kitabını elimdem bıraktığımda bitirmiş olduğumu fark ettim mükemmel bir kitaptır ve filmi de güzeldir derin aşk varsa da en güzeli yaşlanmanın nasıl olduğunu göstermesidir güzel evrelerde akıcı bir dille ingiltereyi güzel yansıtan bir kitaptır herkese tavsiye edilir.
--spoiler--
Aşk bazen sandığınızdan daha yakındadır…
Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuz'dur ve DEXTER ile EMMA henüz tanışmıştır. Ama birlikte geçirdikleri tek bir gün, sürekli birbirlerini düşünmelerine yetmiştir.
--spoiler--
david Nicholls'ın mükemmel bir ingiltere anlatımıyla meydana getirdiği efsane kitaptır.
çok fazla okuyan birisi olarak bu hayatımda okuduğum en iyi kitaptı. bitireli bir süre oldu ama ne zaman etkisinden tam olarak kurtulurum bilmiyorum. yorumları başta abartılı bulmustum, az bile övmüşler. david nicholls büyük bir yazar, usta bir kalem. *
filminin de kaliteli olduğu hakkında söylentiler var, birazdan izleyip göreceğiz. ama şimdiden oyuncu kadrosunun gayet kaliteli olduğunu söyleyebilirim.
Kitabıyla karşılaştırdığımızda film çok daha yalın ve basit kalmış kesinlikle ama film yine de daha yoğun olmuş sanki tek sorun geçişlerin çok hızlı ve anlamsızca yapılmış olması.onun dışında bilindik ve mutsuz son olması amacıyla yapılmış olan kaza hariç kendi alanıdakilerle karşılaştırınca ciddi derecede farklı olan bir eser çıkıyor karşımıza . anne hathaway zaten vazgeçilmez oyuncu.
tam anlamıyla bir aşk filmi olmadığından iki farklı kişinin hayattaki mücadeleleriyle daha çok ilgilendiği için de alışılmış bir film havası taşımıyor.
ilk defa, kitabından iyi olan film.
Kitaptaki gereksiz uzatmalardan temizlendiğinde ortaya gayet hoş bir film çıkmış, iyi de olmuş. Zira sırf çekilsin diye yazıldığı bu kafar belli bir kitap kendini sadece bu kalitede bir filmle aklayabilirdi.
kitabı da olan ancak filminin çıkmasıyla birlikte okunmasına gerek kalmayan iyi oyunculuk ve öykünün birleştiği son zamanlarda izlenebilecek müthiş filmlerden biri.
--spoiler--
kesinlikle bir aşk filmi değildir.
aşk filmidir izleyelim düşüncesiyle gidip izlemeyin pişman olursunuz.
filmde aşk da var. ama asıl anlatılmak istenen bir adamın başarısızlık öyküsü.
filme o açıdan bakınca daha etkili olduğunu göreceksiniz.
aşk filmi olarak bakarsanız sonu saçma sapan biten bir film olarak kalacaktır aklınızda.
ayrıca söylemeden olmaz: filmde birçok klişeye yer verilmiş.
--spoiler--
david nicholls a ait uluslarası alanda yer edinmiş kıtaptır.geçtiğimiz hafta vizyonda yerini almıştır.kitabın güzelliği vizyona yansımış mı göreceğiz...
sister don't mind that i'm not on time
she knows that i'm through with that
sick of trying, don't let mine
mama's still loving and daddy still loves
they know that i'm here like that
i'm like mine: true and kind
call me aside and i will now be
and i will be fine with that
don't leave me now, you might love me back
distance is fine, i know you can't care
and nothing is big like that
you don't see me now, i don't see you back
one day i'll be fine with that
you don't leave me now
do you love me back?
just to remind you i'm a mistake
how come you don't want to know?
you don't wanna see, you don't wanna show
kicking myself, i know that you're tough
yeah we can pretend we're that
gotta see how, you gotta leave that
one day i'll be fine with that
you don't leave me now
do you love me back?
snow is outside but i'm by your fire
i feel all the love you'll bring
you gotta see how we can see this out
summer in mind and spring by your side
you'll see all the love we'll keep
gotta see that we couldn't be there
one day i'll be fine with that
you don't leave me now
do you love me back?
--spoiler--
kitabın ortalarında şöyle bir paragraf geçiyor, çoğu şeyi özetler nitelikte:
filozofik bir biçimde yıl içinde önemli günleri not etti; kendi doğumgününü ve bir şekilde kendisinin de bir parçası olduğu diğer tüm günleri. bir akşam üzeri aynada güzelliğini seyrederken birdenbire fark etti ki, diğerlerinden daha büyük bir öneme sahip bir tarih daha vardı; sahip olduğu tüm cazibenin yok olacağı, kendi ölümünün tarihi; yılın diğer günleri arasında tembelce ve görünmeden yatan. o, her yıl üzerinden geçtiği halde hiçbir işaret ya da ses vermeyen, ama kesinlikle orada olan bir gün. ne zamandı?
--spoiler--
hayata geç kalmanın ve yılları boşa harcamanın ne demek olduğunu çok iyi anlatan roman. kendilerine dahi itiraf edemeseler de hayatın anlamını birbirlerinde bulan ama aynı zamanda da yıllarca birbirlerinden (belki de kendilerinden) kaçan iki insanın hikayesi. mutlu sonla bitiyor derken şaşırtıyor ve bir damla yaş düşüyor gözlerinizden, ama anlayamıyorsunuz neye ağladığınızı; dexter'a mı, emma'ya mı, yoksa kendi kaybolan yıllarınıza mı?