"oha" dıyerek baslıga tıkladım canlar, yemnederim var boyle bi sey. tespit sahibi arkadasa saygılarımı ve sevgilerimi iletiyor, akabinde konuya giriyorum. ahaha ne konusu lani gören de 3 hafta surecek yazı dizisi yazacagımı zanneder. iki çift laf edicez iyi ki, ne bu havalar falan yaa.. neyse lan, konu elden gidiyor. ehem.
opeth, öyle bir gruptur ki, onun karşısında zincirler erir, taht ve taçlar yanar kül olur. (veya öyle bir şey.) dinleyen - ya da yaşayan diyim daha dogru olsun- insanlarda; toplumun geneline göre farklılık gösteren davranıslar, aynı olaylara verilen farklı tepkiler görülmüştür. kötü müdür, asla. demet akalın dinleyip tozutacagıma opeth dınleyıp tozuturum daha iyi. (o değil de hocu pop/metal kıyaslaması yaparken demet akalın'ı örnek verme klişesi ne berbar bi şeymiş lan, resmen hayattan sogudum bir anda.)
opeth dinleyenlerden bazılarının, küresel ısınmanın global ekonomik kriz üzerindeki etkilerini konu alan bir konferans verirmişçesine bir ciddiyette: "ben aslında 3-4 kişiyim" dendikleri klinik deneylerce kanıtlanmıştır.
death metalin en sağlam gruplarından olan isveçli opeth grubunun şarkılarında görülen bir yavaş bir hızlı olma durumundan dolayı gözler önüne serilmesi muhtemel ve hatta belki de sırf bu hızlanıp yavaşlamalardan kaynaklanan kişinin ruh halindeki dengesizleşme olayının notalara dökülen enfes bir sanat ile harmanlanıp önümüze sunulması hareketinden yola çıkarak iddia edilen bir genellemedir.
dur yolcu! yargılamadan önce bir oku ve anla sebebini. böyle dingin böyle kadife bir sese sahip adam mikael akerfeldt o enfes sözleri brutal vokal tekniği ile söylüyorsa vardır bir bildiği kesinlikle. şimdi birkaç örnek vererek savımızı destekleyici argümanlar ve deliller sunalım.
-at the waters i dwell the waves are still whispering ancient lullabies...*
-moving, i am moving closer to your side. luring, you are luring me into the night. crying, who is crying for you here.*
-walk with me, you´ll never leave. wait to see your spirit free.*
-there is rain falling only on me. there is dream i am living.*
-in the name of desperation i call your name.*
şimdi sözlerden birkaç örnek var yukarıda ve bu sözler ne kadar da naif ne kadar da hoş sözler değil mi? işte bu güzel sözler şarkıda brutal olarak söyleniyorsa ben kıllanırım arkadaş. hele ki bleak şarkısından örneklenen cümlenin o hayvani sese rağmen insanı ağlatacak kadar kötü bir hale getirmesinden ne biçim bir duygu yaklaşımı taşıdığını sorgularım.
kısacası sayın yazarlar. bu muhteşem grup hepimizi ruh hastası olmaya yönlendiriyor. kurtarın kendinizi ve serdar ortaç dinleyerek beyninizi dinlendirin.
bir sonraki genellemede sevişmek üzere. pardon, görüşmek üzere.