umay umay'ın okuduğum ilk şiir kitabı. ismine şiir kitabı demek pek doğru olmaz ama ismi böyle geçiyor.
mensur şiir denilebilir.
bu kitabı okurken ve dolabımdayken fark eden ''aaa kitaba bak, küfürlüü'' dedi. zaten sanat toplum için olmamalı.
kitabın adından sanane demek geliyor içimden. sanarsın grinin elli tonu.
bu güzel kadının 2 şarkısını dinlemek isterseniz; https://youtu.be/OFLW-D-teR8 https://youtu.be/Cj8fW3nHi0I
Köşeye sıkıştırıldım
anlamıyorsun
seni parçalayabilirim
bir zamanlar
hayat isimli
dudakları çok çirkin
bir arkadaşım vardı
o da senin gibi baktı
ona aşık olmamıştım ama ...
anlamıyorsun
boğuluyorum
beni ağlat ...
umay umay
kırmızı..sana yalnızca kırmızı demeliyim.ben başaramıyorum kırmızı..hatırlamak dışında mucizem yok..bir şeye inandım..bir şeye ve sadece bir kere ağlayarak dansettim..oysa hayata bağlanmak icin ayağa kalkmıştım...
--spoiler--
kırmızı...
sana sadece kırmızı demeliyim. ben başaramıyorum kırmızı. hatırlamak dışında bir mucizem yok. birşeye inandım. birşeye ve sadece bir kere ağlayarak dansettim. oysa hayata bağlanmak için ayağa kalkmıştım.
artık özgürüm, öyle yalnızım ki......
dogrum yok benim. her yarim $ey gibi.
ne kederli, ne de mutlu.
peki ya sen! hiç hikayen yok mu senin?
"biraz daha uyu, biraz daha hayatta kal diye tutundugum
ruyalar beynimden yollara fı$kırıyor!"
"bir nefes daha...
geleceği gördüm. kayip duruyordu avucumdan. belirsizliği, igrencligini örtmüyordu.
kırmızı bir senfoni yazmak istedim, yalnız ışıkta duyulan.
cünkü beni, sadece babamin aldigi pabuclar sevindirdi, bayram kiyafetleri, annemin saclarima dokunmasi sevindirdi.
..............
şiimdi herşey hazir. bir tek eksigim var kirmizi.
bir türlü tamamlanamayan tamamlandikca eksik kalan kirmizi...
pirinc işlemeli bir aynada kirildi yüzümün diger yarisi.
herkes uyuyordu. yüzümün yarisi benim, yüzümün yarisiyla hep yarim öyküler anlatirim.
peki sen, yarim dudakli bir kadini öpmek ister misin?
bir dilenci gibi yalvariyorum yine de yanit vermiyor aynalar...
dur bir nefes alayim... ve senin sevdigin kadin olayim.
inan biktim bu sözcüklerden; karanlik, gece, cocuklugum, korku, yeni sevgilim. afrika, cilek tanricalar ve calan telefon zillerinden biktim. bir de kirmizi rujumdan... kendi fotografina gülümseyen, kendi ickisinde bogulan, kendi annesinin celladıyım. buyum i$te, ba$ka türlü nefes alamam. cocuk da doguramam. hadi nefes al!
..............
ben hep sokak orospularina, ibnelere, travestilere.... aşık olacagim..
hep masumuz işte kalmadi gözyaşımiz diye bagiracagim senin için akvaryumlar calacagim.
sen büyük evler gibi yikildigimda sanma ki acimi öptügünü unutacagim. cünkü, ne mucize, hep güzel bir kadin olacagim. hayatim boyunca yagmura rastladim, hep yagmura... sana... pis yağmur, pis yağmur.
bir,iki,üç,dört,beş.....altı değil!hayat, benden gizlediğin ellerini hangi cebinde saklıyorsun?
her aşk bir orospu yaratıyor.bense beyaz duvaklar ,dokunduğumda irkilen sırtlar çiziyorum.bende oluyorum senin o kendin için korktuğun yerde.....
günahlarım var şehvetime boyun eğmiş; ondan boy boy çocuklarım, kışkırtılmış hisler adı verilen.
tenim süt beyaz, hayallerimin kirliliğine inat; gözlerim yemyeşil kin, doğanın barışına karşıt; mavilerim var içimde kızgınlıklarımla, bulut bulut beyaz beneklerini hayaller diye taşıyan gökyüzüne dair; ve aslında 'orospu kırmızılarım' var, seni insanlığa davete çağıran.
elini sokmaya korkma taşın altına, en çok da sen memnun kalacaksın bu hülyada. söylesene, ne kadar ömür biçmiş tanrı denen aldatmaca?
ve düşünsene, ne istersin sana biçilen bu kadarcık zamanda?
doğruluk nedir ki hayatta?
hepimizin yaşadığı ihtiraslar değil mi ikiyüzlü? bastırılanlar en çok işe yarayanlar değil mi sevgi sunaklarımıza?
tanrı'ya adanacak en temiz hayaller üstelik bunlar, farkında o'da;
gel, sana sunuyorum 'orospu kırmızılarımın' ateşini!
boğun eğmeyelim biz hayatın genel geçer kurallarına.
kaybolalım yaşamın gizinde, kollarını açan şehvetinde, meyve veren hayatın ilânihayesinde, şarkıların dize geldiği o mistik kelimelerde, yap-boz oyuncakların saklı kentlerinde, isyankâr ruhun sapa evcimenliğinde, sessiz çığlığın biçareliğinde, hayatın argümanı ile donatılmış ne var ne yok beşerinde; dedim ya işte, günahın bağışlanmaz evriminde;
günahlarım var şehvetime boyun eğmiş; ondan boy boy çocuklarım, kışkırtılmış hisler adı verilen;
orospu kırmızı var sevgimde, benimle oynayacağın oyun bahçesinde!
4 defa okuduğum umay umay kitabıdır. bununla beraber bütün güzel çocuklar şüpheli, cevapsız ağrı, 34 u 442 veda busesi, rüya duvarları ve sokaklar boşaldı artık öpüşebiliriz isimli umay umay kitapları da okunmaya değerdir.
An itibari ile bitirdigim ve buraya not düşmeden edemediği m muhteşem Umay Umay kitabı. Bir kaç kelime yazmadan önce kitaptan, sizlere diyecegim bir notum var ; pert bir ruha , çökmüş bir içe, felç olmuş bir kalbe sahipseniz bu aralar,üstüne bir de Umay okumayın. Ben yaptım. Bu sebepten muzdaribim. Duracak mıyım ? Hayır. Zira ikinci kitabı bekliyor yanımda. Neyse hadi birkaç cümle karaliyim:
"Kar yağacak, kış sözcükleri bulabilmek için yalnız yürümeliyim. "
"Bilmiyorum. Tuhaf bir hediye aldım sanki, onu almaktan hep korkmuştum. "
"Birbirimizle hiç ama hiç konuşmadığımız sözcükler var ya.. ben onların sırça köşkünde partiler düzenliyorum."
--spoiler--
bana muhallebiciden tavuk gögsü alirsin.
belki, bana bir adres bile satin alirsin, cok paran vardir senin.
belki ameliyat ettirirsin; gitsin diye yüzümün diger yarisi da.
nerem varsa insan kalan... iste orasi acitiyor.
--spoiler--