nükleer enerji sanıldığı gibi pahalı ve zahmetli olsa idi, dünyanın en büyük tatlı su kaynaklarına sahip ve geniş coğrafya üzerinde kurulu ülkeleri bu enerjiyi kullanmazlardı.
nükleer enerji daha ucuz ve doğru kullanılırsa çevre dostudur.
nükleer santrallerin yapılış amacı enerjiye ekonomik olarak üretmek değildir. nükleer santraller enerji üretiminde tükenebilir karbon bazlı yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak yada ortaya çıkabilecek karbon bazlı yakıt kıtlığında enerji ihtiyacını karşılamaktır. teorik olarak nükleer yakıt olarak bütün elementler kullanılabilir. ancak pratikte bunu yapmak çok zor olduğundan radyoaktifitesi yüksek (radyoaktif açıdan zenginleştirilmiş de diyebiliriz) kaynaklara ihtiyaç vardır. radyoaktif zenginleştirmeyi yapmak işin asıl püf noktasıdır. enerji hücrelerini, çekirdeleri satmak oldukça karlıdır. bu satış yelpazesinin içinde düşük yoğunluktaki tıpta kullanılan radyoaktif elementler olabileceği gibi santrallerde kullanılan enerji çekirdekleri de olabilir.
yani türkiye de nükleer enerji üretiminin nedeni şimdide başımızı ağırtan doğalgaz, petrol gibi karbon bazlı enerji kaynaklarına olan bağımlılığı azaltmaktır. bunun için türkiyede oldukça fazla yatırım yapılmaktadır. bunlar; hidroelektrik santralleri( son 10 yılda yaklaşık 50 h.e.s yapımına başlanmıştır.) termik santraller, alternatif enerji santralleri (güneş, rüzgar, biyolojik yakıt...)...vb. dir.
dünyada enerji sorunu kısa ve orta vadede bu şekilde çözülebilir. bu kaynak çeşitliliğini sağlamak enerji yeterliliği için zorunludur. ancak doğaya zarar verme olasılığı daha az olan enerji sistemlerine yönelmek gerekmektedir. bu kaynak güneşten başka bir şey değildir. ancak enerjiyi doğal cazibesinin dışına çıkartmak her zaman için sorun yaratacaktır. doğal enerji çevriminin dışında olan her sistemin, güneş, rüzgar, bioyakıt... gibi çok büyük ve bilinmeyen zararları vardır. bunun en büyük etkisini dünya bioyakıt üretmek için ekili alanları kullanmaya başladığında ortaya çıkan besin fiyat artışı olarak gösterilebilir. rüzgar enerjisi ise rüzgar rejimini, güneş panelleride toprağın ısınma rejimini değiştireceği bütün aklı başında bilimadamları tarafından söylenmektedir.
enerji üretimindeki zorluklar nedeni ile dünya verimli enerji kullanımına geçmek zorundadır. içten yanmalı motor teknolojisi miladını dolduralı 50 yıl olmasına rağmen aptal kapitalist sistemin dayatması olarak ısrarla kullanılmaktadır. verimi hibrit yöntemlerle bile yüzde 50 yi geçemeyen bu teknoloji tahmin bile edilemeyecek kadar kısa bir süre içersinde müzelerdeki yerini alacaktır. sanayide ve günlük yaşamda verimi artırıcı prosesler kullanılmaya başlanacaktır, başlanmıştır.