siz hiç yazın en düşük kalitede deriyle döşenmiş kolyuklarıyla kırmızı renkte bir ikarus gördünüz mü?
işte belki de öyle bir ikarus'un içinde güneşin tepede olduğu bir öğle vaktinde seyahat etmek zorunda kalmış yaz okulu mahkumu bir türk gencinin -pardon artist- mecbur kaldığı davranıştır. kusura bakmayın bu tabiri kullanmak zorunda kalacağım ama o, güneş ışınlarına maruz kalmaktan gavur amı gibi yanan koltuklara oturmaktansa ayakta dikilirim daha iyi*.
bunun dışında böyle olağanüstü durumlar da yaşamama gerek yok boş otobüste ayakta durmak için. oturmuyorum lan' sana ne? ve oturmamamın sebebini de sana açıklamak zorunda değilim. sen sen! oradaki! kulağını karıştıran! evet evet sen! yeşil gömlekli! kime diyorum ben? bu laflarım sana. ama bir kulağından girip diğerinden çıkacak. biliyorum.
ayrıcana, bir de kulaklarımdaki creative marka kulaklıklardan anathema cızırtıları gelirken kafamı otobüsün camına dayayıp uzaklara öyle buğulu buğulu bakmaktayım ki... sorma keyfimi.
belki ilerde yaşlı birisi biner ve bende oturup kalkıp fazla enerji harcamam, yada millet ben yaşlı insana yer verirken ' bak bak artise bak! ' demesin diye düşünen insandır. yargılanmamalıdır.
sozu edilen bo$ koltuk gune$ gelen taraftaysa oturmamasi gayet dogaldir bu birinci neden olabilir.
ikinci neden ise surfcudur bu insan, otobusun on camindan yolu izleyerek biyerlere tutunup sanki ayaginin altinda kayan bir$ey varmi$ gibi zevk aliyor olabilir. *