bir yudum insan programında anlatılan yazar. bir dönem şiir yazmış , yazdıkları şiirleri nazım a göstermiş , ve nazım tarafından azarlanmış bursa cezaevinde. sen şiir yazmayı bırak demiş ve romana yönlendirmiş orhan kemal'i. 72. koğuşta yazdığı karakterleri 5 yıllık hapishane hayatında özümsemiş, biriktirmiştir.
o her zaman kaptan saflığıyla kitaplıklardaki yerini alacak, çok acılar görmüş geçirmiş büyük bir edebiyatçı, yoksulluğuna inat güçlü bir yazardır.
sonrasında bir arkadaşına yazdığı mektupta belirttiği gibi, bir hayat sigortası yaptırdıktan bir kaç gün sonra bir arabanın önüne atlayıp ölmeyi ve buna kaza süsü vermeyi düşünmüş, böylece ailesini parasızlıktan kurtarmayı planlamış usta.
şahsi kanaatime göre türk edebiyatının en büyük romancısıdır. işçi, köylü sınıfını (bkz: yaşar kemal)'den bile daha ustaca yazmış bir edebiyatçıdır. eski tüfekler arasında, fazla dile getirilmese bile, yaşar kemal ustadan daha fazla saygı görür. murtaza, avare yıllar, 72. koğuş, hepsi ayrı ayrı başyapıtlardır. genellikle yazdığı, işçi, köylü sınıfının sorunları, kaybedenlerin hayat mücadelesi konuları dışında yazdığı, mufettişler müfettşi ve üçkağıtçı romanları da, türk siyasetinde 60 senedir hiç bir şeyin değişmediğini kanıtlayan birer kaynaktırlar.
maksim gorki ile aynı seviyede bir sosyalist gerçekçi üsluba sahip yazarımız. adana insanını ve çukurova'yı öylesine güzel ve gerçeklikten kopmadan anlatır. işçi sınıfının yoksul ve günlük yaşamı o'nun kaleminde zenginleşir.
türk insanının sevecenligini, namussuzlugunu, gücünü duygusallıgını abazanlıgını orospulugunu mükemmel bir dille ortaya koyabilen sosyalist bir yazardır. asıl adı mehmet raşit öğütçüdür. (bkz: bereketli topraklar üzerinde)
-size bir teklifte bulunabilir miyim?
-hayhay...
-sizinle yakından ilgilenmek istiyorum... yani kültürünüzle...evvela fransızca, sonra diğer kültür konuları üzerinde düzenli dersler yapacağız... tahammülünüz var mı?
-var.
-söz mü?
-söz.
elini uzattı. ince bilekli, hafif çilli elini tuttum:
-bıkmadan, yorulmadan, usanmadan?
-evet. bıkmadan, yorulup usanmadan...
-besa mı?
-besa!
-pekala, bu iş oldu...
piposunu yeni baştan, neşeyle çekiştirmeye başladı.
bu adam hiç yazar hayatı yaşayamamıştır sözlük. bir memur çocuğudur. çukurovanın bereketli topraklarında katiplik yapmıştır. o dönemde adında birçok arama kararı olmasından dolayı sürekli işinden olmuştur. yaşar kemal'le çok yakın dostlardır. yaşar kemal'le kaderleri aynıdır ikisi de çukurovadan göç etmek zorunda kalınca istanbula yerleşmişlerdir. istanbulda seyyar satıcılık yapacak para bile bulamamışlardır zamanında. yazdığı romanlar hep bir kenara atılmış ancak yazmaktan bıkmamıştır. 56 yaşında hayata erken veda etmiştir. zerre kadar rahat edememiştir. bu durum her kitap severe dokunur tıpkı gorki'nin mazlumluğu gibi.. şimdi onun bu haline kendi tarzında küfür etmek istiyorum. en paralısının allahını kitabını, senden iyiler mi orhan kemal? yazdıklarının kelimesinin fırçıklarının zürriyetine!!
son dönem dizilerinin, eserlerinin anasını bellediği rahmetli kişi.
tamam piyasa rekabeti var ama bokunu çıkarmayın arkadaş. aynı dönemde yanlış görmediysem
3 tane orhan kemal romanının dizisi çekiliyor.
Önce Ekmek adlı öykü kitabını okuduğunuzda aaa bende böyle yapardım deyip kendinizi bulursunuz.. Siya adlı kitaptan sonra Önce Ekmek'i okumak iyi geldi bana.
sadece eskici dükkanı romanını okumuş birisi olarak söyleyebilirim ki türk edebiyatının en usta kalemlerinden birisidir. diyalog kurmada ki başarısı takdire şayandır.
15 Eylül 1914 tarihinde doğan ve 2 Haziran 1970 tarihinde vefat eden öykü-roman-oyun-anı yazarı.
bu yıl 99'uncu doğum günü idi yani.
2014 yılının 100.yıl'ı olacağından mütevellit, orhan kemal yılı ilan edilmesi isteğini taşıyor ailesi.
böylesi bir değer için fazla mı?
hayır değil.
ki zaten aslında edebiyattan bu kadar uzaklaşan nesillere, kendi yazarlarını, kendi değerlerini tanıtabilmek için en uygun yol'dur bu.
orhan kemal, sevgi, iyilik ve umudunu kaybetmeme temasını işler genel olarak.
bundan güzel mesaj olur mu?
orhan kemal'in cihangirde bir de müze'si var, orhan kemal müzesi
bu hafta sonu bir değişiklik yapayım derseniz yani,
bir farklılık olabilir müzeye küçük bir ziyaret.
--spoiler--
Beni çoğunlukla gündüzleri sokakta görürler. Ben devamlı bir yerlere giderim. Bir yerlere uğrar, bir yerlerden bir yerlere göçer dururum. Yıllardır her sabah, yaz demez, kış demez, sabahın dördünde kalkarım yataktan. Ve sabah dokuza kadar yazımı yazarım. Sonra sokağa çıkarım, ikbal'e uğrar kahvemi içerim. Yazmak için yaşamak, duymak, halkı algılamak gerekir. Bir yazı için çok gereklidir halkın içinde kalabilmek. Ve halkın değişimini algılamak. Eskimemek için. Hatta değişimi yakalamak, bu değişimin dışına düşmemek gerekmektedir. Ve bunun ötesinde bir yazar olarak yaşamın günü gününe sürer gider. Her gün çalışmak, her gün yazmak, her gün boğuşmak gerekir ekmekle. Bu ara halktan yana olduğum için de çok güç bir fatura ödetirler.
--spoiler--
--spoiler--
Yıllardır iş ararım. Bulamadım. Bundan sonra da bulacağımı sanmam. Ama dilenecek değilim tabii. Bütün iş madem ki kalemimle çalışmak zorundayım, velinimetime sımsıkı sarılmakta. Her şeye rağmen ekmeği oradan çıkarmaktan başka çare yok.
--spoiler--