sözlükte yazdığımı görüp ona bir şeyler yazmazsam beni döveceğine emin olduğum insan o yüzden yazayım bir iki satır.
ben insanlara sevgisini gösteremeyen öküzün biriyim o da bunu iyi biliyor o yüzden çok rahat yazıyorum.
öncelikle mesleğinde çok başarılı ve başarısını devam ettireceğine emin olduğum birisi. tanışmamız da bu sayede olduğundan bunu atlayamam. umarım onu daha yukarılarda görürüz.
başına o anlık kötü bir şey geldiğine inandığında onu hemen artıya çevirmeyi bilen birisi. bu konuda nadirlerden. dünyanın en güzel özelliklerinden biri bence.
karşısındaki dinleyip ona dert ortağı olup bir de derdini çözmeye çalışır. hayır işin gücün yok mu diyeceksin, işi başından aşkın ama o kadar iyi kalpli ki kendine engel olamıyor.
sırtımı fazlaca dayadım galiba umarım devrilmeyiz. sonra fena oluyor.
minik.
koca yürekli adam.
otherside'da olsa da onunla aynı side'da olmanın mutluluğu bambaşka.
hukuk insanıdır ayrıca. klarinet virtüözüdür. bırak klarineti, hüsnü şenlendirici'yi verin eline ondan da aynı sesi çıkarmazsa ben de jedi değilim.
sözlükte birkaç dakikada pek çok şeyi deşifre etmiştir ayrıca ;)
fena sigara içer, kendisine uzatılan monte carlo'ya gerektiğinde marlboro ile mukabele edecek kadar kirli çıkıdır. *
kendisiyle içilen puronun tadı bambaşkadır. amr amca bizi o puroları içerken görse ne derdi halen merak etmekteyim *
end faynıli, hakkımda her türlü yorumu yapabilecek hemen hemen tek kişidir.
ales sınavını atlatmış, atlatırken de o mel'un sınavın ağzını burnunu bir güzel kırmış güzel kardeşim. umuyorum ki, hayatındaki her dert, tıpkı ales gibi savuşturulması kolay olur kendisi için.
bugün anladım ki şiiri, muhabbeti, hiçbir şey düşünmeden saatlerce müzik dinlemeyi ve bir yerlere yetişme kaygısı olmadan doya doya bir yerlerde kalabilmeyi epeyi özlemişim.
hayatın bize yüklediği model rolümüzün gerekliliklerini yerine getirirken ruhumuzun ihtiyaçlarını ne kadar göz ardı eder olmuşuz.
kendisini, ruh dinginliğini ve huzuru özleyen yazar...
daha dün başladığını sandığı hukuk fakültesi öğrenciliği bu hafta itibariyle sona ermiş, kep törenini, mezuniyet balosunu yapmış ve şimdi 1 aylık bir tatili hak ettiğini düşünerek yarından itibaren karadeniz yollarına düşecek olan yazar.
sözlüğe fırsat buldukça girebilmek için kafa iznine çıkmıyorum. tatilden çıkardığım gözlemlerimi de entry olarak dönüşte ya da tatil sürecinde buradan paylaşmaya çalışırım.
sabahları adliye stajı, öğleden sonraları yüksek lisans dersleri, akşamları da seminer çalışmalarıyla gününün neredeyse her dakikasını hukuka adamış, çok sevdiği müzikten ve gitmekten hoşlandığı mekanlardan uzaklaştığını hisseden bir fani. elbette kendisi için bunca yükün altına giriyor, bugün çekilen ceremeler yarın mükafat olarak gelecek önüne. bunun da bilincinde.
sözlüğü unutmadığını ve yazamasa da sıkça okuduğunu bildirmek ister.
özel insan, güzel insan, benim gibi bir on iki temmuz çocuğu kendileri.
öncelikle kendisi benden önce benim hayatımı yaşayan*, benzerliklerimizin, telepatik gücümüzün yanında saygı ve sevgi duyduğum kadim dostum. kendisiyle geçen zaman olmaktan çıkıyor. nasıl bu kadar çabuk geçtiğine akıl sır erdiremiyoruz saatlerin.
birlikte yapılan her şey ayrı bi zevkli, ayrı eğlenceli; yemek, sohbet, müzik oldu mu keyfimize diyecek olamıyor özetle.
bikaç tahtasının eksik olduğu gerçeğini de deşifre etmek isterim burada.*
ortak paydada birleşen tüm hayallerimizin gerçek olması dileğiyle.