Orta asya da tarih boyunca kurulan kilit devletler
yunan
-baktria Grek krallığı
irani
-soğdiana
-baktria
moğol
-kitanlar
-cücenler
-moğol imparatorluğu
-çağatay hanlığı
türk
-büyük hun devleti
-göktürk devleti
-büyük selçuklu devleti
-gazneliler
-karahanlılar
-timur devleti.
Fransız ve ingiliz tarihçilerinin kitaplarında geçen ''central asia'' teriminin türkçeleştirilmiş halidir. yerel halkı bu coğrafyayı sovyet işgaline kadar türkistan olarak adlandırıyordu.
Aslında türklerin ana vatanı değildir türkler aslen sibirya da yaşar
Moğolistan'ın batısına ve içine doğru göç eder bu dönem Moğollar da Mançurya dan ayrılarak Moğolistan ın güneyine ve doğusuna yerleşir Mançu-tunguzlar Mançurya da kalırlar
Yani isin özeti türkler anadolu ya geldiğinde nasıl yunan egemenliğine son verdiyse orta asyada da soğdlar bulunurdu soğdlar da günümüzde taciklerin atası olan iran menşei bir halktır tabi soğdlar ın yanı sıra bactria bölgesinde yunanlar ve makedonlar da bulunmakta(büyük iskender ın fetihleri ile Afganistan a gelmişlerdir) idi ve kafkas dilleri konuşan halklar da vardır (dil olarak gürcüce ye benzeyen) "turkic exspansion" döneminde hepsi batıya kaçmıştır hatta Kırgızlar da batıya kaçamayan hint-avrupa kökenli bir halk sonradan hunlar ile bölgeye gelen türklerle karışarak türkleşiyorlar
Üfff konu çok dağıldı kısaca türkler anadolu yı Yunanlardan gömdüğü gibi burayı da hint-avrupa, kafkas ve Aryan kökenli halklardan gömmüştür iyi de yapmıştır.
çarptırılmanın fazla olduğu yer. yani Orta Asya değil, TÜRKISTAN. Türkistan yerine sürekli orta asya demek Türk adını silmeye çalışan kişilerin işidir. Türkistan neresidir diye sorulursa Asyanın ortası deriz o kadar.
Akdenizden Büyük Okyanusa, Sibiryadan Himalayalara uzanan geniş saha.
Orta Asya yeraltı zenginlikleri bakımından büyük bir iktisadî güce sahiptir arkadaşlar. Emperyalist sermaye döngüsünün kirli devletleri, gelişen sanayilerine hammadde arayışlarına dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.
Ve yine aynı zamanda Orta Asya'daki geniş toprakların üretim ve tüketim potansiyeli, yer üstü ve yeraltı zenginlikleri, Rusya ve Çin arasındaki kritik konumuyla halen dünyanın en önemli üç bölgesinden biri. Bu ikili gruba Amerika'nın da katılmasıyla son derece kızgın bir üs haline gelen Orta Asya kimi stratejistlere göre; Soğuk savaşla yapılan paylaşımların dengesiz olması halinde bu coğrafyadaki nimetler 3. dünya savaşını bile başlatabilecek çapta.
Hatta bazı Çinli analistlere göre; Orta Asya, Çin'in jeoekonomik sahası içerisindedir. Yani sadece Rusya'nın değil Çin'in de arka bahçesidir Orta Asya. Bu bölgede ABD, Rusya, iran ve Türkiye'nin yoğun mevcudiyet sergilemesi, dünya güçler dengesini yerinden oynattığı için tehdit altında olduğuna inanan Çin bu durumdan rahatsızlık duymaktadır. Nitekim bölgede mevcudiyetini gösterme çabalarının bir parçası olarak Çin Ulusal Petrol Şirketi Batılı rakiplerinin önüne geçerek, Kazakistan'ın Akyubinsk ve Uzen petrol sahalarını ve Türkmenistan'ın doğusundaki bir doğal gaz yatağını sessiz sedasız almayı başardı.
Çin'in korkusu Orta Asya devletlerinin ekonomik açıdan uzun ömürlü olamayabileceği ve mevcut laik hükümetlerin uzun süre iktidarda kalamayabileceği ihtimali üzerine kurulu. Ciddi bir huzursuzluk baş göstermesi halinde Çin'in Orta Asya'ya askeri müdahalede bulunabileceği bile ileri sürülmekte.
Ortadoğu için söylenen söz Orta Asya için de geçerli: Nasıl ki Ortadoğu petrolleri o bölgenin halkı için kârdan çok zarar getirdi, beraberinde esaret prangalarını getirdi; Türk dünyası da bilinçli hareket etmez, ipin ucunu başkalarına kaptırırsa aynı akıbetle karşılaşır. bu çok önemli bir ayrıntı. Burada dikkat edilmesi gereken husus yabancı yatırımcıların kesinlikle ülke siyasetine ve ekonomik sistemine karışmamasını sağlamaktır.
Arap ülkerinde ki verimli yeraltı kaynaklarının yarım asır gibi kısa bir sürede petrol ve türevlerinin tükenmesi bu gün bilenen gerçekler arasında. Öte yandan dünya ekonomisinin güçlü devletlerinin pazar mevkisi konumundaki bu alan, günümüzde birçok gizli faliyetlerin hedefinde.
ingiliz The Guardian gazetesi, zamanında Amerikanın Afganistana yönelik operasyonunu değerlendirirken, Orta Asyanın yeraltı zenginliklerine dikkati çekti. Kabilde yönetime batı yanlısı bir hükümetin gelmesiyle, Amerikanın Orta Asyadaki petrol ve gaz yataklarını kontrolüne geçireceği ve Rusya ile Çinin Orta Asyadaki nüfuzunun kırılacağı görüşü savunuldu. Ve tüm bunlar aynen yaşandı. Elbette bu düşünceler dünya devlerini ve dış ıstihbarat birimlerini harekete geçirdi. Özellikle Amerika'nın fışkırttığı birçok olay kanlı bir döneme damga vurdu.
Bölgenin çok önemli bir konumu olduğunu Heartlande hükmeden, dünyaya hükmeder, diyen ingiliz siyasî coğrafyacısı H. Mackinderin Heartland diye ifade ettiği yer, iran, Afganistan ve Dış Moğolistan bir tarafa bırakılacak olursa, kabaca Orta Asya ve Sibiryadır ki, bu sahanın 2 /3 si yukarıda sınırlan çizilen Türk Dünyasının içinde kalır. Bu durum aslında tüm sorularımızı cevaplar nitelikte.
Bunlar içindir ki, Rusyanın Orta Asya ve Sibirya'daki gizli emelleri, Çinlilerin Doğu Türkistanı işgal etmeleri ve işgal ettikleri bu yerlerin insanlarını kendi potalarında eritmek için sarfettikleri gayretler boşuna değildir. Tüm bu yapılanlar planın aşamaları olup bu toprakların tüm yeraltı kaynaklarına sahip olmaktir. Yeraltı kaynakları kadar önemli olan Türk düşmanlığı da bu devletlerin ne kadar çirkefli olduklarının ispatıdır.
1722 yılında Rusya'da Çar Büyük Petronun, Bakü'yü zaptetmek için komuta verdiği kumandanına:
-Bakü'ya kabil olduğu kadar çabuk git ve şehri zaptet, çünkü davamızın anahtarı budur, demesi, bu yerlerin siyasi, askeri ve iktisadi kaynaklar bakımından Ruslar için ne derece hayatı bir ehemmiyeti olduğunu ortaya koymasından dolayı, çok manalıdır.
Türkiye Cumhuriyetine bu durumda çok iş düşmektedir. Gelişen teknolojiyle beraber ittifaklar kurulup mevcut sistem üzerinden en iyi sonuçu elde etmek bütün Türk devletlerinin görevidir. Bu dikkat edilmesi gereken husus son derece önemli ve mevcut konular içinde en ciddi olanıdır.
milliyetçiler, sağcılar orta asyaya vurgu yaptıkları için daima, solcularda orta asya hakkında olumsuz bir algı var. halbuki bugün takım elbise giyen bir milliyetçiyle, üç bin yıl önceki şaman arasında ne gibi bir bağlantı olabilir ki? komün halinde yaşarlar, doğayla uyumludurlar, kadın-erkek eşittir. günümüzde nedir, nasıldır bilemiyorum ama.
ne fiziki olarak ne de kültürel olarak ilerleyebilmiş halkların yaşadığı topraklar. bir de oradan batıya göç edenler vardır ki bunlar bulunduğu ortamı bozmuş, rezil etmişlerdir.