şu vize final döneminde tüm hücrelerimce benimsediğim yegane kelime. bölümden memnun olmamak tüm hayata yansır ve o boktan hayatı geçireceğini düşündükçe çıldırırsın.
"üniversite mezunu" sıfatı edinmekten başka bir şey değildir.
üniversiteler bilim fabrikası olmaktan öte bir şekilde mezun fabrikası oluyor.
elbette herkes üniversite okusun. isteyen tüm gençlik üniversite okusun.
ancak üniversite onların hakkında bilgi sahibi olmadığı bir bölümden ve diplomadan ibaret olmasın. üniversite bir kültür, bir bağlantı, bir saygınlık mekanı olmalı.
geleceğin meslekleri ve ülke ihtiyaçlarına göre kontenjanlar ayarlansın. arz talep dengesi oluşturulmalı.
bilim üreten üniversitelerle meslek öğretimi yapan üniversite ayrımı olmalı.
aslında en önemlisi; gençlik yıllarında kendini geliştirmiş, kültürlü ve geleceğe yön vermeyi hedefleyen bir kurum olmalı. içerlendim biraz. pöf.
içinde bulunduğum durumdur okulu bitirmek üzereyim yarısı bitti ama hala sevemedim. ama daha fazla okumaya sabrım yok; bölüm değiştirmeye de cesaretim artık.
erken bir zamanda fark edilmişse, örneğin ilk iki yıl içerisinde, bölümü bırakmak en sağlıklısıdır.
kendimden biliyorum. ilk vize sonuçlarından sonra karar verdim ve puanımın düşeceğini göze alarak sınava girdim. mutluyum.
o mesleği bir ömür yapacaksınız gençler. yazık etmeyin.
tıpkı sevmediğin biriyle sevişmek gibidir... terlersin ama boşunadır. sabahlarsın ikisinde de. ama bilirsin ki huzurlu değildir için... okula giderken ayakların geri geri gider.
başkaları için yaşayan insanlardır, okulu bittikten sonra askere gidecek ve askerden geldikten bir süre sonra aşık olmadan evlenmek başlığını ziyaret edecek kişidir.