omrum kaniyor

entry3 galeri0
    ?.
  1. ali kınık`ın bir şiirinde geçen mısradır.

    ömrüm kanıyor ömrüm
    bildiğin gibi değil

    deyiverir birden. sonra değişir herşey. duymazsınız gerisini şiirin, oda daralır, ev daralır, şehir daralır. pencereyi açarsınız, akrep gece yarısını geçeli neredeyse üç saat olmuştur, ıssız sokaklara bakar, cigaradan derin derin nefesler alırsınız. sonra başka bir şiir düşer aklınıza.

    ben yurdumun en sert tütününden bir sigara yakıyorum
    dumanı ciğerlerime değil, iliklerime çekiyorum *

    neden böyle olduğunu düşünürsünüz, ömrü neden kanar ki bir insanın. hem nasıl kanar? nefes alıp vermek midir ömrün kanaması, her damlada sona yaklaşılır, her nefeste sayılı ömürden tüketilir. sıkışıp kalmışlığın arasında gahi samanyolu geçer akıldan, gahi ertesi gün gidilecek iş... yine bir şiir düşer aklınıza;

    meşakkatin adını murat koymuşlar
    ne murat gördüm ne alan gördüm *

    deyiverir ozan. böyle olmasaydı dersiniz, imkansız bir keşkenin anlamsızlığını bile bile... böyle olmasaydı keşke gurbet, böyle olmasaydı keşke hayat. hiç farketmediğiniz keşkeleri keşfedersiniz, dilinizde bir hayret!

    bir ömrün ortalarında durup geçmişin anlamsızlığını, geleceğin ümitsizliğini ve bugünün ağırlığını kucaklarsa insan; göğüs kafesine hapsolmuş bir yüreğin iniltisini alttan alta sessizce duyarsa günlerce, kanar işte bir ömür. ne var ki bunda?

    yine de acıtır işte insanın canını, nitekim

    ömrüm kanıyor ömrüm
    bildiğin gibi değil...
    1 ...
  2. ?.
  3. başlığa ilham veren şiirin tamamı aşağıdaki gibidir :

    "eskiden bir adım vardı
    ümidim feryadım vardı
    şimdi ben o ben değilim

    yolumu bilmiyorum
    ölmüyor gülmüyorum
    bu hayat yordu beni
    bildiğin gibi değil

    dallarım devriliyor
    gençliğim savruluyor
    bir ayaz vurdu beni
    bildiğin gibi değil

    güllerim devriliyor
    gençliğim savruluyor
    bir ayaz vurdu beni
    bildiğin gibi değil

    eskiden mevsim seçerdim
    solardım çiçek açardım
    şimdi ben o ben değilim

    bir nefes bir ahım var
    bilmem ne günahım var
    vedalar sardı beni
    bildiğin gibi değil

    dallarım devriliyor
    gençliğim savruluyor
    bir ayaz vurdu beni
    bildiğin gibi değil

    güllerim devriliyor
    gençliğim savruluyor
    vedalar yordu beni
    bildiğin gibi değil

    'şehrin en karanlık yerinde duruyorum, haydi durma
    hiç ümidim kalmadı, tutunacak bir dalım
    başımı yere eğme benim, mazlum yerine koyma
    allı pullu düşlerim vardı oysa
    bir hayat böyle tersine dönmez, bir yiğit böyle harcanmaz
    dağlara taşlara bağırasım geliyor
    içim yanıyor içim
    bildiğin gibi değil...

    bu bir hikayenin bitişi midir?
    bu kanlı bir veda mıdır?
    bu son savaşçının yediği kurşun,
    bu son kalenin de düşüşü müdür?
    dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı,
    bu, şarkıların susuşu mudur?
    ömrüm kanıyor ömrüm
    bildiğin gibi değil...

    ben bu hayata asiydim,
    böyle değildim
    bir yıldız kaydı ömrümden, ben dilemedim
    işte, herşeye sırtımı dönüp koşuyorum
    sarı güller kahrolsun,
    ıslak gözler, beyaz mendil kahrolsun
    kahrolsun bu kaldırım, bu nezaket, mutluluk dilekleri
    canım yanıyor canım,
    bildiğin gibi değil...' "
    1 ...
  4. ?.
  5. ol mahiler ki derya içindedirler, deryayi bilmezler. dogdun ve yasiyorsundur, gerisini
    takmayacaksin arkadas, düsünmeyeceksin, düsündükce bu işin boku cikiyor. kah bad-i saba rüzgarindan baska kapini acan olmaz, bazende kapini kapatmak için göt atarsin. bakacaksin bir şeylere salak salak ve gebereceksin. neler ceker bu gönül, derdim sikayet olur.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük