nusret hızır

entry2 galeri0
    1.
  1. ilkin kişisel bir noktaya dokunmama izin veriniz. Benim, "modern mantık" adı
    altında tanınan sembolik mantığın aleyhinde bulunmam, tabiî söz konusu değildir.
    Bunu yaparsam kendi kendimle çelişkiye düşmüş olurum. Benim burada yapmak
    istediğim, sembolik mantığın liselerde okutulması ile beliren bazı sorunları size
    hatırlatmak ve böylece onlar üzerinde bir tartışma açılmasına yardım etmektir.
    ilkin şu noktayı ele alalım: Deniyor ki, toplumun hızlı gelişmesine ayak
    uyduracak gençliğin yetişebilmesi için lise programlarında yapılmakta ya da
    yapılacak olan değişiklikler arasında, deneme olarak, şimdi modem mantık da okutulmaktadır.
    Bu dersin müfredat programındaki öbür derslerle bir bütünleşme halinde
    olmasına da çaba gösterilmektedir. Şimdi bu konu, yani Modern Mantık dersinin,
    müfredat programındaki bütün öteki derslerle bir bütünleşme haline girmesi öyle
    büyük bir konudur ki, burada onun tartışmasını bir yana bırakalım. Biz daha küçük
    bir bütünleşmeden söz açalım. O da nedir?
    Modern mantığın, felsefenin, yani felsefe eğitiminin bir parçası olarak
    sunulmakta olduğunu görüyoruz. Bu Mantık dersini felsefe öğretmenleri veriyorlar;
    üstelik de bu mantığın felsefenin bir tür hazırlığı (propaideutik) olduğu öne sürülüyor.
    Şimdi bir soru beliriyor: Gerçekten bu modern mantık, dendiği gibi, okunmakta olan
    ve gölgeli noktalarına benden önce işaret edilmiş bulunan felsefe öğretimine bir
    hazırlık olabiliyor mu? Bir yanda modern mantık -birçoklarının adlandırdığı gibi:
    Matematik mantık- öbür yandan da kökeni ta III. Napolyon'da, Victor Dury'de
    bulunan bir program üzerine kurulmuş bir felsefe öğretimi. Gayet tabiidir ki bunlar
    arasında bir bütünleşme söz konusu değildir. O halde bu mantık havada mı
    durmaktadır? Yoksa, ilerde belki kurulacak olan bir felsefe programının şimdiden
    hazırlanmakta olan bu propaideutik midir?
    Şimdi, ifadelerden şu anlaşılıyor ki, bu mantık -zaten birçokları tarafından da
    öyle kabul edildiği gibi- aslında be lirli bir felsefe görüşünün mantığıdır. O felsefe
    görüşü de bundan aşağı yukarı 40 yıl önce gelişmiş olan, fakat bugün mantık tarihe
    karışmış olan Viyana Çevresi yahut da bugün hâlâ yaşamakta olan analitik felsefedir.
    O halde, yapılmak istenen, bu felsefeye bir hazırlık mıdır? Yani liselerde, böyle bir
    felsefenin kurulması için hazırlık olarak mı bu mantık getirilmiştir? Yoksa bu
    düşünülmemiş midir? Bu, açık bir soru olarak böyle kalmaktadır. Aslına bakılacak
    olursa, durum şöyle: Madem ki bu mantık ile okutulmakta olan felsefe arasında hu
    bağlantı kurulamıyor, o halde acaba şöyle bir garip durum karşısında mı
    bulunuyoruz? Lise öğrencileri, aynı sınıfta yahut da yakın sınıflarda bir matematik
    öğretmeninden matematik dersi görüyorlar, bir felsefe öğretmeninden de bir başka
    türlü matematik dersi görüyorlar. Acaba böyle bir durumda mıyız?
    ikinci bir sorun, bu mantığı öğretmekle görevli öğretmenlere açılan yaz
    kurslarıdır. Şimdi düşünelim: Kaç üniversitede felsefe okutuluyor? Bizim
    yurdumuzda dört üniversitede felsefe okutuluyor. Bunların hepsinde Modern Mantık
    dersi yok. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Modern Mantık okutuluyor, fakat Orta
    Doğu liselere öğretmen vermiyor, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Modern
    Mantık okutuluyor. Okutuluyor, fakat onun da statüsü belirlenmemiş. Hacettepe
    Üniversitesi'nde, öğretmen olacak Sosyoloji, Psikoloji öğrencilerinin izlediği felsefe
    programında kısaca Modern Mantık okutuluyor. istanbul Üniversitesi Edebiyat
    Fakültesi’ne gelince, orada yok. işte bu noksandan dolayıdır ki herhalde, bu yaz
    kursları veriliyor. Ancak, zaten benden daha iyi bildiğiniz bir noktaya dikkatinizi
    çekmek istiyorum. O da şu: Herhangi bir müfredat programının herhangi bir dersini
    alalım. Fizik diyelim.' Fiziği kime okutturuyorsunuz? Fiziği, fiziği sadece bir yaz
    kursunda görmüş olana mı okutturuyorsunuz; yoksa, okuttuğuna egemen olan,
    okuttuğundan çok daha derin, çok daha fazla bilen, üniversitede fizik okumuş bir
    gence mi okutturuyorsunuz? Demek oluyor ki, bu mantığı görmemiş olan, sadece yaz
    kurslarında bunu görüp bu dersleri veren bir genç, ancak öğrendiğini geri vermekle
    yetinebilecektir ve öğrencinin kafasında bir soru belirdiği zaman, o soruya yanıt
    veremeyecektir. O zaman mantık dersi, bir çeşit "psittacisme" oluyor, yani papağanlık
    oluyor.
    Bir nokta daha, bu bütünleşmeyle ilgili olmak üzere: Acaba bu mantık dersi;
    matematik derslerine destek olabiliyor mu? Yani orada bir bütünleşme elde edilebildi
    mi? Bu da görüşülmeye değer bir noktadır. Çünkü unutmayalım ki, şimdi
    liselerimizde Modern Matematik okutulmaktadır ve Modern Matematiğin temeli de
    Kümeler Teorisidir; Modern Mantık da Kümeler Teorisi göstermektedir. Acaba
    Kümeler Teorisi, Modern Matematik derslerine destek oluyor mu? Yoksa bir
    iğneleme mi (double emploi) söz konusu? Yani birbirinden ayrı, herkes kendi
    melodisini okumak üzere, orada bir kümeler teorisi bir türlü, burada da kümeler
    teorisi bir başka türlü. Acaba durum bu mudur? Bu da üzerinde durulacak bir
    noktadır.
    Son olarak bir noktaya değinmek istiyorum: Bu ders haftada iki saat olarak
    veriliyor. Şimdi Fen bölümünde, iki saat Sosyoloji'ye karşı, iki saat de değil, bir saat
    mantık veriliyor, müfredat programları çok yüklü, onun için bu bir saatten fazla ders
    koymak olanaksız. Fakat bir saatle mantık öğretilemez ki. Haftada bir saatle, 30 küsur
    yıllık tecrübeme dayanarak arzedeyim ki -siz de biliyorsunuz- mantık öğretilemez.- O
    zaman ne oluyor? Birtakım ezbercilikler söz konusu olu yor. ikinci nokta da şudur:
    Bu sefer aksi. Edebiyat kollarındı iki saat Sosyoloji, iki saat Felsefe, iki saat Mantık
    var. Burada da durum şöyle: Felsefeyle Mantık, yüzde elli-yüzde elli olarak karşı
    karşıya gelmektedir. Oysa felsefenin içinde türlü türlü bölümler vardır. Demek oluyor
    ki, Mantık burada, öteki bölümlerin her birinden daha üstün bir durum arzetmektedir.
    Bunun üzerinde de görüşülüp tartışılması gerekir sanıyorum.
    * * *
    Şimdi konudan sayın arkadaşımızın sözlerine dayanarak şunu arzedeyim ki,
    gerçekten bir tek mantık vardır, gayet tabiî. Klasik Mantık, Modern Mantık'tan başka
    bir şey değildir; hatta bu "klasik" denen mantık, bu "modern" denen mantığın bir özel
    halidir. Onun içinde bir alanın mantığıdır Meselâ bu klasik Mantık, sınıf ile küçük
    sınıf arasında bir ilinti olarak, modern mantığıın içinde yer alabilir; bu bir. Fakat bu
    vesileyle bir noktaya daha işaret etmek istiyorum, o da klasik mantığın içindeki
    bütünleşme noksanlarıdır. Bir mantık, bambaşka bir şey bulunduğu için terkedilmez
    çoğu zaman öğrenim bakımından yetersiz olduğu için terk edilebilir. Bakınız bu
    klasik mantığın durumuna: Herhangi bir Klasik Mantık kitabını elinize alınız. Orada
    ne görüyorsunuz? Birinci Bölüm! Burada Aristoteles'in mantığı anlatılmakta; iyi
    yahut kötü... Çoğu zaman kötü. Sonra bir ikinci Bölüm gelmektedir. Bu ikinci
    Bölüm'de işte, Metodoloji denen şey gelmektedir. Yani orada, türlü bilimlerin
    metodları anlatılmaktadır. Dikkat ederseniz, şu acayip durum karşısında bulunuyoruz.
    ikinci Bölüm'ün, Birinci Bölüm'ün bir uygulaması olmasını beklerken, Birinci Bölüm
    ile ikinci Bölüm arasında hiçbir ilinti bulunmadığını görüyoruz, şunu öğretiyorsunuz,
    bunu öğretiyorsunuz; ikinci Bölüm'de bunlardan eser bile yok! işle, başka bir Mantık
    olduğu için değil, bu gibi noksanlardan dolayı, öğrenim bakımından kusurlu
    olduğundan dolayıdır ki, o terkedilir yahut terkedilmez. işte bu meselenin burada konuşulması
    gerekir.
    * * *
    - Mantıkla matematik aynı şey midir, değil midir? Matematiğin Mantıktan başka
    bir şey olmadığına dair bir teori vardır; bir de Mantıkla matematiğin bir
    olamayacağını gösteren teoriler vardır. Fakat ortada bir ortak taraf bulunmaktadır: her
    ikisi de geniş ölçüde sembolizm kullanmaktadırlar, her ikisi de düşünceyi
    otomatikleştirmek, düşünceyi işlem haline sokmak istemektedirler ve bunda her ikisi
    de başarı göstermektedir. Sonra önemli bir nokta daha vardır, o da şudur: bugün
    modern matematik adı altında kurulan matematikte, Fransa'da belirli bir okulun -
    şimdi dağılmış bulunan bir okulun- yaptığı gibi, bütün matematiği mantığın ilkeleri,
    mantıklı bir axiomatique'i üzerine kurmak gibi gayretler vardır, fakat öğretim
    bakımından matematik başkadır, Mantık başkadır bu bir.
    ikincisi, şu mesele: Acaba, işaret buyurulduğu gibi, mantık dersiyle matematik
    dersi birbirini ortadan kaldırıyor mu? Yani birbirinin karşıtı mıdır? Hayır, karşıt
    değiller. Mantık dersinde de örneğin kümeler teorisi okutuluyor, Modern Matematik
    dersinde de, giriş olarak kümeler teorisi okutuluyor. Başka şeyler de var: Örneğin,
    önermeler hesabı da okutuluyor vs. Fakat biri bir türlü okutuyor, diğeri de başka türlü
    okutuyor; aynı şey, başka başka görüş açılarından, başka tekniklerle okutuluyor. işte
    bu, çocuğun zihnini karıştırabilir.
    * * *
    - Teo Bey (Grünberg) demin, mantığın kendi başına değeri olan bir disiplin
    olduğundan söz etti. Ben de ona katılıyorum. Gayet tabiî. Ama ben şu şekilde
    katılıyorum: Mantık bir üst-dil olarak bu değere sahiptir. Yani, her yerde katkısı
    vardır, her yerde üst-dil olarak katkısı vardır diyorum ben. Fakat biz burada Mantık
    meselesini neden dolayı konuşuyoruz? Kendileri, bu mantığı liseye soktuktan sonra,
    onu felsefe ile bağdaştırma istediklerini söylüyorlar ve felsefenin de belirli bir
    tanımını veriyorlar; bu mantıktan dolayı felsefenin belirli bir tanımını veriyorlar.
    Ondan dolayı burada tartışma yapılmıştır. Yoksa, gayet tabiîdir ki, bir üst-dil olarak
    mantık kendi başına değeri olan bir disiplindir.
    * * *
    - Efendim, ben Sayın Onart'ın (Dr. Adnan Onart) sözlerine, sözlerine
    demeyeyim, bir-iki sözüne değineceğim ne yazık ki, gene mantığa temas edildi, ben
    de tavır takınmak zorunda kaldım. Şimdi, diyorlar ki, matematiksel mantık felsefede
    bir metot olarak uygulanmalıdır. Evet, doğrudur. Ama bu neye bağlıdır? Felsefeden
    ne anladığımıza bağlıdır. Peki bir dinamik felsefe, diyalektik felsefe söz konusu
    olduğu zaman matematiksel mantığı uygulayabilir misiniz? Yahut da size izninizle
    başka bir örnek vereyim: Neden dolayı, işe yaramadığı öne sürülen bu klasik denen
    mantık günümüze kadar gelmiştir ve hâlâ da can çekişerek yaşamaya devam
    etmektedir? Çünkü 17. yüzyılın başında Galileo Galilei tarafından yeni bilim
    kurulurken, Galilei pekâlâ görmüştür ki mantık onun düşünüş aygıtı olarak işine
    yaramamaktadır ve adeta bilinçsiz olarak yeni mantığı seçmiştir, yani, matematiği
    seçmiştir. Fonksiyonel bağıntıya ihtiyacı vardı çünkü. Fonksiyonel bağıntılara ihtiyacı
    olduğu için matematiği almıştır. Fakat bunun yanında, klasik mantık yaşamaya devam
    etmiştir; çünkü belirli bir felsefe görüşünün mantığı olarak yaşamıştır. Matematiksel
    Mantık, evet, çok işe yarar, faydalı bir aygıttır. Hangi felsefeye göre? Felsefeden,
    önermelerin, kavramların arıklanmasını, önermelerin, kavramların mantık bakımından
    analizini anlayan bir felsefeye göre bir aygıttır.
    * * *
    - Eğer 'metodoloji' sözcüğüne bir alerji duyuyorsak, o zaman Bilgi Kuramı
    diyelim ve bunu felsefenin içine koyuverelim, bu bir. 'Model'e gelince, bana
    öyle geliyor ki, 'model'le ilgili yapılan yanlış, bir semantik yanlıştır, sözcüğün
    anlamıyla ilgili bir yanlıştır. Çünkü 'Model' dediğimiz zaman, biz günlük
    yaşamda, 'önce' olanı düşünürüz. Halbuki 'model' o değildir. Yani mantıkçı için
    'model', belirli bir teorik bütünün ilk - bir nevi soyut diyebileceğimizuygulamasıdır.
    Model, uygulamadır. Asıl uygulamayı olanaklı kılan bir ara
    durumdur model, örneğin, fizikte birtakım teoriler vardır, o teorilerin
    canlandırılması için, onlar sezgisel bir şekilde kavrayabileceğimiz bir hale
    sokulur. Bunun adı modeldir. Model, başta değildir. Başta bir teori vardır ve o
    teoriyi anlaşılır hale sokmak için 'model' bir ilk uygulamadır. Yani teoriyi
    canlandırabilmemiz için yapılmış olan ilk uygulamadır ve adı 'model'
    olduğundan dolayıdır ki bu yanlış yapılıyor belki.
    NUSRET HIZIR
    0 ...
  2. 2.
  3. 1899-1980 tarihleri arasında yaşamış felsefeci.
    Önemli çalışmalarından bazıları:

    Ant dergisine faşizmin kaynaklarına ilişkin tezler sürdü

    (bkz: erasmus), (bkz: nietzsche) ve birçok düşünürün yapıtlarını türkçeye çevirdi.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde felsefe ve mantık dersleri verdi.

    mantık ve bilgi üzerine kurulu bir felsefe anlayışının yerleşmesinde önemli payı olmuştur.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük