"insanlara kızmamaya alışın. insanlar kızılmaya değil, acınmaya ve sevilmeye muhtaçtır. hastasına kızmayan bir doktor olmaya çalışın. ekmeğinizi alnınızın teriyle kazanın, kitaplar satın alın, bol bol okuyun. benim kim olduğumu öğrenip de ne yapacaksınız? bir insan işte. "
en küçük çocuğu ışık öğütçü, 2000 yılında babasının anısını yaşatmak amacıyla, akarsu caddesi no:30 cihangir’deki binanın 1. katında orhan kemal müzesi’ni oluşturdu. orhan kemal’in kitaplarının yanı sıra eşi ve kendisine ait özel eşyalar da sergilenmektir.
bursa ceza evinde nazım hikmet ile birlikte kalması onu sanata yöneltmiş ve nazım hikmet in tavsiyesi üzerine roman ve öykü yazmış olan yazarımızın, 27 roman, 19'u öykü kitabı ile anı, inceleme, oyun, röportaj türünde kitaplar bırakmıştır.
adana'lı ve olağanüstü bir yazardır. orhan kemal'i özel kılan, doğduğu ve yaşadığı toprakları hiçbir abartıya kaçmadan olduğu gibi anlatmasıdır. onun romanlarını okurken kendinizi 1940'ların, 50'lerin adana'sında hissedersiniz.
kitaplarından bir çoğunu okuduğum ve yaşadığım yerden olacak kendime en yakın hissettiğim yazardır. çok doğal bir dil kullanır. en iyi kitaplarından birisi (bkz: bereketli topraklar üzerinde) dir.
15 Eylül 1914 tarihinde doğan ve 2 Haziran 1970 tarihinde vefat eden öykü-roman-oyun-anı yazarı.
bu yıl 99'uncu doğum günü idi yani.
2014 yılının 100.yıl'ı olacağından mütevellit, orhan kemal yılı ilan edilmesi isteğini taşıyor ailesi.
böylesi bir değer için fazla mı?
hayır değil.
ki zaten aslında edebiyattan bu kadar uzaklaşan nesillere, kendi yazarlarını, kendi değerlerini tanıtabilmek için en uygun yol'dur bu.
orhan kemal, sevgi, iyilik ve umudunu kaybetmeme temasını işler genel olarak.
bundan güzel mesaj olur mu?
orhan kemal'in cihangirde bir de müze'si var, orhan kemal müzesi
bu hafta sonu bir değişiklik yapayım derseniz yani,
bir farklılık olabilir müzeye küçük bir ziyaret.
--spoiler--
Beni çoğunlukla gündüzleri sokakta görürler. Ben devamlı bir yerlere giderim. Bir yerlere uğrar, bir yerlerden bir yerlere göçer dururum. Yıllardır her sabah, yaz demez, kış demez, sabahın dördünde kalkarım yataktan. Ve sabah dokuza kadar yazımı yazarım. Sonra sokağa çıkarım, ikbal'e uğrar kahvemi içerim. Yazmak için yaşamak, duymak, halkı algılamak gerekir. Bir yazı için çok gereklidir halkın içinde kalabilmek. Ve halkın değişimini algılamak. Eskimemek için. Hatta değişimi yakalamak, bu değişimin dışına düşmemek gerekmektedir. Ve bunun ötesinde bir yazar olarak yaşamın günü gününe sürer gider. Her gün çalışmak, her gün yazmak, her gün boğuşmak gerekir ekmekle. Bu ara halktan yana olduğum için de çok güç bir fatura ödetirler.
--spoiler--
--spoiler--
Yıllardır iş ararım. Bulamadım. Bundan sonra da bulacağımı sanmam. Ama dilenecek değilim tabii. Bütün iş madem ki kalemimle çalışmak zorundayım, velinimetime sımsıkı sarılmakta. Her şeye rağmen ekmeği oradan çıkarmaktan başka çare yok.
--spoiler--
sadece eskici dükkanı romanını okumuş birisi olarak söyleyebilirim ki türk edebiyatının en usta kalemlerinden birisidir. diyalog kurmada ki başarısı takdire şayandır.
Önce Ekmek adlı öykü kitabını okuduğunuzda aaa bende böyle yapardım deyip kendinizi bulursunuz.. Siya adlı kitaptan sonra Önce Ekmek'i okumak iyi geldi bana.