ayakta dikilirken bulunduğun yere de göz dikerler. bir an bel çukurunda puding kıvamında et parçası hissedersin. mayalanmış hamur kokusu sarar etrafı..
yer vermenizle birlikte size simit uzatırlar, aman diyim almayın. hadi aldınız diyelim. sakın bir dakika dahi durmayın. hadi durdunuz diyelim. aman yaşılı teyzeyi dinlemeyin. onu da mı yaptın. taşıyın yaşlı teyzenin torbalarını bakalım ben size demedim mi mustahak şimdi.
aah ah ne hindir onlar. tek başına binen teyze ayrıdır, grup olarak bindilerse otobüse, hele hele otobüste oturacak yer yoksa, genç takımı olarak yanmışsınızdır zaten. birinin kendisi için söyleyemediğini diğer teyze için söylemesi ise kesinlikle karşılaşacağınız hadisedir. şöyle ki efendim; bunlar gelir tepenizde ayakta durur, otobüsün her manevrasında düşüyormuş ayaklarına yatarah "ah uh" efektleri yaparlar. sonra biri, önce diğerine "ay nermiiiiğğn senin belin de fenaydı di mi bugün?", sonra size dönüp " çocuğuuummm, güzel evladım kalk da teyzene yer ver bak zaten az ilerde ineceğiz biz, sen yine oturursun" der. bir de cümlenin sonunda yüzündeki kaş, göz ve dudakları yüzün ortasında toplamaya çalışırcasına suratına büzüm büzüm büzer böyle bir acıma ifadeleriyle nermin teyzeyi işaret eder, hani yazık gibisinden. kalkar yer verirsiniz artık napcaksınız o saatten sonra.
bu arada, kesinlikle az ilerde falan inmezler, hep önce inen siz olursunuz haberiniz ola.
bütün gün günlerde, orada burada malum yerlerini büyüttükten sonra kendilerine verilen 60 yaş kartlarıyla otobüsleri işgal edip, bütün gün okulda/dershanede kafası sikilmiş öğrencileri yerinden eden teyzelerdir.
kalabalık bir gruptur, biri hariç kalanı bir şekilde muhakkak yer bulur ve o şanslı teyze ayakta kalmıştır. kimse dönüp yüzüne bile bakmaz; ibnenin evlatları ya yola bakarlar, ya kulaklıkla müzik dinliyorlardır ya da uyuma numarası yaparlar. yani sonuçta yer vermezler o teyzeye.
ben mi? o onbeş saniye içinde türlü vicdan muhasebeleri yaparım, 's.kerim ya ne yer vercem köpek gibi beş seans oyun oynamışım, afedersin (kendi kendimi affediyorum) ebem s.kilmiş, teyze napmış? günlerde altınlar saçmış, ya da daha acımasızı belki de altınları ona saçmışlar. beni s.kseler yer vermem başka kapıya abla!*' derim, sonrasında da eblek eblek teyzeye şöyle bir bakarım -ki teyze en yaşlılığını kullanır vaziyette bana kitlenmiş yalvarırcasına gözleriyle yer istiyordur- ve onu kazandırarak zihnimde; 'gel teyzecim gel, sen otur ben zaten inicem.' diyerek kalkarım, henüz beş dakikadır oturmakta olduğum yerimden.
sonra öyle bir şaşırırım ki teyzenin tepkisine; 'madem inicektin neden sabahtan beri yer vermedin be evladım? neyse neyse tamam sağol.'
ulan nesine sağol? sıçtın ağzıma neye göre, kime göre sağol? bir de ayak üstü utandırarak* sağol. yolun kalan yarım saatlik bölümünü diğer yer verenlerin bakışları arasında geçiririm. birisine laf atarım, hepsi dağılır o ayrı ama gözlerinde mimlenmişimdir artık...
teyze mi? ben onun sayesinde hayatla bir kez daha savaşırken, o çoktan yeni yerinde misafirliğe gittiği nermin teyzenin kızına bok atmaya başlamıştır bile. onun oğluna yapmaya çalışmışlar ama o beğenmemiş; yerinde mutlusun değil mi teyze? bana alsana nermin teyzenin kızını?