özellikle birinci dünya savaşında osmanlı askerlerine yol gösteren ve destek çıkan millettir. araplar paraya osmanlı askerlerinin miğdelerini delerken, farklı dinden olarak bahsettiğimiz yahudiler aslında bizlere çokta uzak ve yabancı değiller.
16. y.y. osmanlısında, devlet içerisindeki tek becerikli grup olmaları ve hıristiyan devletlerle olan mesafeleri nedeniyle biçilen değerleri, devletin gerilemeye başlaması ile paralellik arz edercesine düşmüş olan topluluk. 18. y.y. a gelindiğinde ciddi biçimde darbe almış olan ekonomik ve siyasi pozisyonları, yakın ilişki içerisinde oldukları yeniçeri birliklerinin tarihe karışmasından sonra giderek daha kötü hale gelmiştir. yerlerini, avrupa nın himayesindeki rum ve ermeni cemaatlerine bırakmışlardır.
büyük çoğunluğu seferad (ispanya, portekiz, italya) kökenli olan yahudilerdir.
2. bayezid döneminden itibaren yoğun bir yahudi göçü alan osmanlı devleti bu göçler sonucunda ladino dili konuşan insanlarla dolmuş ve ülke sokaklarına yeni bir kültür kazandırmıştır.
ladino ispanyol yahudilerinin kullandığı ibranice, ispanyolca, türkçe ve rumca karışımı bir dildir. temel yapısı ise ispanyolcaya benzer.
yani çok ilginçtir ki bir dönem istanbul, izmir, bursa, manisa gibi illerin sokaklarında çatır çatır ispanyolca konuşuluyordu. bu da ilginç noktalardan bir tanesidir herhalde. şimdi ise bu dil büyük oranda silinmişe benziyor.
Anadolu'daki Yahudi toplulukları Osmanlılar döneminde gelişti ve gelişmeye devam etti. Osmanlılar 1324 yılında Bursa'yı ele geçirip başkent yaptıklarında, Bizans egemenliği altında ezilen bir Yahudi cemaatiyle karşılaştılar. Yahudiler Osmanlıları kurtarıcı olarak karşıladılar. Sultan Orhan, 50 yıl öncesine kadar hizmet veren Etz ha-Hayyim (Hayat Ağacı) havrasının inşasına izin verdi.
14. yüzyılın başlarında Osmanlılar Edirne'yi başkent olarak kurduğunda, Karaimler de dahil olmak üzere Avrupa'dan Yahudiler buraya göç etti.
1376'da Macaristan'dan, 1394 Eylül'ünde VI. Charles tarafından Fransa'dan ve 15. yüzyılın başlarında Sicilya'dan sürülen Yahudiler Osmanlı imparatorluğu'na sığındılar.
1420'lerde Selanik kontrolündeki Yahudiler Osmanlı yönetimi altında Edirne'ye kaçtı.
15. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlılar Yahudi göçünü aktif olarak teşvik etti. Batı Avrupalı Yahudiler Osmanlı imparatorluğu'na yerleşmek için üç davet aldılar. Bunlardan ikisi Müslüman padişahlardandı; 15. yüzyılın ortalarında II. Muhammed ve 1492'de II. Bayezid. Üçüncüsü, 1454'te Haham Yitzhak Sarfati'nin (Edirne'den) ilk bölümde Avrupa'daki Yahudi topluluklarına gönderdiği bir mektupta geldi. "Dindaşlarını Hıristiyanlıkta çektikleri eziyetleri bırakıp, güvenliği ve refahı Osmanlı'da aramaya davet eden" yüzyılın.
1537'de şehrin Papalık kontrolüne geçmesi üzerine Apulia'dan (italya) sürülen Yahudiler, 1542'de Kral Ferdinand tarafından Bohemya'dan sürülen Yahudiler Osmanlı imparatorluğu'nda güvenli bir sığınak buldular.
Kanuni Sultan Süleyman, 1556 yılı Mart ayında Papa IV. Paul'a bir mektup yazarak Osmanlı vatandaşı ilan ettiği Ancona Marranos'un derhal serbest bırakılmasını talep etti. Osmanlı imparatorluğu o günlerin "Süper Gücü" olduğundan, Papa'nın onları serbest bırakmaktan başka seçeneği yoktu.
1477'ye gelindiğinde istanbul'daki Yahudi hane sayısı 1.647 veya toplamın %11'ini oluşturuyordu. Yarım yüzyıl sonra şehirde 8.070 Yahudi evi listelendi.