ortaokulda ergenliğin yavaş yavaş boy gösterdiği zamanlarda adrenalinin artması nöronlarda nörotransmitter madde salınımının azalması nedeniyle ortaya çıkan, genellikle sebep-sonuç ilişkisi barındırmayan fakat sonunda hep ağzın ve burnun kan içinde kaldığı şiddetin eyleme dönük şeklidir.
efenim tanımda dendiği gibi herhangi bir sebebi yoktur bu kavgaların oto boka kavga edilir. lisedeki kız kavgaları kadar da s*kindirik sebepler yoktur en azından tek artısı odur.
zamanında ben de yemiştim güzel bir dayak. okul çıkışında üç beş kişi katakulliye getirip çok pis dövmüştü sebepsiz yere. akabinde biraz da inek bir öğrenci olmanın verdiği torpille diğer gün beni döven çocukları müdüre şikayet etmiş ve müdür odasında güzel bir dayak yemelerine vesile olmuştum. yalnız ilginç olan tenefüste çocuğun birinin yanıma gelip dün senin dövenlerin içinde ben de vardım demiş olmasıydı. akabinde tenefüs bitmeden onu da şikayet ettik o da dayağını yedi ama burdan o çocuğa seslenmek istiyorum;
ulan mal ne güzel dövmüşün işte ben de seni görmemişim hazır üzerine yatıp attığın dayağın keyfini süreceğine tenefüste artistik yapıyorsun. şimdi daha mı iyi oldu müdür dayağı * artı disiplin cezası.
ilk ve tek kavgam 8. Sınıfta olmuştur.
Sakin bir çocuk olduğum için pek tartışmazdım MILLETLE. Ta ki 8. Sınıfta her zamanki gibi tuvalette birbirimize kapı üstünden su damlatıyorduk. Ben de sıkıştım daldım bir teneffüste. Işimi hallederken arkadaşım lavabodan eliyle su alıp bana atıyordu. Ben de "lan olm siktirgit, ehehe " türünden gülüyorum. Ama arkadaş bu. Şişede durduğu gibi durmuyor. 2 litrelik maşrapa ile suyu başımdan aşağı boşalttı. O sinirle çıkıp saldırdım hemen. Tuttu diğer arkadaşlarım. Onlardan sıyrılıp bir salladım tekmeyi Bacak arasına doğru. O da duvara denk geldi ayak baş parmağım çıktı. O acıyla bir daha yapıştırdım Ama karşılık vermedi. Küsemedim bile pezevenge.
okulun bulunduğu semtin ( cerrahpaşa ) en pis serserilerinden ikisinin kardeşleri olduklarını sonradan öğrendiğim kamiller ile yapıp ikisini üst üste koyup galip geldiğim kavgadır. ben orta 2 deyim elemanlar 1 er senede rötar yaptıkları halde son sınıftalar. yani benden takribi 2 şer yaş büyük ikiside.
sataşan bunlar kavga etmemeye çalışan ben. ama ısrarla üste üste gelen bunlar. saldırıp dayağı yiyen bunlar sonra okul çıkışında kapının önüne 50 tane it kopuk dolduran gene bunlar.. çocuğuz o zamanlar böyle durumlarda ne yapılır bilemiyoruz amk mahalle okuldan 700-800 metre uzakta cep telefonuda yok o zamanlar. bir de okulun normal çıkışında 30 kişi, araç çıkış kapısında da 20 kişi bekliyorlar ki kaçamayayım dövsünler güzelce. sanki ertesi gün okula gelmeyeceğiz ibneler aceleniz ne döversiniz ertesi gün geniş geniş *
ben bahçede arkadaşlarla konuşurken sınıftan bir eleman geldi "sakın kapılardan çıkma çok pis skertecekler seni" dedi. ne yapacam diye acayip bir korku sardı. bende sınıftakileri toplayıp çıksam onlarda benim yüzümden dayak yiyecek 10-15 kişi anca toplarsın. adrenalin nedir ne işe yarar o gün öğrendim işte. okulun arka bahçesi davutpaşa camisinin mezarlığına bakıyordu. bahçe duvarı rahat 3,5-4 metre civarı var tırmanmakta mümkün değil tutunacak yer yok. nasıl yaptım bilmiyorum o korku ve arkadaşlarında el atması ile duvarın üstüne çıktım. oradan ağaca atladım mezarlığı ve camiyi geçip arka caddeye çıktım oradan topuklayarak eve kaçtım. elemanlar nasıl hırs yaptılarsa bizim mahalleyi öğrenip aynı ekip mahalleye geldiler 1 saat sonra. allahtan bizim mahallede onlara rahmet okutacak sayko abiler vardı bolca. bunları toparlayıp " ulan 2 kişi tek bir kişiye dalıp üstüne dayak yemişsiniz bizim çocuğa dokunursanız götünüzden kan alırız" diye telkinde bulundularda büyük bir dayaktan yırtmıştım.
bazen hala aklıma geliyor gözüm seyiriyor. böyle ortaya alıp yeşilçam filmlerindeki gibi döndüre döndüre döveceklerdi nıhahahahahah diye kahkaha atıp.