Orhan pamuk'u Üniversitenin ilk senesinde yeni hayat kitabı ile tanımıştım.
Yıl 2002. Sırf seviyorum diye psikoloji yerine bilmem kaç puan düşük olan edebiyat bölümünü yazıyorum, annemin gözü yaşlı. Ben ise mutlu...
Okulumun denize nazır terasında elimde yeni hayat. "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti" diye başlıyor.
Sevmiştim yeni hayat'ı.
Sonra dersler başlıyor. Yeni türk edebiyatı hocalarının kimisi kitabını okutuyor orhan pamuk'un, kimisi popüler kültür öğesi olarak bakıyor... Arada kalıyorum.
Sonra kar'ı okuyorum, Cevdet bey ve oğulları'nı, kara kitap'ı...
Okulumun son senesinde nobel alıyor Orhan pamuk.
Sanıyorum, seviyorum.
Ve yıllar sonra masumiyet müzesi'ni hediye ediyor bana çok değer verdiğim biri. Uzun süre ara vermiştim orhan pamuk'a. Başlıyorum yeniden.
Namık Kemal Tanzimat’la beraber ülkeye giren roman alanında eser vermesi bile başlı başına bir devrimdir. Kimsemin cesaret edemediği dönemde vatan yahut Silistre’yi yazıp oynatıp sürgün yemeyi göze alan bir vatan evladıydı. Sanatı toplumunu uyandırmak halkı için yazmıştır. Orhan pamuk denen vatandaş o dönem yazsa padişahı överdi Nobel almak için yaptığı gibi. Bilmem anlatabildim mi? Evet.
Halid Ziyaların Ahmet Hamdi Tanpınarların Namık Kemallerin Yakup kadrilerin rahmetli olduğu edebiyat dünyasında en iyi olabilir. Yaşasalar yüzüne bakılmaz bir balon. Evet.
Nobel ödüllü bir yazarı eleştirmekle başıma bir hal gelmeyecekse sanki birilerinin sen bir şeyler yaz biz seni destekleriz dediğine inandığım bir yazar. Salt yazarlığını değerlendirdiğimde beni etkileyemeyen, anlattıklarıyla kafamda bir şeyleri canlandıramayan, bitse de kurtulsam diyerek kitaplarını okuduğum bir yazar. Umarım kitaplarını "okuyamıyorum" diye entellektüel insanlardan tarafından dışlanmam.
orhan pamuk un bir kitabında "imam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu" şeklinde bir cümle geçmesi üzerine ilber hoca dan aldığı ayardır.ilber hoca şöyle ayar vermiştir;
1. namazın saati olmaz vakti olur. saat ve vakit ayrı kavramlardır.
2. minarenin balkonu olmaz şerefesi olur. üstelik ezan şerefeye çıkarak değil içeriden okunur.
3. ezanı imam değil müezzin okur.
ortaya çıkan sonuç şu olmalıdır ki; toplumunun alışkanlık ve kültüründen haberi olmayan bir yazarın doğru eserler ortaya koymuş olması nobel almış bile olsa mümkün değildir.