Kara düşündüren uyutmayan her dakika aklımda olan hadise. Birazdan bavulumu toplayıp gidiyorum sikmişim finalini vizesini sevmiyorum amına soktuğumunun bölümünu işte olmuyor ne kadaruğraşsamda sevemedim bana göre değil aklımı sikeyim nasıl söyleyeceğim babama ? Ne yapacağım.
Edit: yine gidemedim ya la.
Günler sonra edit2: sınava hazırlanıyorum.
uyutmayan eylem. aslen mantıklıdır ama hayat deli işi olduğu için körler ülkesinde sağlam olan deli olmuştur. o yüzden herkes size pek garip bakacaktır.
3. defa yapmayı ve 2. üniversitesine dönmeyi planlayan bir insan olarak tek tavsiyem :
yeni bir okul için bırakmayın hepsi aynı bokun laciverdi işte.
ha bana gelince aslında lisede eğitimi bırakmam gerekiyodu da çok geç anladım onun bedelini ödüyorum.
kısmetse yarın yapacağım eylemdir. biraz özel nedenler biraz psikolojik sebeplerden dolayı yapmayı düşündürmüştür bana. ailemle ağır kavgalar içindeyiz. o şehri, o üniversiteyi, o bölümü, o insanları, o evi sevmiyorum arkadaşım. bu hayat çok kısa. yarın ne olacağımız belli değil. 3,5 yıl bu mutsuzlukla geçmez. bir daha sınava girecem ulan şehrimdeki üniversite için. hem mutsuzum sevmiyorum hem binler akıyor o okula ve şehire. hadi devlette okusam bir şekilde katlan "bedavaya okuyoruz yav" dersin geçirirsin. hem kötü eğitim hem bilmem kaç bin ödensin. ben daha fazla katlanamam sözlük. girerim devlete kafamı rahatlatırım. aileme göre şuan psikolojim bozuk olduğu için böyle düşünüyorum ama allaha çok şükür daha o aşamaya gelmedim. bakalım sanki akıllarında bir plan varmış gibi geliyor ama göreceğiz.
4 senedir hayalini kurduğum şey. bir insanın hayatından 4 sene boku bokuna gider mi? benim gitti.
üniversitem bildiğin yüksek lise ayarında, hocalar lise hocası gibi, öğrenciler umursamaz, yurt ciddi anlamda embesil ve şakirt kaynıyor.
4 senedir 2. sınıftayım. üniversitedeki ilk 2 senem fena değildi aslında, yavaş yavaş alışmaya başlamıştım. fakat üçüncü seneden sonra böğrüme bir öküz oturdu sanki. o öküzün adı "aitlik hissi" işte. onu oradan kaldıramadım, kaldırmaya çalıştıkça daha da kök saldı. kendimi o okula, o yurda ait hissedemedim bir türlü. öte yandan da kendimi aileme karşı borçlu hissediyordum, çünkü zor şartlar altında beni okutmaya çalışıyorlardı ve biricik oğullarının okulu 4 senede bitiremeyeceğini (çoğu dersi son derece sıkıcı bulduğum için gitmeyip devamsızlıktan kalmıştım, gittiğim dersler de sıkıcı olduğu için en arkaya geçip kitap okurdum. o yüzden vize ve finaller de göte girdi) ilk defa öğrendikleri zaman 1 hafta benimle konuşmadılar.
daha sonra işler daha da kötüleşti. aileme son derece mutsuz olduğumu, şansımı tekrar denemek istediğimi, ikinci üniversitemde bambaşka biri olacağımı söylememe rağmen beni anlayamadılar. annem o şokla kalp krizi geçirdi (neyse ki ucuz atlattı), babam telefonun başında rage'e bağlayıp bela üstüne bela okumaya başladı. araya başka akrabalar girdi. "sage hide okulunu bitirsin, özellikle buraya (istanbul) sakın gelmesin" dediler. bütün bunlar niçin oldu peki? biricik oğulları okulu 4 senede bitirip diplomayı onlara veremeyecek diye. sanki sürünün bir parçası olmak zorundayım anasını satayım. sürüden ayrılacağım işte. kurt kaparsa kapsın.
artık onlar mutlu olacak diye kendi kendimi mutsuz etmekten bıktım usandım. geçen sene bütün bu yaşananlara rağmen sınava (ygs) girdim ama hem moralim bozuk olduğu için, hem de doğru dürüst çalışamadığım için barajı bile geçemedim. şimdi üniversitede 4. senemdeyim. 2015'te tekrar başvuracağım ve tekrar sınava gireceğim. fakat bu sefer aileme tercih yapmayacağım konusunda yalan söylemek zorundayım. her ne kadar aileme yalan söylemek hiç hoşuma gitmese de baskıcı tutumları yüzünden beni çoğu zaman mecbur bırakıyorlar. sonra da yalanım ortaya çıkınca hain evlat oluyorum.
şu sıralar kendimi avutma aşamasındayım. 25-30 yaş aralığında ilk defa üniversiteye gidenler de var, hiç gidemeyenler de var. ailemin bu kadar tatava yapma sebebi ise sadece para. başka hiçbir şey değil. artık onlara ihtiyacımın olmadığını kanıtlama zamanı geldi. sırf para gönderiyorlar diye hayatıma müdahale etmeye hakları yok. "harçlık gönderiyorsak bizim sözümüz geçer" düşüncesinden tiksiniyorum.
katılmadığım bir yaklaşım ne demek para gönderiyorlar diye hayatıma karışamazlar. para göndermesede karışabilir kimin daşağından düştün sen severde sikerde.
mucadeleci olmamaktir. aslinda okul daha sonraki hayatinizda karsilasacaginiz buyuk problemlerin fragmanidir.
onlarin ustesinden gelirseniz her seyin ustesinden gelirsiniz. kimsecikler yuzunden kendinize kiymayin. calisin ve direnin.
çok önemli ailevi veya sağlık durumları olmaması dışında tasvip etmediğim olaydır. Bu şekilde radikal kararlar alamam hiçbir zaman. Böyle bir duruma karar verenlere de hep şaşırmışımdır. Özellikle evlendiği için okulunu bırakanlar. Bunlara söyleyecek hiçbir sözüm yok zaten.
yapılmaması gereken harekettir. çünkü herhangi bir bölümden lisans diploması sizi yurtdışında en azından sıfırdan başlamaktan kurtarır. yoksa zaten türkiye'de üniversite başlı başına zaman kaybı.
daha önce 2 kere yaptığım eylem. pişman mıyım ? evet pişmanım. keşke bırakmasaydım. bırakmasam şimdi mezun olmuştum ve bu bütün pislikten bağımı kesip defolup gitmiştim.
okulu bırakmanız demek yaşatacağınız bir ızdırabın süresini uzatmanız demektir. bunu yaparsanız hiç bir kazanım sağlaamazsınız çünkü siz okulu okula ayıracak zamanınız olmadığı için bırakan biri değilsiniz bölümü ya da okulu beğenmediğnizi için bırakıyorsunuzdur muhtemelen.