jüri olarak katıldığı programda bir ilk bahar sabahı adlı şarkıyı bilinçsizce eleştirdiği için o şarkıyı her dinlediğimde aklıma gelen, sinir olduğum insan.
bir dönem yazılarını okuyup beğendiğim bir yazardı. ama sonra ne olduysa sağa sola sallamay başladı. katıldığı her programda birilerini eleştirdi sanki kendisi her şeyi doğru biliyormuş gibi. ulan sen önce büyü, konuşmayı öğren sonra eleştir. benim tavsiyem eleştiri yazılarını okumayın bazense gezdiği yerleri filan anlatır onlar çerezlik yazılardır ama baya hoş yazılardır arada bakın.
efendim bu insan gerçekten çok önemli ve olması gereken biri. hadi lan oradan demeyin.
hani bir laf vardır ya da şimdi de uydurmuş olabilirim. kötü olmadan iyi olmaz gibi bir şey. kesin şimdi uydurduğum besbelli. ama benzeri bir şey var. herneyse o değil konumuz. şimdi bu zat olmasa
sen nasıl oley be ben bu oksijeni iyi kullanıyorum diyeceksin,
sen nasıl annen babanla övüneceksin, hatasız üretilmiş, tam kıvamınla doğmuşsun,
sen nasıl bu yaşa kadar nasıl geldim diye sorgulamayacaksın..
diye gider bu. hiç bunları düşündün mü? nerdeee.. arada iyi yönüyle bak. ben takdir ediyorum oray seni, iyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, şimdiden doğum günün kutlu olsun diyorum. bilmiyorum doğum gününü, nereden bileyim lan.
herneyse canım benim, benim ne kadar önemli biri olduğumu seni düşünerek hatırlattığın için, meğer ben ne kadar iyi bir insan mışım da haberim yokmuşu mu hatırlattığın, öncelikle ve öncelikle harcadığım oksijenin boşa gitmediğini hatırlattığın için, iyi ki varsın.
fatih terim'le ilgili akla ziyan, serbest çağrışımlara açık bir yazı yazmış şahsiyet:
"Ben Fatih Terimle çok eksiden birkaç kere karşılaştım, herhangi bir temasımız olmadı. Sonra bir kamp esnasında, birkaç ay evvel Swissotelde oturduk ve dost ortamında beraber olduk. ilk kez." http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=121757,10,6
tamam öyle demek istememiş, biz de öyle anlamak istemedik zaten. ama oray sen de yani! temas, dost ortamı, beraber olduk, ilk kez... aynı cümle içinde.. garip değil mi biraz?
hani vardır ya enteresan bazı tipler, sevdiğini söylerken dahi sövecekmiş hissi uyandıran, oeğ işte onlardan biri, fakat bu bir rol. bu karakterin anlaşılması için tarifi iyice açmakta fayda var; gördüğünüzde dünyanın neredeyse bütün kötü şeyleri başına gelmiş hissi uyandıran davranış biçimlerine sahip bu tiplerin 2 türü vardır:
gerçekten pesimist olanlar: gerçek pesimistleri, şizoid başlangıcı bulguların bireyin davranışlarında görülmesi neticesinde teşhis edebiliriz. atipik olmaya gayret etmeyen gerçek bir hastadır.
rol yapanlar: pesimist bir duruşla atipik görüntü yakalama ve "sivri" olma icrasına girişenleri mesnetsiz iddialarıyla ortaya çıkarırız. herhangi bir şey öğretmeyen, yozlaşmış saldırgan tutumla "desinler" niyetiyle doğmuş eda, yazı, söylem gibi argümanlarla bu tipleri gerçek hastalardan ayırırız.
fakat yine de, isterse kendilerine antidepresan verilebilir. istemezlerse eğer rol yaptıklarını, oynadıklarını, protagonisti abuse edeni canlandırıklarını bu yöntemle anlayabiliriz. soruyorum şimdi: yatıştırıcı ister misin oeğ?
allah allah, demek oray egin muhalif kesimlere goz dagi furyasina destek cikmayip yandas medya ile ilgili elestiriler yapiyormus, goren de bunu melih asik falan zannnedecek. yahu oray egin bu, onun icin her sey ama herrr sey kisiseldir. bir zaman bir yerde birisi bunun ayagina basmistir, o da bunu o fil hafizasina kaydeder, yeri gelince de gunun en moda yaftası ne, fettullahcıysa fettulahcı, baska biseyse o. birileri de zanneder ki orrayt basindaki tekellesmeye elestirel bakiyor. oray sadece o anki cevresi ona ne soylerse onu yazip dusunebilir. daha once bu cevre yildirim turker, tugrul eryılmaz, perihan magdenden falan olusuyordu; simdi ise soner yalcin, serdar akinan falan var, bu da liberal-anarşistken ulusalci oldu, iyi mi...
http://www.haberturk.com isimli haber sitesinde yazarlık yapmaya başlayacağını öğrendiğim güce tapan yalaka kalemşör. Perşembenin gelişiş çarşambadan bellidir aslında. Ne zamandır fatih altaylı ve ertuğrul özkök'e yaranmaya çalışıyordu. Bu durumda ya hurriyet'e geçecekti ya da ciner grubu'nun yayın organlarından birine...
amerika, ingiltere basınını her fırsatta ağzına dolayıp oralardan habire bilmediğimiz birkaç isim kullanarak o eleştirmen bu müzisyen diye diye olayı gelip hiç alakası yokken güncel meseleye bağlamaya çalışan popüler kültürü dini imanı edinmiş bünye.
sürekli bir yabancı basın, yabancı yazar, yabancı müzisyen takıntısı var adamın. anladık aga tamam her gün sun times okuyorsun, değişik entelektüel birikimi olan ortamlarda bulunup hiç bilmediğimiz şarkıları dinlerken dünya mutfağından yemekler tadıyorsun, değişik şaraplar filan... hepsinin ismini cisminide biliyorsun tamam! anladık! ama bir kere de ağzından özgürlük, amerika, avrupa, entelektüel gibi kelimelerin yerine şöyle ne bilim inanç, hak, adalet, anadolu gibi şeyler duymak istiyor insan... yoksa bu anadolu çoçuklarının kanı bir türlü kaynayamıyor işte böyle adamlara.
oray: ya baksana bu tişörtleri nerden alıyosunuz?
x: ordan
oray: $aka yapmıyorum hadi söyle bi
x: çok beğendiysen veririm sana bedava olmaz ama
oray: ne istiyosun?
x: para tabikide
oray: ya para falan yok $imdi üstümde * kolyemi versem?
x: hastamısın olm sen ?!?!?!?!
annesi ile ilgili bir itirafinda insanin kanini donduran, marjinal olacagim ayagina nefret edilme sebeblerini itiraf ya$am formu.
--spoiler--
insanlara son derece duygusuzca gelebilir ama annemin öldüğünü öğrendiğimde iki şey geçti aklımdan: 1- "Raşit'e ne olacak?" dedim. Raşit benim köpeğim. Annem çok severdi, ben seyahate gidince ona hep o bakardı. Raşit'e bundan sonra kim bakacaktı? Son yıllarda aramıza bir mesafe girmişti, benim hep çok işim vardı, hep çok meşguldüm, Raşit biraz da ikimizi birbirimize bağlayan bir şeydi, ikimizin de çocuğu gibiydi, ortak bağımızdı.
--spoiler--
ayrica belirtmek isterim ki bu adam yan dairesinde ölen annesinin ölüm haberini internetten öğreniyor. nasil mi ?
Annem, yan dairede ölüyordu. O, anneannemin evindeydi, ben de annemin evindeydim. Aynı sitede iki ev, üç apartman var arada. Ben yazı yazmaya annemin evine geçmiştim.
Yazımı yazdım yolladım, sonra baktım ekranda bir ışık yanıp sönüyor, mesaj gelmiş. Açtım. Amerika'daki kuzenimden. 'Annen biraz evvel öldü' yazıyor, tam şu kelimelerle: 'Your mother has just died!'