alper gencer in sunduğu afrika dahil programına katılmış ve varoluş üzerine ilginç tespitlerde bulunmuş insan. çok severek izledik. izlemek isteyenler için ahanda linki:
-mutasavvıflar ile nihilistler arasında dünyaya değer vermeme ve ciddiye almama anlamında ortak bir nokta buldum.
-ben allah a inanıyorum ve allah la devletin aynı tarafta değil karşı tarafta olduğunu düşünüyorum. allah la devlet yan yana bulunamaz çünkü allah sivildir.
"polis" de de "güneşin oğlu'nda da aynı kişilerle(özgü nama- haluk bilginer) aynı repliği (seviyorum de- yalan söylüyosun) kullanma cesaretini göstermiş, deli yürek dizisindeki sarhoş karakteriyle aklımızda yer etmiş bireydir.
ayrıca ah muhsin ünlü müstear ismiyle gidiyorum bu adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır. şiiri ile ilgili soru soran gazetecilere o benim özelim, cevap veremem dediği vakidir.
sadece müslüman olduğu için her on kişiden altısının kesinlikle bok attığı adam. entelektüelitesinin ve kafasının gerçekten başka bir dozda olduğuna inanıyorum. eleştirilerin haklı tarafları da var elbet, fakat eleştirirken sonuçta bir insanı eleştirdiğini unutmamalı insanlar. çektiği filmlerde kullandığı dil kesinlikle farklı bir şekilde düşündüğünü gösteriyor bu adamın. gözleri farklı bir yerde odaklı sürekli. polis filminde o kadar acı olaydan sonra pikniğe giden ailenin i will survive ile senkronize dans etmesi bile saçmalığın, absürdlüğün doruğunda fakat farklı işte. bu kadar klişe arasında türkiye'de onur ünlü gibi bir adamın yaşaması mutlu edici.
bir sırrı vaktinden önce saklayıvermişim
cümle coğrafya ve dahi dağları sıkıntı basmış.
ben artık sürekli hançerlenirim
i̇ki tiren öpüştü mü kondüktör yanar?
ah sen bana bakma tiyatrolarımı taşra tertibler
benim anlattıklarımla biraz heterodoks kaçabilir sevgilim
yani hükmetsene aksine ki, bir bin yıl sırtımızda
paklanmayacak
ve allahın i̇sa isminde bir sevgilisi yok!
evet bugünlerde biraz siyaset ehli çocuklar olduk
mesela bundan böyle senin adın petrus olsun sevgilim
ki bir ağaca teşekkür etmek için davranıyorum da bazen
oluk oluk pantalonlar devriliyor kanatlarıma
ve şimdi ben sevgilim
sana beyaz renginde çoraplar temizliyorum
ağlayarak.
ve lal ve gül ve döl, ve damarlarımda akan toprak
ve sonra eczama saplanan o tersinden lunapark
o kült, o hırkalar
ah nasıl da lezetli asalar birikiyor kirpiklerimde
ve koopeatifler boyu gül koklayan beynelmilel varakalar!
afilifilintilar.com aracılığıyla ile internette herhangi bir hesabının olmadığı açıklamış yazardır.
fakat sabah akşam yayımladığı ilgisiz alakasız sözleri onur ünlü'ye mal etmeye çalışan bir facebook sayfası var. ergenlerin kontrolünde anladığım kadarıyla.
çoklukla uğraşmak zorunda olan adam. yani demek istediğim o ki bu adam bir şey yapmak istediği zaman yapıyor. benim gördüğüm bu. abi hadi bir film yap, hadi bir şiir yaz veya yazı yaz deyince yapmıyor, sonra adam hakkın da başlıyor caz cuz etmeler cızırdamalar. bu adam filimden, aşktan sevgiliden de konuşmak istemiyor aslında bu adam anadolu da bir köy kahvesin de kendisini tanımayan dedelerle muhabbet etmek istiyor, onların derdiyle dertlenip onların anlatıklarına gülmek istiyor. sonra bir başka köye gitmek istiyor.
ah muhsin -onur- ünlü'yü yazdıkları ve yaptıklarıyla tanırım. muhabbet etmişliğim yok ama bu abinin bana hissettirdikleri bu.
Bir acayip adam.Ciddi bir kişilik problemi yaşadığını düşünüyorum.Yaptığı işlerde bu ikinci kişilik durumu rahatlıkla görülebiliyor.Tamam yönetmen halini seviyoruz ama uzun zaman oldu Muhsin Bey'den bir şeyler okumayalı...
çok ama çok sevdiğim yazar, şair ve yönetmen. onunla sohbet etmeyi o kadar istiyorumki be sözlük anlatamam sana. şiirleri ve filmleri üzerine konuşmayı ve tanımayı herşeyden çok istiyorum sözük. daha çok yazsın daha çok yönetsin. farklı bir adam bu adam. bizim bu adama cidden çok ihtiyacımız var.
şu sıralar trtdeki leyla ile mecnun adlı diziyi yöneten adamdır.
kanımca yeni türk sinemasının fark yaratan ve kendine göre bir tarz yaratan ender sinemacılarından biri.
kaleminin güçlü olduğunu söyleyebilirim en azından.
ah muhsin yıkorlar beyoğlunu...gidiyorum bu şiir kitabını okuyunca insanın kendine gelmesi hakikaten çok zor. her şair hakikati arar bazıları farkına varır bazıları varmazmış bu abi deli bi abi...
sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.
senegalliler dahil değil
sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin
yoksa seni rahatsız mı ettim?
sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak
freud diye bir şey yoktur.
sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
beş şehir filminde kediye anlam veremezdim. geçenlerde anladım ki gece beyoğlu'nda kediler insan olup, dert dinliyor.
ah muhsin ünlü adama cidden "ah" dedirtiyorsun.
sinema için yaratılmıştır bu adam. tüm filmleri izlenesidir. bazen öyle sahneler olur ki; hasss... dedirtir.
-- polis filmi spoiler--
polis filmindeki intihar sahnesi o kadar ani olmuştu ki, salondaki pek çok kişiyi gülmekten yerlere yatırmıştı. halbu ki gülünür mü o sahnede,ilahi onur ünlü. daha sonrasında anadolu üniversitesinde yapılan bir söyleşi sırasında birisi söz alıp, o sahnede güldüğünü söylemiş ve onur ünlü de "evet o sahnede gülenler olmuş, nasıl oldu biz de anlamadık" gibisinden bir cevap vermişti.
--spoiler--