcunun ortasında
bir büyük acı beklermiş otuz yaşlarında
o elin sahibini, hayat yorgunluğunda..
annem kaybetmiş o adam'ı, o tuz'lu yaş'larda..
ki gözyaşı der insanoğlu buna..
aynı yaşlı kırışık yüzlü falcı bakmıştı bana
yüzüme değil aslında, sadece sol avcuma,
kalbimin bulunduğu yana, çok acı'yanıma..
şimdi ben o falcı mahmurlu keder ile
bakıyorum da takvimin buruk yüzüne,
otuzumdan çıkarınca bugünkü yaşımı
on iki kalıyor geriye..
sanki parçalanıyor bütün yüreğim şimdiden..
hiç söyleyemedim, hiç anlatamadım sana,
bilemedim çünkü anlar mısın ne derin acıdır
o'tuz'lu yaş'ları dökmek..