saat: 22:30
ağlamamak için kendimi sıkıyorum, gülmeyi deniyorum; beceremiyorum gayet tabii, yüzümdeki istemsiz kasılmalar beni ele veriyor.
hocanın sınıfta sorduğu: kalk bakalım ayağa, neye gülüyorsan anlat biz de gülelim halim bu.
telefonumu çıkartıp bir fotoğraf çekeyim diyorum; son bir anı kalsın o andan. telefonumun hafızası dolu olduğu uyarısı geliyor, hassiktir çekip alel acele 2-3 fotoğrafı siliyorum.
ilk fotoğrafı çekip sildikten sonra onu takip eden diğer fotoğrafları da beğenmiyorum. yüzümdeki yapay gülümseme kendini ele veriyor her defasında. nihayetinde o anın fotoğrafı zaten bu diyerek son çektiğim fotoğrafı silmeyip durumu kabülleniyorum.
bir sigara yakıyorum, konuşmak istemediğimden dolayı cevabı uzun olan sorular soruyorum. 2 saat kadar önce evde oturup çay içerken ağlatmıştım onu. onun ağlaması, göğsüme yaslanıp sessizce göz yaşlarını dökmesi hoşuma gitmişti, ne tür bir psikopatlıktır bilmiyorum ama; onu kollarımla sarınca dünyayı kurtaran adamdım sanki.
saat: 23:00
o ses duyuluyor:
-aşşağıda yolcu kalmasıııııııın. son defa sarılıp öpüyorum, saçlarını koklayıp. hiç bir şey demeden otobüse biniyorum. yolcular bin artık da gidelim der gibi küfür edercesine bakıyor. cam kenarındaki koltuğuma oturuyorum. kafamı çevirdiğimde tekrar onu görüyorum, birazdan yere düşecek gibi duruyor, omuzları düşmüş, , o tekrar ağlıyor, bir eliyle yanaklarını siliyor diğer eli havada ve el sallıyor son kez. ağlamayacağım hayır. git artık dercesine bir hareket yapyıyorum, kafamı önüme çevirip elimi istemsizce telefona atıyorum, tuş kilidini açıp rehberi baştan aşşağıya geziyorum bok var gibi. nihayet otobüs kalkıyor...
23:15
ben gidiyorum hayatımın anlamı, biliyorum beni ne kadar sevdiğini, evde ağladın otogarda ağlama demiştim sana ama yine tutamadın kendini. biraz klasik olacak ama; ben de göz yaşlarımı içime akıttım hehehe. seni ne kadar sevdiğimi söylememe gerek yok, ağlamak bir ölçü değil zaten. keşke saat 22:59 da durup kalsaydı, sana sarılıp o halde kalsaydım donuk bir halde. hoşçakal...
durum raporu: mesaj iletildi...
anne, baba, sevgili, eş, kardeş, arkadaş artık her kimse veya her neyse fark etmeyen, yolcunun otobüse binince aşağıda onu bekleyene "ağlama" işareti yaparken göz yaşlarını tutamayıp aşağıdakinin de "ben ağlamıyorum asıl sen ağlama." derken düşen göz yaşlarının hüküm sürdüğü eylemdir.