ben böyle insanları çok seviyorum.
şimdi bu abimiz yönetmen aynı zamanda ufaktan oyuncu ha birazda senarist.
aynı zamanda (bkz: resulullahla benim aramdaki farklar) bu şiiri yazacak kadar dini hassasiyetleri olan birisi.
üstüne çok çağdaş modern ve özgürlükçü fikirleri var.
normalde böyle birisinin iktidar yalakası veya işte onlara yakınlık duyan birisi olmasını beklersiniz.
ama yok işte. bu abimiz aynı zamanda tam bir muhalefet.
emek sinemasıyla ilgili gösteride biber gazı ve tazyikli su yiyecek kadar hemde. http://25.media.tumblr.co...fxhrh5f1qdpwd3o1_1280.jpg
onur abi bu yazıyı okursan, seni çok içten çok yürekten seviyorum valla bak.
insanın hayatını sorgulamasına sebep olan kişilik. adamın şair kimliği var, yönetmenliği zaten malumumuz, dün akşamdan sonra leyla the band ile gördük ki adam hepsinin yanında birde baterist.
sen aydınlatırsın geceyi sinemaya girmeyecekmiş. kendisi bir röportajda söylemiş. yaptığı işe çok saygı duyuyor, bu kararına da hak veriyorum ancak sinirlenmedim de değil. Ama kime? öncelikle film, istanbul film festivali'ne gelmesine rağmen ilk gün bile bilet bulamamamızı sağlayan lale kart uygulamasını başlatan, şu güzelim festivalleri de parası olanlara özel kılan herkese. daha sonra, sinemanın s'sinden anlamayan işleri güçleri para olan cinemaximum ve benzeri büyük sinema salonlarının alayına.
ben daha ne diyeyim ki. inşallah üniversite sinema festivalleri falan akıllılık eder de şu filmi getirirler. yeterince bekledik zira.
bu arada kaynak götüm falan değil. burada: http://celladimibeklerken...arihli-onur-unlu-roportaj
Leyla ile mecnun'dan önce çektiği filmler 5000 (beş bin) hasılat yapan, kendine has bir üslubu olan yaratıcı yazar, yönetmen, yapımcı. Yolu açık olsun, yardıra yardıra gitsin, yorulmadan üretsin.
(bkz: beş Şehir)
(bkz: güneşin oğlu)
(bkz: polis)
Ayrıca bazı oyunculara takıntısı var. Unuttum ama adlarını.
türkiye'nin en iyi filmlerinden bir kaçı olduğunu düşündüğüm güneşin oğlu filminin yazarı ve yönetmenidir kendisi. o nasıl bir senaryodur üstad? ayrıca deli yürek, istanbul şahidimdir gibi dizilerin seneristliğini yapmıştır. şu sıralar leyla ile mecnun yönetmendir.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor damarlarımda
hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
bir çocuğum şimdi pişman olmak için
birbiriyle bağlantılı yüzbinlerce yılım var.
seni sevmem
bu savaşı
kesintiye uğratmaz
ama ordan bakma!
bu, wertherin
leş kanını
gül kılar.
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.
gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
bu çağın açısını dik tutacaklar.
bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
ufka bir bakın ordum akıp gidecek
elimde çözülecek makina ve cinayet
marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.
inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben
-ve emir kun diyor; doğuruluyorum-
bu ülkeden daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
ik dildar tohum ekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur.ellerin
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.
ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!
ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
üç içbükey komodin silah çeker vurulur
sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
beynime düşer infilak eder
ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
olma. yokluğun bulunmaman bedenime larcivert lavlar akıtır.
nasıl çekip gitmiş bir şaman
çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
benim gibi sonsuz bir at
hiç koşmuyorken de attır.
biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
mıknatıssız bir pusula olarak.
an itibariyle şubat dizisinin oyuncuları ile beraber bloomberg ht'de yerli dizi programına konuktur kendisi.
program sırasında sunucu ; "şimdi şu 'onur ünlü' kafası denilen şeyi sormak istiyorum oyunculara, sık bahsedilen birşey bu" diyerek onur ünlü' yü övme faslı başlatmak üzereyken, onur ünlü rahatsız oldu ve "onu şimdi konuşmasak, ben yokken konuşun lütfen" diyerek çok büyük ve samimi bir tevazu örneği gösterdi. orada onları bırakıp, egosunu cilalatıp üzerine de bir iki samimiyetsiz "estağfurullah" çekmektense farkını koydu.
medya dünyasıyla ilgili tespitlerini kelimesi kelimesine doğru bulduğum, sevdiğim yazar, yönetmen, senarist.
ayrıca leyla ile mecnunun genel yönetmenliğini yapıyor şimdilerde.
ömür lütfi mete için "masallardaki iyi kahramanlar gibiydi..." diyebilecek , onun hakkında belgesel çekimine davet edilecek kadar yakın olduklarına şaşırdığım yönetmen.