cinsiyet ayırt etmeksizin kendisini izleten dizi. bunda en önemli etken tabii ki karakter çatışmalarının çok iyi işleniyor olması. yoksa millet 20 bölümde sıkılıp izlemeyi bırakırdı. 120. bölüme doğru gidiyor...
kişiler öyle kurgulanmış ki, dizideki her karakterle kendi başına bir dizi çekebilirsiniz.
Yani bu dizidekilerin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Sultan'la Efsun bir tek mezara girip çıkmadı galiba.
iyice yoldan çıkan, saçmalık kelimesinin ötesine geçen bir dizi. 6 yaşındaki çocuk anne babasının iyiliğini düşünüp onlarla gitmeyi mi reddediyor napıyor? Anlayan varsa beri gelsin.
Efsun ve kızı, teknede Romanya'ya kaçarken Efsun kızına "kaptan köşkünü görmek ister misin" diye soruyor kız da "ben küçüklüğümden beri gemi kullanmak istiyordum zaten" diye yanıtlıyor, Efsun neden diye sorduğunda "o pervanenin köpürtmesi, dalgaların fışş demesi, anlayamazsınız" diye yanıtlıyor yani alttaki çocukla bir daha dalga geçiyorlar.
Fatih portakal dan sonra fragmanına denk geldiğimde kafamı duvarlara vurmama sebep olan dizi.. 20 saniyelik fragmanda ağlayış, bağırış çağırış, höykürüşten başka bi şey yok. Fragmanını izlemek bile psikolojimi bozuyor benim 2 saat nasıl izliyorlar bunu..
Ilk iki sezon ne kadar da güzeldi dizi. Bana göre diziyi götüren efsun,nuran,sakine ve hülya karakteriydi. Ne zaman nuran öldü, ne zaman sakine gitti dizinin tadı kaçmaya başladı. Üçüncü sezon gerçekler ortaya çıkınca sevinmiştim ama senaryo giderek sacmalamaya basladi. Dördüncü sezonun ortasında bıraktım. savaşçı dizisine yer açmak için gününü değiştirdiler. Salı günü güçlü rakipleri vardı dizinin. Reytinglerde fena çakılmış en son da final yaptı.